bilgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

TAKSİKLE CEP TELEFONU ALMANIN YOLLARI VE FATURAYA TAKSİTLE TELEFON ALIP SATMAK


Günlük hayatta en çok kullanılan ürünler arasında cep telefonları en üst seviyede yer alıyor. Teknolojik gelişmeler ve her türlü imkânlar mobil cihazlar üzerinde yaşanmaya devam ediyor. Internet çok olması ile birlikte, mobil cihazlara olan ilgi oldukça fazlalaştı. Hal böyle olunca birçok kişi, yeni çıkan her türlü cep telefonunu almak istiyor. Cep telefonu almak isteyen kişiler, farklı yöntemler deneyerek taksitli cep telefonu almayı planlıyor. Cep telefonlarını olan ilginin bu denli artması ile birlikte birçok kuruluş ve firma taksitli bir şekilde cep telefonu veriyor. Taksitle cep telefonu almak sanıldığı kadar kolay değil. Fakat mutlaka sizin de işinize yarayacak birçok yöntem bulunuyor. Taksitli cep telefonu almanın belli başlı yöntemleri bulunuyor. Kendinize uygun yöntemi belirleyerek taksitli cep telefonu alabilirsiniz.

Taksitli Telefon Satışı Yapan Mağazalar İle İletişim Kurun

Birçok ürünü aynı anda satan büyük mağazalar, cep telefonu satışını da sağlıyor. Büyük mağazalara hesap açtırmıştır olduğunuz takdirde, düzenli ödemelerinizi gerçekleştirirsiniz taksitli cep telefonu alabilirsiniz. Bu tarz büyük mağazalar, bünyesinde bulundurduğu cep telefonlarını müşterilere taksitli bir şekilde sunuyor. Birbirinden farklı cep telefonlarını, 12 aydan 24 ay taksit seçenekleri ile satımını gerçekleştiriyor. Cep telefonu satışı yapan bu tarz büyük mağazalar, ödeyeceğiniz taksit sayısına göre faiz uygulaması yapıyor. Örneğin alacağınız cep telefonuna 12 ay ila 24 ay arasında taksit yaptırıyorsanız, mevcut telefonun üzerine mağazanın koymuş olduğu faiz uygulanıyor. Telefonun toplam tutarı faizi ile birlikte hesaplanıyor. Ne belirlemiş olduğunuz ödeme aylarına bölünerek, aylık olarak sizden tahsil ediliyor. Bu tarz satış yapan mağazalardan taksitli telefon alışı yapabilirsiniz.


Kredi Kartı İle Taksitli Telefon Alımını Deneyin

Kullanmış olduğunuz kredi kartı ile taksitli bir şekilde telefon almanız mümkün. Kredi kartı ile satış yapan birçok mağaza bulunuyor. Kartınızın sunmuş olduğu özellikleri kullanarak düşük faiz fiyatları ile taksitli telefon alabilirsiniz. Alacağınız taksit sayısına göre, mevcut telefonun üzerinden hesaplamalar yapılıyor. Kredi kartınıza peşin olarak hizmet sunan mağazalarda bulunuyor. Bu tarz mağazalardan kredi kartına peşin olarak hizmet aldığınız da, herhangi bir faiz ödemezsiniz. Bu sayede ekonomik bir şekilde taksitli telefon alışı yapabilirsiniz. Yönetmeliklerin yeni çıkarmış olduğu kanuna göre, bu tarz mobil cihazlarda ve teknolojik aletler de taksit sayısı 24 aydan 10 aya indirildi. Bu şekilde satış yapan firmalar 10 ay vade uyguluyor. Kredi kartı ile taksitli bir şekilde cep telefonu alabilirsiniz. Kredi kartınızın hangi telefonları kaç taksit ile vereceğini araştırarak, istemiş olduğumuz telefonu tercih edebilirsiniz.

Kullanılan Faturalı Hat Üzerine Telefon Almayı Deneyin

Mobil cihazınızda kullanmış olduğunuz faturalı hatlar üzerine telefon almanız mümkündür. Eğer faturalı hat müşterisi iseniz, faturanız üzerinden taksitli bir şekilde telefon almanız mümkün oluyor. Kullanmakta olduğunuz mobil operatör, taksitli bir şekilde telefon almanızı destekliyorsa, uygun taksitlerle cep telefonu almalı mümkün oluyor. Faturaya ek olarak alabileceğiniz taksitli telefon, aylık olarak düzenli ödemeler ile gerçekleştirebileceğiniz taksitlere bölünüyor. Kullanmakta olduğunuz hattın fiyatı ile almış olduğunuz mobil cihazların taksiti, aynı anda tek bir taksit üzerinden ödeniyor. Genellikle 8 veya 12 aya kadar taksitli bir şekilde operatör üzerinden telefon almanız mümkün oluyor. Taksitli olarak bu yöntemi seçerseniz, aylık olarak belli meblağ ödeyerek cep telefonuna sahip olabilirsiniz. Taksitli bir şekilde hangi cep telefonu almak sizin için uygun ise o yöntemi tercih ederek cep telefonuna sahip olabilirsiniz.

Devamını Oku

HENDRIK ANTOON LORENTZ KİMDİR?


Arnhem'de (Hollanda) doğdu ve Leyden Üniversitesi'nde okudu. 19 yaşında Arnhem'e döndü ve bir taraftan Maxwell'in elektromanyetizma teorisini ışığın kırılma ve yansımasının ayrıntılarını açıklayacak şekilde genişleten bir doktora tezi hazırlarken, oradaki lisede öğretmenlik yaptı.






1878'de Leyden'de, Hollanda'da ilk defa oluşturulan kuramsal fizik profesörlüğüne atandı ve burada Haarlem'e taşınıncaya kadar 34 yıl kaldı. Lorentz, Maxwell'in kuramını yeniden formüle etmeye ve basitleştirmeye devam etti ve elektromanyetik alanların atomcul düzeydeki elektrik yükleri tarafınca yaratıldığı fikrini ileri sürdü. Atomların ışık yayması ve değişik optik olayların atomlardaki elektronların hareket ve etkileşmeleri ile açıklanabileceğini önerdi.



1896'da öğrencilerinden Pieter Zeeman'ın bir manyetik alanda ışıma icra eden atomların yaydığı tayf çizgilerinin, birbirlerinden az farklı frekanslardaki bileşenlere yarıldığını keşfi, Lorentz'in çalışmalarını doğruladı ve 1902'de her ikisine de Nobel ödülünü kazanmıştırrdı.





          Bir referans sistemindeki elektromanyetik nicelikleri, birinciye gore hareket eden bir başka referans sistemindeki değerlerine dönüştüren denklemleri, Lorentz'in ilk kere 1895'te bulmasına karşın, bu tarz şeylerin önemi sadece 10 yıl sonra Einstein'ın özel görelilik kuramıyla anlaşıldı. Lorentz (ve ondan bağlarımsız olarak İrlandalı fizikçi G. F. Fitzgerald), Michelson-Morley deneyinin negatif sonucunun, gözlemciye gore meydana getirilen hareket doğrultusundaki uzunlukların büzüleceğim kabul ederek açıklanabileceğini öne sürdü. 

Daha sonraki deneyler, bu tür büzülmelerin gerçekleştiğini, fakat bunların Michelson-Morley sonucunun gerçek sebebi olmadığını, bu sebebin evrensel bir referans sistemi görevi görecek bir "esîr"in bulunmaması bulunduğunu gösterdi.
Devamını Oku

INSTAGRAM'DA POPÜLER OLMAK

Instagram günde 60 milyon içeriğin paylaşıldığı ve yaklaşık 1.6 milyar beğeniye ulaşan, tüm dünyada kullanılan en popüler ve en fazla insana ulaşabileceğiniz sosyal medya platformu. İlk zamanlarında çocuklar için yapılmış bir uygulama gibi dursa da günümüzde birçok marka ve kişi için içeriğini paylaşabildiği bir yere dönüştü. Peki siz instagram’da paylaştığınız içeriğinizi nasıl daha fazla kişiye tanıtırsınız? İnsanlarla nasıl daha fazla etkileşim içinde bulunursunuz?



Yapabileceğiniz ilk şey içeriğinizin altında hashtag yani etiket bulundurmak. Kendinize bir etiket oluşturdunuz. Bunu gören insanlar nasıl size ulaşacak bu etiketin size ait olduğunu nasıl bilecek? Öncelikle kendiniz için oluşturduğunuz bu etiketi alın ve profilinizde kullanın. Bunu yaptıktan sonra hala istediğiniz etkileşimi sağlayamadıysanız oluşturduğunuz bu etiketi internetin olmadığı ortamlarda da kullanın. Mesela bastırdığınız broşürünüzde veya mağazanızda bu etiketi kullanın.


Etiket bulmamız gerektiğinde en dikkatli olmamız gereken konu etiketin açıklayıcı olması. Etiket eğlenceli olabilir. Ya da farklı şeylerden yola çıkılarak zekice tasarlanmış olabilir. Ne olursa olsun sıkıcı bir etiket olmasın bize yeter.
Etkileşimi daha rahat sağlayabilmek için paylaşımlarınızın altına açıklama ekleyin. Belki sadece görselle de anlatabilirsiniz ama etkileşimi sağlamak çok daha zor olacaktır.
Sizinle benzer içerikler üreten kişileri kurumları takip edin. Paylaştığı şeyleri mükemmel olarak tanımlayabileceğiniz kişileri takip etmek sizin yeni fikirler elde etmenizi de sağlayacaktır. 



Profilinizde etiketlendiğiniz fotoğrafların bulunmaması sizin yararınıza olacaktır. Birisi sizi etiketlediğinde o fotoğrafı tamamen silemiyorsunuz ama ‘Ayarlar-Etiketleri Düzenle-Profil Sayfasında Gizle’ adımlarını takip ederek bunları gizleyebiliyorsunuz. Bununla uğraşmak istemiyorsanız bütün kontrol sizin elinizde olabilir. Etiketlendiğiniz fotoğraflar paylaşılmadan önce sizin onayınızdan geçerse bu durum sizin canınızı sıkmaz.
Daha fazla etkileşime sahip olmak istiyorsanız kendi tarzınızı instagram’a yansıtabilirsiniz. Ortama, diğer inşalara benzemeye onlara uymaya çalışmayın. Farklı olup kendi tarzınızı bulun ve bunu devam ettirin.


Filtre kullanmak… Bazen son derece güzel bir etki yaratsa da fotoğrafı gerçekte olduğundan çok daha fazla değişime uğratırsanız bu sizin insanlarla olan etkileşiminizi düşürecektir.


Düzenli ve doğru zamanlarda paylaşımlar yapın. Bu sizin takipçilerinizle kopmamanızı sağlayacaktır. Doğru zamanda paylaşım yapmaktan kastımız ise takipçilerinizin aktif olduğu zamanı saptamaya çalışın.
Son olarak trafik çekmek… Hesabınızın adresini sosyal medya hesaplarınızda paylaşın. Ya da bir siteniz varsa orada da yayınlayabilirsiniz. Böylece trafiğinizi arttırmış olursunuz.


Devamını Oku

SÜT SAKLAMA POŞETLERİ VE KAPLARI "ANNE VE BEBEK"

Başta teknolojik gelişmeler olmak üzere bir çok sebep, yaşam tarzımızda önemli değişikliklere yol açmaktadır. Önceden kadınlar çalışma hayatında çok az yer alıyordu. Şimdi ise bir çok kadın çalışmak durumunda kalmakta bu da kadınlar için önemli problemleri beraberinde getirmektedir. Toplum sağlığının bozulmaması için anne ve bebek sağlığının korunması mecburiyeti vardır. Bebeklerin sağlıklı büyümesi için mutlaka yeterli süre anne sütü almaları gereklidir.



Bebeğin beslenmesinde anne sütüne alternatif olacak bir gıda henüz bulunamamıştır. Anne sütünden mahrum büyüyen bebeklerde, anne sütü eksikliğine bağlı çeşitli problemler yaşanması muhtemeldir. Sütü az gelen veya çalışmak zorunda olup da emzirmeye vakit bulamayan anneler için, sütün sağılarak süt saklama kapları ve poşetleri ile muhafaza edildikten sonra gerektiği zamanlarda bebeğe verilmesi bir çözüm olarak uygulanmaktadır.


Süt sağıldıktan sonra içerdiği vitaminlerin ve proteinlerin kaybolmaması için, özel olarak üretilmiş süt saklama poşetleri ve kapları kullanılması gerekir. Anne sütü olma özelliğini kaybetmiş bir sütün, bebeğe hiçbir yarar sağlamayacağı açıktır. Ayrıca sütün muhafaza edileceği kapların da sağlıklı malzemelerden üretilmiş kaliteli ürünler olması gerekmektedir. 
Devamını Oku

BEBEK BAKIM ÜRÜNLERİ "BURUN POMPASI,TIRNAK MAKASI VB."


Bebeklerin bakımı ve sağlıklı büyümeleri için, son dönemlerde çok çeşitli yeni ürünler geliştirilmiştir. Burun pompaları, tırnak makasları, sıcak su torbaları bunlardan birkaçıdır. Bebeklerde sıkça görülen rahatsızlıklardan biri de burun tıkanıklığıdır. Bilindiği gibi bebekler burunlarını kendileri temizleyemezler. Bu amaçla üretilen burun pompaları, pratik kullanımlarıyla, bebeğin rahat nefes almasını ve uyku düzenine kavuşmasını sağlarlar.



Bebeklerde yaşanan diğer bir sorun da, tırnaklarının uzaması sebebiyle kendilerine zarar verme ihtimalidir. Her ne kadar kullanılan eldivenler bu sorunu çözer gibi görünse de en nihayetinde tırnaklarının sağlıklı bir şekilde kesilmeleri gerekecektir. Tırnakların bebeğe zarar vermeden, hijyenik ve güvenli bir şekilde kesilebilmesi için geliştirilen tırnak makasları mevcuttur

Ortam sıcaklığında oluşabilecek ani değişiklikler, bizleri ve elbette bebekleri de hasta eder. Bu soruna çözüm olarak, bebeği ani ısı değişimlerinden koruyan sıcak su torbaları üretilmiştir. Bu torbalar, bebeğin yanına konularak kullanılır ve sağlıklı malzemelerden üretilirler. Estetik bir görünümleri vardır ve yıkanabilirler. Ancak bu torbalara asla kaynar su konulmamalı ve bebeğe direkt temas ettirilmemelidir.



Devamını Oku

DİŞ İPLERİ

Diş temizliğinde asıl amaç, dişler üzerinde doğal olarak bulunan ve aldığımız gıdalarla daha da yoğunlaşan, içinde zararlı bakteriler barındıran plak tabakasının temizliğidir. Bu tabakanın yoğunlaşmasıyla bakteriler artar ve bu da diş ve ağız sağlığımızın bozulmasına yol açar. Diş plağının temizlenmesinin en etkili yolu mekanik temizlik dediğimiz diş fırçası ile yapılan temizliktir. Ancak diş fırçası plağın tamamen temizlenmesinde her zaman yeterli olmaz. Çünkü ağız içerisindeki ulaşılması zor bölgelerin ve özellikle diş aralarının, sadece diş fırçası ile temizlenmesi çok zordur. Dolayısı ile bu bölgelerin temizliğinde genellikle diş ipleri ve başka başka yardımcı araçlara gerek duyulur.



Diş aralarının bakteri plağından arındırılması ve diş aralarında çürük oluşunu önlemede önemli bir yeri olan diş ipleri genelde iki çeşit olarak üretilirler. Çok flamanlı olarak adlandırılan diş ipleri naylon malzemeden ve çok telli olarak üretilir. Farklı aromaları içermesi nedeniyle kullanım konforu sağlar. Ancak araları sıkı dişlerde kullanılırken yırtılıp kopma ihtimalleri vardır.


Devamını Oku

DİŞ FIRÇALARI

Diş sağlığı dendiğinde ilk aklımıza gelen diş fırçaları olmaktadır. Diş temizliğinin öneminin anlaşıldığı çok eski zamanlardan günümüze kadar, diş fırçaları işlevi gören çeşitli nesneler kullanılmıştır. İlk olarak MÖ.3000 yıllarında, ağaç dallarından yapılan malzemelerin diş temizliğinde kullanıldığını görüyoruz. İlerleyen yıllarda ise ağaç dallarının yerini ahşap ve kemik türü malzemelerden yapılan kürdan benzeri nesneler alıyor. İslam dünyasında ise misvak ağacının dalından yapılan diş fırçası kullanılmıştır. Daha sonraki yıllarda ise tebeşir, sodyum bikarbonat ve domuz ve at kıllarından yapılan fırçalar kullanılmaya başlanmıştır.



İyi bir diş fırçasından beklenen, öncelikle sağlıklı malzemelerden üretilmiş olması ve kıllarının diş ve diş etlerine zarar vermeyecek şekilde olmasıdır. Ayrıca ağız içinde her bölgeye kolayca erişebilmesi de gereklidir. Çünkü ulaşılamayan bölgelerde kalan yemek artıkları dişlerin çürümesine, tartar oluşumuna ve ağız kokusuna sebep olabilecektir.



Diş çürüklerine sebep olan dental plağın kaldırılması, hemen hemen her insanın hayalini kurduğu sağlıklı ve beyaz dişler için, diş fırçaları olmazsa olmaz bir araçtır. Hijyen ve etkili kullanım açısından diş fırçalarının en geç 3 ayda bir değiştirilmesi gereklidir.
Devamını Oku

ÇEMEN OTUNUN FAYDALARI NELERDİR?

Buyotu olarak da bilinen çemen otu Çin’den Akdeniz’e kadar yaygın bir alanda yetişmektedir. Tohumları tüketilirken bazı ülkelerde yeşil yaprakları ıspanak gibi de tüketilmektedir. Acımsı ve aromatik bir tada sahiptir. Çemen otu esasında kırk değişik çeşit madde bulunur. Kullanımı oldukça eski tarihlere dayanan çemen otunun günümüzde en yaygın kullanıldığı mutfaklar aromayı ve baharatı seven Ortadoğu ve Hint mutfaklarıdır.


Türk mutfağında bu ot çemen tozu şeklinde kullanılır. Çemen tozu çemen otunun tohumları kurutularak elde edilen acımsı ve bol aromalı bir baharattır. Tahmin edileceği üzere en çok Kayseri’de pastırma üretiminde kullanılır.
Diğer ülkelerde öğütülmüş olarak et yemeklerinde, yemek soslarında ve turşularda kullanılmaktadır. Ülkemizde de bol miktarda salça ve birkaç farklı baharatla da karıştırarak kahvaltılık sos olarak tüketilmektedir.
Çemen otunun bitkisel tedavi yöntemleri arasında da önemli bir yeri vardır. Leziz bir baharat olmasının yanı sıra çay şeklinde demlenerek tedavi amaçlı da kullanılmaktadır.

Faydaları

  • Kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur.
  • Kolesterol seviyesini düşürür.
  • Böbrek hastalıklarının tedavisinde kullanılır.
  • Menapoz belirtilerini hafifletir.
  • Adet dönemi sancıları için ağrı kesici özelliği taşır.
  • Anne sütü miktarını arttırır.
  • Tip 2 diyabet hastalarında kan şekerini düşürdüğü tespit edilmiştir.
  • Yüksek kan şekerine bağlı olarak oluşan sinir ağrıları, aşırı susama, ciltteki enfeksiyonlar, sık sık idrara çıkmak gibi sorunları hafiflettiği görülmüştür.
  • İştah açıcı etkisi vardır.
  • Sindirim sisteminin daha sağlıklı çalışmasına yardımcı olur.
  • Çayın dışında harici kullanım ile cilt yüzeyinde oluşan iltihaplı yaraların, egzamanın ve çıbanların tedavisinde kullanılır.
Çemen otu tohum ve filizlerini az miktarda bitkisel bir yağ ile karıştırdıktan sonra bir macun hazırlayabilir ve kendi göğüs dolgunlaştırıcı kreminizi yapabilirsiniz. Çemen otunun içerisinde bulunan diosgenin maddesi östrojen yani kadınlık hormonunun yarı sentetik formunu elde etmek için kullanılan bir kimyasal türüdür. Östrojenin başlıca etkilerinden biri göğüslerde yarattığı büyüme etkisidir. Göğüs hücrelerinin büyümesine yol açarak daha dolgun göğüslere sahip olmayı sağlar. Göğüs dokuları bitkisel ürünleri belli bir miktarda emebilme özelliğine sahiptir. Bu sebeple bu macun kullanılarak doğal yoldan dolgunlaşmış göğüslere sahip olunabilir. Bu elbette estetik bir müdahale ile oluşan büyümeyi sağlamayacaktır ancak Dr. James Duke yaptığı araştırmalarda bu yöntemlerin işe yaradığından bahsetmiştir. Aynı zamanda çemen otu tozu ile göğüslere masaj yapmanın da faydalı olabileceğini söylemiştir.
Çemen otu çayı çemen otunun tohumları kullanılarak hazırlanır. Çemen otu çayı hazırlanırken en önemli nokta bütün tohumların kullanılmasıdır. Kırılmış, öğütülmüş haldeki tohumlardan değil bütün haldeki tohumlardan kullanmanız gerekir.
İki farklı demleme yöntemi vardır. 
Bunlardan ilki soğuk demleme yöntemidir. 2 su bardağı suyun içerisine 1 tatlı kaşığı ( ortalama 5 gram ) çemen otu tohumunu koyduktan sonra 3 saat bekleyip tohumları süzün. Soğuk demleme yöntemi ile elde ettiğiniz bu çayı ısıtarak da tüketebilirsiniz.
İkinci yöntem ise sıcak demleme yöntemidir. 250 ml suyu kaynattıktan sonra altını kapatın ve içerisine yine 1 tatlı kaşığı ( yaklaşık 5 gram ) çemen otu tohumunu ilave edin. Yaklaşık 20 dakika demledikten sonra tohumları süzerek tüketebilirsiniz.
Çemen otunun aşırı tüketildiği durumlarda gaz problemleri yaşanabilir. Bunun beraberinde baş dönmesi ve ishal gibi yan etkiler de gösterebilmektedir.
Cerrahi operasyonlar öncesinde kullanılmaması gerekir aksi takdirde kanamayı arttırabilir.
Ayrıca çemen otu üzerinde yapılan araştırmalarda kanda bulunan potasyum seviyesini düşürdüğü yönünde tespitler bulunmaktadır. Bu sebeple potasyum düşüklüğü olan kişilerin kullanması sakıncalı olabilir.
Hamilelik ve emzirme döneminde olan kişilerin kullanmadan önce bir doktora danışmaları gerekmektedir.
Diyabetli hastaların da belirtilen faydalar sebebiyle çemen otu kullanmadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerekmektedir.

Devamını Oku

VANİLYA ÇUBUĞU NASIL KULLANILIR?

Vatanı Meksika, Antil, Cava ve Madagaskar olan vanilyanın Latince ismi Vanilla planifolia’dır. Salepgiller familyasından olan bitki daha çok tropikal ülkelerde yetişmektedir. Aslında bir bağ bitkisidir. Tarihi çok eski dönemlere dayanan bitkinin hikayesi de ilginçtir. Ekolojik alanlarda bulunan bitki, daha çok Meksika’nın Atlantik okyanusu tarafında ve Güney Amerika’nın kuzeydoğusunda yetişmekteydi. İlk dönemlerde, kokusu nedeniyle tapınaklarda kötü ruhları uzaklaştırmak için kullanılan bitkiyi, daha sonraları Meksika halkı, içeceklerine lezzet katmak için kullanmaya başladı.


Amerika kıtasının keşfinden sonra, İspanyollar tarafından 1520 yıllarında kakao bitkisi ile birlikte Avrupa’ya getirilerek, bitkinin tüm dünyada bilinmesi sağlandı. Bitkinin yetiştirilmesi ayrı bir özen gerektirmektedir. Yetiştiği bölgelere özgü bir arı cinsi tarafından polenize edilerek yetişen vanilyayı,  Edmond Albuis tarafından elle polinize etme yöntemi bulunduktan sonra diğer bölgelerde yetiştirebilme imkanı da bulunmuş oldu. 
Vanilya çiçeğinin yaprakları yassı, etli ve sapsızdır. İki uca doğru incelen yaprakları bulunmaktadır, meyvesi 15-20 cm kadar uzamakta olan bitkinin tadı acıdır ama kokusu çok hoş ve iştah açıcı özelliğe sahiptir.
Dünyada 150 cins vanilya bulunmaktadır, ancak ticari amaçla en çok Tahiti, Hint, Bourbon vanilyası yetiştirilmektedir. Yetişmesi uzun bir süre alan vanilya, ekildikten sonra ilk ürününü ancak 3 yıl sonra verebilmektedir. Vanilya çubuğu yeşil meyve halindeyken 9 ay boyunca tadını alması için bekletilir. Koparıldıktan sonra ise hala yeşildir ve tadı, aroması henüz tam anlamıyla olgunlaşmaz. Ancak, çubuk güneşte kuruduktan sonra bildiğimiz tada ve aromaya kavuşur. Çok fazla işçilik gerektiren vanilyanın tarımı, hiçbir zirai araç, kimyasal gübre, ilaç kullanılmadan tamamen elle yapıldığından dünyada safrandan sonra en pahalı ikinci baharattır. 
Vanilya çubuğundan elde edilen çeşitli şuruplar, tozlar bulunur. Ama piyasada satılan vanilyalı ürünlerin içinde gerçek vanilyadan çok, vanilya aroması bulunmaktadır.  ancak,vanilya çubuğu direk kullanıldığında daha çok aroma ve lezzet vermektedir. Vanilya çubuğunun öğütülmüş hali ve özünden de yararlanılabilir. Mide, sinir sistemi, sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri olduğu gözlemlenmiştir. Kokusunun güzelliğinden ötürü parfüm sanayisinin de vazgeçilmez baharatlarından biridir. Gıda sanayinde en çok tatlılarda, dondurmalarda kullanılır.

Kullanım Önerileri

Vanilya çubuğundan çeşitli şekillerde faydalanabilmek mümkündür. Bir sütlü tatlı yapılacaksa, vanilya çubuğunu kaynamakta olan sütün içine tüm olarak atabiliriz. Ancak, genelde profesyonel aşçılar ve bir çok ev kadını, vanilya çubuğunun içindeki özütü kullanmayı tercih etmektedir. Özütü alabilmek için, vanilya çubuğu düz bir zemine yatırılır, bıçağın ucuyla çubuk baştan sona kesilir. Daha sonra, bıçağın kenar kısmı ile vanilya çubuğu içindeki özüt kazınarak çıkartılır ve isteğe bağlı olarak malzemenin içine katılır.
Bir başka yöntem, bal, reçel gibi şekerli tatlıların içine bir vanilya çubuğu konularak birkaç hafta bekletilmesidir. Bu süreçten sonrasında yoğun bir tat ve kokuya sahip bir tatlı elde edilmiş olur.
Bunun dışında, vanilya çubuğunu aktarlarda öğütülmüş halde alabilir veya evde öğütebilirsiniz. Öğütülmüş vanilyayı şekerle karıştırıp ayrı bir kapta bekletebilir, tatlı, dondurma yapımında veya süsleme amacıyla kullanabilirsiniz.
Marketlerden yada aktarlardan alınan vanilya çubuklarını mümkün olduğunca hava almayan bir kapta ve güneş görmeyen bir yerde 1 yıla kadar saklayabilirsiniz. Buzdolabı yada derin dondurucularda saklanması tavsiye edilmez. Kapalı bir kapta sakladığınız vanilya çubuklarınızı yine de birkaç haftada bir havalandırmanız gerekir. Bu süreyi geçmiş olan vanilya çubukları kullanılmamalıdır. Bayat olarak satılan yada bayatlamış olduğundan şüphelendiğiniz vanilya çubuklarını anlamak için koklamanız yeterli. Eğer aroması çok keskin değilse çubuk bayat demektir. Nemden, rutubetten, ani ısı değişikliklerinden, küften korumayı başarabilirseniz, vanilyalarınızı gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz.


Devamını Oku

BEBEK BESLENMESİ HAKKINDA BİLGİLENDİRME?

Yeni bebek sahibi olmuş anne babalar, hele de bu ilk çocuklarıysa, bebeklerine nasıl bakacakları, besleyecekleri, dikkat edecekleri konusunda bir hayli telaşlıdır. Küçük yavrularının ne yemesi gerektiğini kestiremeyen ebeveynler bu konu üzerine bir hayli düşünmek zorunda kalırlar. Yeni doğmuş bebekler belki çok yemez ama sık beslendikleri de bir gerçektir. Bu yüzden, bebeğin ne yediğine dikkat edilmelidir.


Yeni bebek sahibi olmuş anne babaların beslenme konusunda karşılaştıkları ilk soru bebeği anne sütüyle mi yoksa biberonla mı besleyecekleri olur. Bazı kadınlar en başından beri bebeklerini anne sütüyle mi yoksa mamayla mı besleyeceklerini bilirlerken, diğerleri bir türlü karar veremez.
Çocuk sağlığıyla ilgili kurumların çoğu emzirmeyi ve bu konuda yapılacak en mantıklı seçimin anne sütü olduğunu savunur. Emzirmenin, yeni doğmuş bir bebeği beslemenin en harika yolu olduğu ve sayısız yarar sağladığı konusunda şüphe yoktur. Ama her kadın aynı değildir ve hayat şartları her kadın için farklıdır, bu şartlar anne babaları, bebeği mamayla beslemeye de yönlendirebilir. Bebeklerini anne sütü yerine, mama ile besleyen kadınlar, bebekleri arasında güçlü bir bağ oluşamayacağı hissine kapılsalar da bu duygular yersizdir. Her iki seçenek de bebeğin büyümesi ve hayatta kalması için gereken besinleri sağlayacaktır.
Bebeklerin, 1 yaşına kadar anne sütüyle beslenmesi uygun görülür. Eğer ki biberonla beslenmiyorsa bebeğe bu adımı attırmak kolay olmayabilir. Zamanlamanın doğru olması önemlidir. Bebekler 6 aylıkken de katı gıdayla tanışabilirler, 1 yaşından sonra da. Bu kararın anne tarafından, bebeğin o zamana kadar olan davranışları ve alışkanlıklarına göre verilmesi gerekir.
Eğer ki bebek, 1 yaşından önce anne sütünden kesildiyse, anne sütü yerine demir takviyeli mamalar verilmelidir. Bebek mamalarının içinde olması gereken miktarda karbonhidrat vardır, yağ ve protein yüzdeleri de doğru miktardadır. Bu konuda çocuk doktoru iyi tavsiyeler verebilir. 1 yaşından önce bebeğe inek sütü de vermek doğru olmaz. Piyasadaki birçok mama zaten inek sütü bazlıdır ama bebeğe doğrudan inek sütü vermek bünyesi açısından yanlıştır.
Anne sütü ve mamalardan sonra bebeği katı gıdalarla tanıştırmak gelir. Bu tanışıklık için mamalar gibi kesin doğru bir zaman yoktur. Çoğu doktor bebeği 6 aydan önce katı gıdayla beslemenin doğru olmadığını savunur. Katı gıdaya başlamadan önce bebeğin doktorunun veya sağlık ekibinden başka birinin fikrini almak doğru olur. Bu kişiler size tavsiyelerde bulunup pratik ipuçları verebilirler.
Başlangıç olarak bebeğe, bebek gevreği, püre haline getirilmiş et, sebze ve meyve, ince doğranmış elle yenen yiyecekler ve katkısız meyve suları vermek doğru olacaktır. Ama bebeğe üzüm, sosis ve akide şekeri gibi küçük ve kaygan yiyecekler, patlamış mısır, çiğ havuç ve kuruyemiş gibi çiğnenmesi zor, kuru yiyecekler, fıstık ezmesi ve büyük et parçaları gibi yapışkan ya da sert yiyecekler vermek, boğulmasına sebep olabileceğinden dolayı yanlıştır.

Devamını Oku

İNCİR KURUTMA YÖNTEMLERİ NELERDİR?

İncir: Latince ismi Ficus Carica olan İncirin anavatanı, Güneybatı Asya ve Doğu Akdeniz bölgesidir. Dutgiller familyasından, küçük ağaçcık cinsinden bir bitkinin meyvesidir. Ağaçları erkek ve dişi olarak farklılık gösterir. Dişi ağaçların meyvesi yenilebilir kalitede büyük ve fazladır. Erkek ağaçların meyvesi ise küçük ve tatsızdır. Bu nedenle erkek ağaçlar tozlaşma için kullanılır. Dişi ağaçların yanına bir erkek ağaç dikilir ve mazı böcekleri kanalıyla çiçek tozları dişi ağaca taşınarak döllenme gerçekleşir. İçeriğinde A, B, C vitaminleri bulunur. Meyvenin %30-40’ı şekerden oluşur. Yapraklarından elde edilen incir sütü siğiller ve ciltte oluşan sivilceler için kullanılır. Taze toplanmış yaprakların lapa haline getirilmesiyle elde edilen karışım ile yaralara kompres yapılabilir.


Türkiye, incir üretiminde dünyada ilk sırada gelmektedir. Ülkemizde en fazla üretim Aydın ve Ege bölgesinde yapılmaktadır.
İncir, kışları ılık, yazları sıcak ve kurak geçen tropikal iklim kuşaklarında bol meyve verir. Yıllık ortalama sıcaklığın 18-20 derece olması incir üretimi için yeterli sıcaklıktır. Yüksek ve düşük sıcaklıkların etkin olduğu iklimler, incir yetiştiriciliğini olumsuz yönde etkiler. İncir, diğer meyvelerin aksine dalından koparıldıktan sonra Pazar olgunluğuna ulaşmaz. Dalından hangi olgunlukta koparılırsa o haliyle kalır. 
İncir Kurutma Yöntemleri
Özellikle Aydın ve İzmir’in Büyük ve Küçük Menderes havzalarında yetiştirilen incirler, dünyanın en kaliteli incirleridir. Bu bölgelerde üretilen incirler sarı lop denilen cinstendir. İncir kurutma dönemi, genel olarak sıcaklığın 30 dereceye çıktığı Ağustos ve Eylül aylarında yapılmaktadır. Taze tüketilecek incir ile kurutulacak incirin hasatları farklı yapılır. Taze tüketilecek incirler, yeni olgunluğunda toplanmalıdır. Hasat için genel olarak sabah serinliği tercih edilir. Bunun en önemli sebebi sıcakta toplandığında meyvelerin dayanma süresinin azalmasıdır.
Kurutmalık incirler ise dalında iyice olgunlaşıp, bir miktar suyunu kaybettikten sonra kendiliğinden ağaçların dibine düşer. Düşen incirler hemen toparlanarak direk güneş ışığı alan yerlerde bulunan sergilere dökülürler. Mümkünse incirlerin kurutulacağı alan yerden en az yarım yada 1 metre yüksekte, altı elek şeklinde hava alabilecek platformlardan oluşmalıdır. Geceleri de bir naylon veya branda ile incirlerin üzeri örtülmelidir. Böylece incirler daha hijyenik koşullarda kurutulmuş olacak ve zararlı böceklerden de korunması sağlanacaktır. Güneş ışığına maruz bırakılan incirler, sabah serinliklerinde kontrol edilip ters-düz edildikten sonra 3-5 gün içinde kurumuş olacaktır. Bunun dışında seraya benzeyen alçak tünel olarak ifade edilen 1-2 metre yüksekliğindeki her tarafı naylonla kaplı tünellerde de incirler kurutulabilir. Bu kurutma şekli ile daha temiz ürün alınabilir. Bir diğer kurutma yöntemiyse son dönemlerde kullanılmaya başlanan güneş kolektörü denilen tünellerdir. Bu sistemle daha kısa sürede hijyenik ürünler elde edilmektedir.
Evde incir kurutma yöntemleri:
Bahçeli evi veya balkonu müsait olan kişiler kendi evlerinde de incir kurutabilirler. Profesyonel kurutma yöntemlerinde olduğu gibi evde incir kurutulurken de hijyen koşullarına dikkat edilmesi gerekir. İncirler iyice yıkanıp kurulandıktan sonra mümkünse yerle temas etmeyecek yükseklikte, delikli kaplara yada eleklere serilmelidir. Ara sıra kontrol edilerek ters düz edilir. Geceleri üzeri kapatılmalı sabah tekrar açılmalıdır. Bunun dışında farklı bir kurutma yöntemi daha vardır. İncirler yıkandıktan sonra bir tencerede şekerle birlikte bir gece bekletilir. Ölçü; 2 kilo incir, 1 çay bardağı toz şeker şeklindedir. Ertesi gün incir altın sarısı renk alana dek kaynatılır. Sonrasında soğuması beklenir. Bir tepsiye birbirine yapışmayacak şekilde dizilir. Birkaç gün sonra ters düz edilerek 5-6 gün kurutulur. Kuruduklarından emin olduktan sonra, bir tatlı kaşığı nişasta ile karıştırıp kavanozlarda saklanabilir. Dilenirse pastaların içinde ve üzerinde süsleme malzemesi olarak da kullanılabilir.

Devamını Oku

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *