bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

BEKO MARKA ÜRÜNLER VE BEKO TARİHÇESİ


İki firmanın 1954 yılında baş harflerinin birleşmesiyle kurulan Beko bugün dünya teknoloji markalarından biri haline geldi. 1950'li yıllarında Türkiye’nin sanayileşmeye giderek daha fazla önem verdiği bu dönemlerde ve iki ortak tarafından kurulan firma bugün dünyanın önemli teknoloji markalarından biri olmuştur. Beko tarihçesi geçmişten günümüze birçok kişinin ilgisini çekecek önemli başarı hikayelerini de içermektedir.

1990'lı Yıllarda Yurt Dışına İhraç Edilmeye Başlandı

1954 yılında Beko ismi ile birleştirilerek şirket kurulduğu yıllarda general elektrik ampulünü satış bayiliği kurma fırsatını değerlendirerek Beko ticaret A.Ş olarak marka adına tescil ettirmiştir. Sadece yurt içinde değil aynı zamanda dünyanın birçok noktasında teknoloji ulaştıran Beko 1977 yılında Arçelik distribütörlüğüne devrederek Beko ticaret olarak Türkiye beyaz eşya sektöründe faaliyete başlamıştır. 1990'lı yıllara gelindiğinde artık yurtdışı satışlarına da başlayan Beko Türkiye’nin teknoloji ihraç eden markalarından biri haline gelmiştir. Yurt dışında satışa sunulan Türkiye’nin ilk beyaz eşya markası Beko dünya markası olma yolunda önemli adımlar atmıştır. Türkiye pazarındaki başarısını yurt dışında da taşımak isteyen Beko bugün 100 dan fazla ülkeye teknoloji ihraç eder seviyeye gelmiştir. Geniş ürün yelpazesi ile müşterilerin ihtiyacı olan birçok ürünü birinci sınıf kalitede müşterilerin kullanımına sunmaya devam ediyor.

Beko Ürünleri İle Kalitesi İle Öne Çıkıyor

Ülkemizin teknoloji markası olarak faaliyetlerini sürdüren Beko bugün, sadece Türkiye değil dünyanın birçok ülkesine teknoloji ihraç ediyor. Bu konuda yenilenen teknolojiyi yakından takip ederek birinci sınıf ürünleri müşterilerin kullanımına sunan Beko ile siz de çeşitli ürünleri tercih ederek yaşam alanlarınızda kullanabilirsiniz.
·         Beyaz eşya
·         Ankastre
·         Isıtma-soğutma
·         Küçük ev aletleri
Dünya markası olma yolunda önemli adımlar atan Beko yarım asırdan fazla edindiği bilgi ile en iyi hizmeti sunmaya devam ediyor. Kaliteli ve uzun ömürlü Beko markasına ait ürünleri siz de güvenle tercih ederek kullanabilirsiniz.

Beko Birçok Teknolojik Ürün Seçeneği Sunuyor

Bulaşık makinesinden tutun da kurutma makinesi ve kurutmalı çamaşır makinesine kadar birçok ürün seçeneği ile çeşitli alternatif sunmaya devam ediyor. Fırın, set üstü ocak, buzdolabı ve derin dondurucu gibi çeşitli elektronik ürünleri bulabileceğiniz Beko bugün dünyanın tercih ettiği teknoloji markalarından bir tanesi olmuştur.  Sadece ülkemizde değil aynı zaman da dünyanın birçok noktasında da teknoloji ihraç eden Beko, değerini her geçen gün katlayarak büyük marka olma yolunda önemli adımlar atmaktadır. Bu kapsamda baktığımızda Beko bugün Türkiye’nin en önemli markalarından bir tanesi konumuna geldiğini görüyoruz. Bunun yanı sıra Beko dünya marka değerlendirmesi sıralamasında yine öne çıkan markalardan bir tanesidir.

Ürün Özellikleri Kullanıcıya Önemli Avantajlar Sağlıyor

Yaşam alanlarımızın vazgeçilmezi olan birçok ürün grubunun üretim ve satışını yapan markaya ait ürünleri siz de güvenle tercih ederek satın alabilirsiniz. Televizyondan tutunda, buzdolabı, mini fırın, küçük ev aletleri ve daha birçok ürünü kullanıcıların beğenisine sunuyor. Yeni nesil teknolojik özellikleri barındırarak üretilen ürünler aynı zamanda kullanım özelliği ile çeşitli avantajlar sağlıyor. Bulaşık makinesinden tutunda buzdolabı ve çamaşır makinesine kadar az enerji ve yüksek verimlilik özellikleri ile siz de dünya markası Beko ürünleri ile uzun yıllar güvenle ihtiyaçlarınızı giderebilirsiniz. Dünyanın önde gelen teknoloji markaları ile yarışan markaya ait tüm ürünleri siz de severek tercih edebilir ve kullanabilirsiniz. Beko dünya markası olma yolunda önemli adımlar atmıştır. Türkiye pazarındaki başarısını yurt dışında da taşımak isteyen Beko bugün 100 dan fazla ülkeye teknoloji ihraç etmeye devam ediyor.


Devamını Oku

JOHANNES GUTENBERG KİMDİR?

Johannes Gutenberg hayatı, biyografisi, Çağdaş matbaayı Avrupa'da uygulayan birey,
Johannes Gutenberg (1398 – 3 Şubat 1468), 1447 senesinde hareketli parçalar ile yazı baskısını Avrupa'da başlatan, kuyumcu, matbaacı ve yayıncıdır. Gutenberg'in buluşu çağdaş dönemin en önemli olayı ve matbaa devriminin başlangıcı, kendisi de çağdaş matbaacılığın babası kabul edilir.
Aslolan adı: Johannes Gensfleisch zur Laden. Kuyumculuk yaparken esnaf ayaklanmasında Strasbourg"a sürüldü (1430). Bir süre değerli taş işlemeciliği ve aynacılıkla uğraştı. 1437′den başlayarak matbaacılığa ilgi duymaya başladı.


O dönemde kullanılmakta olan desen yahut harfler oyulmuş tahta levhalardan oluşan xylografi tekniğini geliştirerek belirli harfleri bir araya getirip çok sayıda basım yapma tekniğine dayanan tipografiyi buldu (1450). 1448′de basımevini kurarken borç aldığı Johann Fust"a borcunu ödeyemeyince basımevine ortak olan Fust, 1455′te mahkemeye başvurarak basımevine ve aynı yıl basılan Gutenberg İncili adıyla malum 42 Satırlık İncil"e el koydurdu; 1457′de 5 senedir Gutenberg"in yanında çalışan damadı Peter ile birlikte Mainzer Psalterium"u (Mainz Mezamiri) bastı.

Yaşam deliğinin son yılları zaruret içinde geçen Gutenberg"i Mainz Başpiskoposu II. Adolf von Nassau korumasına alarak (1465) çalışmalarına tekrar başlamasını sağladı. Ölümünden sonrasında buluşu hızla tüm Avrupa"ya yayıldı. 1901′de Mainz" de adına bir müze kurularak ölümsüzleştirildi.


Yaşamcığının son senelerı fakirlik içinde geçen Gutenberg"i Mainz Başpiskoposu II. Adolf von Nassau korumasına alarak (1465) çalışmalarına yeniden başlamasını sağladı. Ölümünden sonra buluşu hızla tüm Avrupa"ya yayıldı. 1901′de Mainz" de adına bir müze kurularak ölümsüzleştirildi.

Devamını Oku

JOHANN GREGOR MENDEL KİMDİR?

Gregor Johann Mendel  kalıtım biliminin babası olarak anılan Avusturyalı bilim adamı, Mendel kanunlarının mucidi ve rahip.
Kalıtım biliminin öncüsü botanikçi, bitkiler üzerine yaptığı çalışmalarda, bir türün özelliklerinin kalıtım kanalıyla sonraki kuşaklara aktarıldığını bulmuştur. Mendel'in öne sürdüğü ilkeler, 20. Yüzyılın başlarında meydana getirilen deneylerle doğrulandıktan sonrasında, kalıtım kuramının bütün canlılar için geçerliliği saptanarak, biyolojinin temel ilkelerinden biri haline gelmiştir.

Genetik biliminin kurucusu Gregor Mendel, Avusturya imparatorluğuna dahil Çekoslavakya'da fakir bir köylü çocuğu olarak dünyaya gelir. O süre kırsal kesimde hala bir tür derebeylik egemendi. Topraksız köylüler için boğazca tokluğuna ırgatlık dışında fazla bir seçenek yoktu; tek kurtuluş yolu belki de eğitimdi. Ne var ki, eğitim de çoğunluk ilkokulla sınırlı kalmaktaydı; daha ilerisi için halkın parasal gücü yoktu. Hepimiz gibi Gregor'un da doğuştan alınyazısı babası gibi rençber olmaktı. Ama hayır, bu çocuk düzenin koyduğu engeli aşacak, kendine özgü kesinlik içinde kabiliyetini ortaya koyacaktı. İlkokuldaki başarısı göz kamaştırıcıydı. Öğretmenlerinin ısrarı üzerine aile, sonucunda çocuğun orta öğrenimi için izin verir. Gregor, evinden uzakta altı yıl bir yurtta yetersiz bir bakım ve beslenme koşullarına göğüs gererek okur; ama acısını uzun yıllar çekeceği yorgun, cılız ve sağlıksız bir bedenle mezun olur.

Mendel daha öğrencilik yıllarında bilimin büyüsüne kendini kaptırmış; özellikle botanik yoğun ilgi alanı olmuştu. Fakat yüksek öğrenim onun için ulaşılması güç bir hayaldi. Burs olanağı yoktu; kız kardeşinin bağışladığı çeyizi de kafi olmaktan uzaktı. Mendel için tek bir yol vardı: bir Katolik manastırına girmek. Avusturya’da botanik müzesi, bahçe bitkileri ve zengin kitaplığıyla ünlü Brünn Manastırı Mendel için ''ideal''bir öğrenim merkeziydi. Yirmibeş yaşlarında papaz ünvanını alan Mendel'in asıl özlemi hiç değilse bir ortaokulda öğretmen olmak, araştırmaları için daha elverişli bir ortam bulmaktı. Bu amaçla girdiği sınavda kafi görülmez. Genç papaz umudunu yitirmemiştir. Viyana Üniversitesi'nde dört sömestr fizik ve doğal tarih eğitimi görmüş oldukten sonrasında şansını tekrar dener. Fakat gene başarılı görülmez. Imtihan kurulu ön yargılıdır; kendine özgü değişik bir tutum sergileyen genci anlamaktan uzak kalır. Adayın özellikle evrim ve kalıtıma ilişkin görüşleri bağışlanır şeklinde değildi. Mendel için artık manastıra çekilip araştırmalarını bahçe bitkileri üzerinde sürdürmekten başka çare kalmamıştı.    


Canlılarda özelliklerin kuşaktan kuşağa geçişi, Mendel’in sürgit ilgi odağını oluşturan mevzudu. Herkes yeni doğmuş bir yavrunun atalarının özelliklerini taşıdığını biliyordu. Dahası, kimi yavrunun daha çok anaya, kimi yavrunun da daha çok babaya çektiği gözden kaçmıyordu. Sadece malum bu olayların bilimsel diyebileceğimiz bir açıklaması yoktu ortada.

 Mendel bezelyeler üzerindeki deneylerine öyle bir açıklama bulmak için koyulmuştu. Çalışmasını, bu amaçla seçtiği 22 bezelyenin boylu-bodur, sarı-yeşil, yuvarlak-buruşuk... Gibi 7 çift karşıt özellikleri üzerinde yoğunlaştırır. Örneğin, boylu ve bodur çeşitlerini çapraz döllendiğinde ilk kuşak melez ürünün tümüyle boylu bulunduğunu saptar. Melez ürünü kendi içinde dölleyerek elde etmiş olduğu ikinci dönem ürünün büyük bir kısmınün boylu, ufak bir kısmınün ise bodur olduğu görülür.Mendel iki çeşit arasındaki oranı hesaplar:1064 bitkinin yaklaşık 3/4'ü boylu,1/4'ü bodurdur.Örneklem büyüklüğünden meydana gelen olası hatayı göz önüne alan Mendel,oranı 3:1 olarak belirler.    Mendel başka bitkiler üzerinde yaptığı deneylerden de aynı sonucu almıştır. Daha sonra, biyologların böcek, balık, kuş ve memeliler üzerinde yürüttükleri deneylerde onun genetik teorisini doğrulamıştır.    

Mendel teorisi, evrim kuramının başlangıçta açıklamasız bıraktığı kimi önemli mevzulara da ışık tutmuştur. Evrimi organik seleksiyonla açıklayan Darwin de hepimiz benzer biçimde ana-baba özelliklerinin yavruda bir tür kaynaştığını varsayıyordu. Oysa bu doğru olsaydı, organik seleksiyonla üstmeşhurk kazanan özelliklerin kuşaklar boyu zayıflama sürecine girmesi beklenirdi. Örneğin,çok hızlı koşan bireyle koşma hızı düzgüsel bireyin çiftleşmesinden doğmuş ferdin koşma hızı ikisi arasında olacak,sonraki kuşaklarda fark daha da azalarak kaybolmaya yüz tutacaktır.

Darwin de bunun böyle olmadığının farkındaydı.Kaynaşma varsayımı ne kimi yavruların ana babadan yalnızca birine benzemesi vakasıyla,ne de ara sıra görüldüğü benzer biçimde,beklenmedik bir özellikle dünyaya gelme olayıyla bağdaşmaktaydı.Özelliklerin önceki kuşak yada kuşaklardan olduğu gibi ve ayrı birimler olarak yavruya geçtiği düşüncesi,Mendel kuramının getirdiği bir açıklamadır.    Mendel, kuramını 1865'te bilim çevrelerine sunmuştu. Sadece Mendel hayattayken ilgi çekmeyen kuramın önemi, otuz beş yıl sonrasında kavranır. Hugo de Vries ve Weismann gibi bilim adamlarının çalışmaları olmasaydı Mendel'in devrimsel atılımı kim bilir daha uzun süre aydınlıkna çıkamayacaktı.   

Genetik teorisi, evrim kuramına yeni bir boyut kazandırmakla kalmamış, günümüzde olumlu olumsuz çokça sözü edilen genetik mühendisliği denen bir çalışmaya da yol açmıştır.  

Devamını Oku

DAVİD HİLBERT KİMDİR?

Bir Alman matematikçisi olan David Hilbert, 1862 senesinde Königsberg'de doğdu. 1895 ile 1929 senelerİ arasında Göttingen Üniversitesinde profesörlük yaptı. Yirminci yüzyılın adım başların da, Alman matematik okulunun önderi sayılır. 1897 senesinde cisim terimini ve cebirsel sayılar cisminin kuramını kurdu. 1890 yıllarındaki ilk çalışmaları esnasında, cebirsel geometri ve modern cebirde önemli bir rol oynayan çok terimli idealleri kuramının temellerini atarak, invaryantlar kuramının temel kanunlarını ortaya koymayı başardı.


1899 senesinde, geometrinin temelleri üstüne araştırmalarının bit sentezi olan "Geometrinin Temelleri" adlı eserini yayınladı. Bu, matematiğin çeşitli bölümlerinde aksiyomlaştırma amacına yönelen bir çok verimli çalışmaya yol açtı. Somut görüntülere başvurmaktan kaçınan Hilbert, noktalar, doğrular ve düzlemler diye adlandırdığı "Üç nesne sistemini" matematiğe soktu.

Ne oldukları kati olarak gösterilmeyen bu nesneler, beş grupta toplanmış yirmi bir aksiyomla açıklanan bazı ilişkiler ortaya koyar. Ait olma, sıra, eşitlik yada denklik, paralellik ve süreklilik aksiyomu bunlardandır. Bundan sonrasında, aksiyomlardan birinin yada öbürünün doğrulanmadığı geometriler kurdu. Temel terimleri kendilerine aksiyomlarla yüklenen özelliklerden başka özelikleri bulunmayan mantıksal varlıklar olarak ele aldı.

Klasik matematiği savunmak ve ondaki apaçıklığı göstermek için Brouwer ile giriştiği tartışmalar, matematikte geniş biçimli incelemelere yol açtı. 1943 yılında Göttingen'de öldü.
Devamını Oku

NASA NEDİR?

Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi
 National Aeronautics and Space Administration - NASA 

Amerika Birleşik Devletleri'nin uzay programı çalışmalarından görevli olan kurum. 29 Temmuz 1958 tarihinde ABD Başkanı Dwight Eisenhower tarafından kurulmuştur. Daire, 1 Ekim 1958 tarihinden itibaren askeri amaçlardan ziyade sivil alanda barışçıl bir şekilde etkinlik göstermeye başlamıştır.



NASA, Ay'a dönük Apollo uçuşlarında, Skylab uzay istasyonu ve daha sonra uzay mekiği gibi çalışmalarla her süre ABD'nin uzay çalışmalarına yön vermiştir. Günümüzde NASA, Uluslararası Uzay İstasyonu'nu desteklemekte ve yeni Ares I ve Ares V iniş araçlarını geliştirmektedir. Uzay programı çalışmalarının yanı sıra uzun vadeli sivil ve askeri roket çalışmaları da NASA'nın çalışma alanlarının arasındadır.

Kuruluşu

NASA'nın öncüsü olan NACA 1915 senesinde kuruldu. NACA "National Advisory Committee for Aeronautics" Havacılık Alanında Ulusal Haber Alma Komitesi) uçaklar üzerinde çalışmaktaydı. Tayyare kanatları ve çeşitli cisimlerin hava ile etkileşimlerini araştıran kuruluş, zaman içinde birçok rüzgar tüneli inşa etmiş ve ABD Birleşik Devletleri'nin tüm savaş uçaklarının tasarımlarını yönlendiren bir birim haline gelmiştir. 1946'dan beri de Bell X-1 gibi süpersonik roket uçaklar üzerinde çalışıyordu.

1950'li yılların başlarında Uluslararası Jeofizik yılın da (1957-58) uzaya uydu gönderilmesi mevzusunda ülkeler arasında bir rekabet vardı. 4 Ekim 1957'de Sovyet Uzay Programı çerçevesinde uzaya ulaşmayı başaran ilk insan yapımı uydu "Sputnik 1" sayesinde bu rekabeti Sovyet Rusya kazanmıştı. Bu vaka "Sputnik Krizi" ABD'nin uzay alanında kendi başarılarını elde etme çabalarının tohumlarını oluşturur. II. Dünya Savaşı'nın ardından NACA'ya katılan Alman aerodinami uzmanları kuruma büyük katkılar sağlar. Özellikle jet motorları ve süpersonik uçakların tasarımında ilerleme kaydedilir. 29 Temmuz 1958'de ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower, kurumun adını NASA olarak değiştiren yasayı onayladı.

1 Ekim 1958'de NASA, 4 laboratuvar, 8.000 çalışanı ve yıllık 100 milyon dolarlık bütçesi ile 46 yıllık geçmişe haiz bir kurumun (NACA) ve liderliğini Wernher von Braun'un yaptığı Alman roket programının önemi emsalsiz katkılarıyla, köklü bir kurum haline gelir. Wernher von Braun halen Amerikan Uzay Programının babası olarak nitelendirilir. Ajansın çalışmalarının askeri fakatçlarla kullanılması için Şubat 1958'de The Advanced Research Projects Agency (ARPA) "İleri Araştırma Projeleri Ajansı" kurulur. Askeri Balistik füze Ajansı (Army Ballistic Missile Agency) ve Donanma Araştırma Laboratuvarı'nın bir kısmı da yine NASA'ya dahil edilen birimler arasındadır. Birleşik Devletler Hava Kuvvetleri'nin araştırmalarının bir kısmı da NASA'ya geçirme edildi. Aralık 1958'de Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü'nün Jet Propulsion Laboratory (Jet İtki Laboratuvarı) NASA'ya bağlandı.



Cape Canaveral diye bilinen dev uzay üssünde fırlatma rampaları, uzay kontrol merkezleri, telekomünikasyon sistemleri şeklinde sayısız tesis yer verilmiştir.

NASA'nın şimdiye kadar yaptığı uzay çalışmaları, büyük oranda başarıyla sonuçlanmış fakat ABD'ye milyarlarca dolara mal olmuştur. Özellikle Ay'ın fethiyle neticelanan Apollo programı, Skylab, uzay mekiği programları çok büyük harcamaları gerektirmiştir. Sadece 21. Yüzyıla doğru gerçekleştirilmesi beklenen büyük uzay istasyonları, Ay istasyonu ve Mars seferi programları yanında, önceki harcamaların çok küçük kalacağı hesaplanmaktadır.
Devamını Oku

NEDEN LİTYUM İYON "Lİ-İON" PİL?

Yeni teknolojik cihazlarda lityum denilen batarya teknolojisi kullanılmaktadır.Peki neden Lityum İyon (Li-ion) teknoloji kullanılıyor?Öncelikle Li-ion batarya teknolojisini tanıyalım;

Lityum iyon piller başka kimyasallarla hazırlanan denklerine oranla sıklıkla çok aşırı daha hafiftir. Bunun sebebi lityum iyon pillerin en üst seviyede doldurula bilme yoğunluklarıdır. Li-ion piller küçük ve taşınabilirdir. Li-yon piller için bellek etkisi derdi bulunmamaktadır, dolayısıyla bu pilleri şarj etmek için tam olarak boşalmalarını beklemek gerekmez. Bununla birlikte yine tıpkı sebepten dolayı ötürü şarjı yarıda kesmek pil için kötü bir etki yaratmaz.


Neden Lityum İyon Piller?

Aslında sorunun cevabı buraya kadar açıkladığını tahmin ediyorum ama biraz daha fazla bilgi göz çıkarmaz. 

  • Lityum iyon (Li-ion), bir çeşit yeniden doldurulabilir pillerdir. Neredeyse taşınabilir tüm yeni cihazlarda bu piller kullanılmaktadır.
  • Lityum iyon piller diğer kimyasallarla hazırlanan pillere oranla çok daha hafiftir.
  • Lityum iyon piller için tamamen boşalmadan şarj edebilirsiniz.
  • Hızlı dolum sistemi vardır. %80'e kadar hızlı dolum  geri kalan %20 kısımda  yavaşlar bunun nedeni ise daha uzun vadeli kullanımdır.


Not: Bataryaları tamamen yüzde '0 olacak şekilde boşaltmayın bu olay enerji kapasitesinde düşüş yapabilir.
Devamını Oku

TAKSİ DRONE

Belkide İstanbul trafiğine bir  çözüm olur? Ne dersiniz iş görür mü? Yoksa yere indiği gibi sanayiye parçalamaya mı götürülür ? Aslında beraberinde bir çok sorun ve çözümü olabilecek sorulara cevap olabilir.

Taksi Drone, evet teknolojinin hızlı gelişmesi ile birlikte uçan araba hayallerimiz gerçek oluyor. Daha toplumsal olmasa da taşımacılık sektöründe lider olabilir.Kargo dronlarını duymuşsunuzdur. Artık işleri dahada büyüterek insan taşıma amaçlı dronlar üretilmeye başlandı.



Drone firmaları kendi aralarındaki yarışma en iyi dronu üretme yolunda çok hızlı bir şekilde ilerliyorlar. Son zamanlarda şehir içi ulaşımda , 100 kilometreye kadar taşıma , ve 30-45 dk arası havada kalan droneler üretimi gerçeklemiş gözüküyor.

Temmuz ayında Dubai 'de kullanıma çıkacağı söylenen drone bir kişilik taşıma kapasitesi mevcut. İçerisinde bulunan dokunmatik panelinden ulaşılması istenilen nokta seçilecek ve başka hiç bir şey gerek duymadan işaretlenen alana doğru yola çıkacaktır.

Gelecek olan teknoloji ile insan taşımacılığı yapan dronlar ne gibi sorunlar üretecek bu sorunların cevapları var mı? Tabi zamanla cevaplanacak sorunlar olacaktır. 


Devamını Oku

ANDROID NEDİR?

Günümüzde herkesin elinde bir akıllı telefon olduğunu görürüz. Akıllı telefonların belirli bir işletim sistemleri kullanırlar bunlardan bazılar; Android , iOS 'tur.


Android telefonların çoğunluğun tercih sebebi olması fiyat yönünden uygun ve alındığı fiyata göre performansı iyi olan işletim sistemli telefonlardır.Bu yüzden işletim sistemi olarak en çok kullanılan olmuştur.Basit kullanım arayüzü mevcuttur. 



Android , Google firması tarafından geliştirilmiş milyonlarca kişi tarafından kullanılan büyük bir işletim sistemidir.Linux işletim sistemi alt yapısı çekirdeği kullanılan Android , tablet ve telefonlarda kullanılan bir sistemdir. Android sistemi .apk uzantılarını desteklemektedir. 

Android tercih sebeplerinden bir diğer etmen ise farklı kaynaklı uygulamaları kullanabilmektir. iOS Bu konuda baya bir serttir. Java desteği olması sayesinde  Google Play harici dışarından uygulamaları da kabul etmektedir. Bunun en güzel yani ise milyonlarca uygulamaya bir kuruş dahi vermeden ücretsiz sahip olabiliyorsunuz.



Android sistemi 5 ana parçadan oluşmaktadır. Ana bölümü Linux çekirdeği dediğimiz bölümdür.Hafıza ve güvenlik sistemi Linux tarafından korunmaktadır. Diğer bölümler ise Kütüphane, Uygulama Çatısı, Uygulama Katmanı ve Android Runtime 'dir.

Devamını Oku

İOS NEDİR?

Android işletim sisteminden bahsetmiştik bu konuda ' iOS '  nedir? ne tür bir işletim sistemidir? bunlardan bahsedeceğiz. Günümüzde pahalı olmasına rağmen  güçlü ve çok iyi bir korunan işletim sistemi olan iOS, Apple firmasının telefon ve tabletlerinde kullanılmaktadır.  Bilgisayarlarında ise  Mac OS X Macintosh işletim sistemi kullanmaktadır.



iOS işletim sistemi olan telefonları tercih etmelerin nedenleri tamamen kapalı kutu olmasıdır.Dışarıdan uygulama kabul etmez iOS işletim sistemi hariç telefonlar arası Bluetooth bağlantısı kabul etmez.Peki buna bize ne gibi yararı var derseniz kişisel bilgilerinizin , Android model bir cihaza göre daha gizli tutar. 

Apple kimliğinizi oluşturduktan sonra kendi uygulama mağazasından uygulamalar indirilebilirsiniz. AppStore, zararlı gözüken , kopya içerik oluşturan uygulamaları asla kabul etmez. Bu konuda uygulama yazılımcıları bile rahatsız oldukları zamanlar olur. 

iOS işletim sistemi , Apple ürünlerinde  bünyesinde bulunan; iTunes , iCloud ve AirDrop programları ile eş zamanlı çalışmaktadır. Standart arayüzü sistemi olan iOS , ilk kullanımdan sonra ne kadar model değiştirseniz de çok rahat kullanıma sahip olabilirsiniz. Android değişiklikler gösterse de iOS bu konuda sabittir.
Devamını Oku

FACEBOOK YAPAY ZEKA

Sosyal medya devi olan Facebook ' hayat kurtarıcı yapay zeka planı yapıyor. Facebook intihar girişimde bulunan kişilere özel, durum algılama, psikoloji destek veren canlı yayın sistemi gibi özellikleri kullanmaya başladı.



Dünya Sağlık Kuruluşuna göre her 40 saniyede bir intihar gerçekleşiyor. Bu sayıda yılda 800.000 civarına dayanıyor. 

Facebook çarşamba günü yapmış olduğu açıklamada;

Facebook zor durumdaki insanlara yardım etmek konusunda özel bir konumda bulunuyor. Sitedeki arkadaşlık sistemi sayesinde, zor durumda olan insanları onlara yardımcı olabilecek yakınlarına bağlayabiliriz.

Facebook bu yeniliği ile canlı yayın intiharlarını engelleme gibi  bir düşüncesi var. Canlı yayın  güncellemesinden sonra etkili sayıda canlı yayında intihar gerçekleşti. Son olarak Ocak ayında "Miami'de yaşayan 14 yaşındaki bir kız kendi intiharını canlı olarak Facebook'ta yayınlamıştı."

Bu olaylar yaşanmaması için Canlı Psikoloji Destek Hattı olacak,tanıdıkları ve yakınlarından yardım seçenekleri bulunacak. 
Ulusal Beslenme Bozukluğu Kuruluşu ve Ulusal İntihar Önleme Hattı'na Messenger'dan ulaşılabilecek.

Sosyal medya devinden beklenen güzel büyük bir yenilik neredeyse 8 yıldır  bu soruna çözüm aranıyordu bir adım atılması diğer sosyal medyalara güzel bir örnek oldu.
Devamını Oku

NANOTEKNOLOJİ NEDİR?

Nanoteknoloji, atomların an küçük hallerini ifade ederken ve maddeyi atomik boyda kontrol edebilmek için kullanılmaktadır. Doğadaki atom dizilimi kopyalanabilseydi atomlar hareket ettirilebilir ve bu şekilde birçok farklı madde oluşumu sağlanabilirdi. Bu düşünce sayesinde günümüzde nanoteknolojiye olan ilgi bir hayli fazladır. Mesela kömürün bile molekkülleri değiştirilerek elmas elde edilebilirdi.



Nanoteknoljinin Kullanım Alanları

Nanoteknolji oldukça fazla kullanım alanına sahiptir ve gün geçtikçe bu alan genişlemektedir. Günümüz dünyasında fizik, kimya, biyoloji, bilgisayar gibi alanlarda kullanılan nanoteknoloji bu alanlarda ciddi gelişmelere imkan sağlamıştır. Hala gelişmekte olan bu teknolojinin şu anda uygulama sayısı oldukça az olsa da gelecekte çok daha fazla olacağı muhtemeldir.

Bu teknolojinin gelişmesiyle birlikte mikroskobik cihazların damarlarımızda dolaşarak bizi tedavi edebilmesi mümkün olacaktır. Nanoteknolojik ürünlerin üretilmesiyle çok daha dayanıklı, kirlenmeyen, paslanmayan hatta kendini temizleyebilen giysiler üretilecektir.
Gelecek hayatta en büyük sorunlarımızdan biri olacak gibi duran kullanılabilir su kaynakları da bu teknoloji sayesinde yenilenecektir. İnsan vücudunda sorunsuzca çalışabilecek bilgisayarlar da bu şeklide üretilebilir. Nanoteknolojinin dönemimiz için çok önemli olduğunu hatta dönemimizin anahtar teknolojisi olduğunu söyleyebiliriz.



Nanoteknoloji Hayatımızı Nasıl Etkiler?

Nanoteknoloji gelecekte biz insanların hayatının kökünden değiştirebileceği için buna hazırlıklı olmalı ve nanoteknoloji hakkında araştırmalar yapmalıyız. Her insanın kendi bilgisayarını üretebildiğini düşünürsek atomlar sonsuz kere dönüştürülebilir. Bilim insanlarının hayal ve bilgisinden yola çıkılarak yapılacak olan birçok yenilikle belki doğada taklit edemediğimiz bir şey kalmayacaktır. Maddelerin nano dünyalarının makro dünyalarından farklı olduğunu düşünürsek kimyasal birçok reaksiyonun ortaya çıkacağının tahmin edebiliriz.

Nanoteknolojinin Yararları

Nanoteknoloji sayesinde maliyet azaltılarak daha yüksek verim ve üretim alınabilir. Bunun yanında yaşam kalitemiz artar, sağlıklı ve güvenli bir yaşamımız olur, zaman kaybı yaşamayız.


Nanoteknoloji Nerelerde Kullanılır?

  •          Lens üretimi
  •          Nanoteknolojik pil
  •          Yüksek kapasiteye sahip küçük cihazlar
  •          Binlerce filmin tek bir DVD’de olması
  •          Nanoteknolojik Varis Çorabı
  •          Termoelektrik üretebilen kaplamalar
  •          Küçültülmüş yazılar vb.

Not: Şu ana kadar yapılmış olan en küçük Türk bayrağı 100 nanometre eninde ve nanometre boyundadır. Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi’nde üretilmiştir.


Devamını Oku

MARK ZUCKERBERG'TEN DÜNYAYA UYARI

Mark Zuckerberg "daha fazla bağlanmak veya gidişatı tersine çevirmek" sorunu ile karşı karşıya olduğu uyarısın da bulundu.



Facebook Ceo'su olan Zuckerberg, Facebook'u "küresel düzeyde artmakta olan izolasyona karşı siper" olarak nitelendirdi. 

İsveç basının da yayınlan haberlere göre birden yükselme yapan haber herkesin kafasını karıştırdı.Haberlerde Zuckerberg "daha fazla bağlanmak veya gidişatı tersine çevirmek" mesajını iletti.
Devamını Oku

İŞLETİM SİSTEMİ NEDİR?


İşletim sistemi, bilgisayar açılırken hafızaya yüklenmiş olan ve yüklendikten sonra da diğer yazılımların çalışması için gereken görevi üstlenen başka bir yazılımdır. Bilgisayar içerisinde bulunan diğer yazılımlara genelde ‘’uygulama’’ denir. Uygulamalar işletim sitemi tarafından yapılan temel uygulama parçalarını farklı şekillerde kullanıp farklı isteklerimizi karşılar.
İşletim sitemi bilgisayarda bulunan program ve verileri içeren farklı yazılımları yürütür. Aynın zamanda bilgisayarın donanımsal kaynaklarını da yönetir. Bilgisayar açıldığında RAM yani bellek hafızasına atılır ve işlemleri oradan yapar. Bellek hafızasına atılmış olan işlemler işlemci aracılığıyla işlenir ve bize görüntü sağlanır.



İşletim Sistemleri Nasıl Çalışır?

Bilgisayarımızın açma tuşuna basmamızla birlikte BIOS’un yani açılır ekranın açılıp, donanımsal parçaları tanıyıp hard diskten gelen verileri işlemeye başlamasıyla birlikte işletim sitemi de kendini açmaya başlar. Açılma esnasında işletim sistemimiz kendisini belleğe atar ve hafızadan çalışmaya başlar. Açıldıktan sonra ise ekran görüntüsü gelince uygulamalar da açılmaya başlar. Bu uygulamalar da açıldıktan sonra işlem yapmaya istediğiniz zaman başlayabilirsiniz.



İşletim Sisteminin Görevleri

  • Bellek (Memory) Yöntemi:Bellekle ilgili denetleme ve organizasyonları yapar. Belleğin boş veya dolu olan kısımlarının kontrol eder ve işlemler için gerekli belleği ayırır. İşlem bittiğinde ise bu belleği yeniden boşaltır.
  • İşlem Yöntemi: Verilmiş olan işlemlerin belli bir sırada ve zamanda uygulanmasını sağlar.
  • Giriş-Çıkış Birimleri Yönetimi: Bilgisayar ile çevre birimleri arasında olan veri alışverişini denetler.
  • Dosya(File) Yönetim: Verilerin saklandığı dosyayla ilgili çalışır. Bilgi yazma-okuma veya dosya erişimi gibi işlemleri düzenler.



İşletim Sistemleri Çeşitleri Nelerdir?

İşletim sistemleri kod yapısına göre iki ayrı gruba ayrılır. Kapalı kaynak kodlu işletim sistemlerinde sistem yapısına müdahale edemezsiniz ve geliştiremezsiniz(Microsoft Windows, Mac OS X, Chrome OS) . Açık kaynak kodlu (Linux)  işletim sistemlerinde ise istediğiniz gibi müdahale edip geliştirebilirsiniz. (Ubuntu, Haiku , Pardus vb.)


  • Microsoft Windows: Kişisel bilgisayarlarda en çok tercih edilen işletim sistemidir. Masaüstü bilgisayarlarda da Windows diğer işletim sistemlerinden çok daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Pazar payının %90 ile %98 arasında olduğu tahmin edilmektedir.

  • Mac OS X: Apple şirketi tarafından çıkarılmıştır ve genellikle grafik ya da animasyonla uğraşanlar arasında yaygın olarak kullanılır. Bu sistem Apple markası altında MacBook, MacBooK Pro, iMac ve MacBook Air gibi modellerin üzerinde kurulu gelir ve siz bunun dışında satın alamazsınız.

  • Google tarafından Linux çekirdeği temel alınarak tasarlanmıştır. Henüz yeni bir işletim sistemidir ve şimdilik sade internet için hazırlanmış bir işletim sistemidir.

  • Linux/GNU: Açık kaynak kodlu işletim sistemleridir. Bu işletim sistemleri kol saatlerinden bilgisayarlara kadar düşünebileceğiniz her yerde kullanılır.



Devamını Oku

HACK , HACKER NEDİR?


Bu konu hakkında ilk düşüneceğimiz soru muhtemelen ‘’Yazılımcı ve hacker aynı mıdır?’’ olacaktır. Aslına bakarsak yazılımcı ve hacker aynı şey değildir. Hacker olmak için yazılımcı olmaya oranla daha fazla ve kapsamlı bilgiye ihtiyaç duyulacaktır. Mesela yazılımcı dediğimiz kişi Java, C++ gibi bir çok yazılım dilini kullanarak işler ortaya çıkarırken hacker dediğimiz kişiler bu yazılım dilleri dışında işletim sistemleri, network, protokoller, haberleşme sistemleri, sistem mimarileri ve hatta bir aletin devresel anlamda nasıl çalıştığını bile bilmesi gerekir.




Peki hack nedir? İnternet ortamında veya sosyal medya sitelerinden gördüğümüz kadarıyla hack şifre kırma, hesap çalma sitemi çökertip zarar verme anlamına gelir. Bu yanlış bilinenlerden dolayı hacker dediğimiz insanların hepsi kötü olarak tanımlanır. Bu tamamıyla yanlış bir düşüncedir.


Hacklemek demek aslında sitemin açığını bulmaktır. Yani hacker dediğimiz kişi de bu sistemin açıklarını bulabilen kişidir. Bu noktaya geldiğimizde hackerlar siyah ve beyaz şapkalı olarak iki farklı grupta incelenir.



‘’Beyaz şapkalı hacker’’ dediğimiz kişiler sistemlerin açıklarını bulabilmeye yönelik kapasitelerini hesapları, sistemi, bilgileri korumak gibi iyi amaçlarla kullanan insanlardır. Yani iyi hackerlar olarak da tanımlayabiliriz.
‘’Siyah şapkalı hacker’’ dediğimiz kişiler ise sistemlere zarar vermeye, bilgileri ele geçirmeye, hesapları çalıp tüm bunları kendisi için kullanan insanlardır. Bu kişileri de kötü hackerlar olarak tanımlayabiliriz.


Bu iki grup dışında ‘’gri şapkalı hackerlar’’ da vardır. Bu kişiler ise resmi işlerde beyaz şapkalı gibi davranırken iş dışında siyah şapkalı hackerlar gibi davranırlar.
Hacklemek ile ilgili yanlış bildiğimiz bir diğer konu ise sisteme girip zarar verebilen her kişinin hacker sanılmasıdır. Küçük bir çocuk dahi bir şekilde internetten çeşitli yöntemler öğrenerek bu işlemi yapabilir.

Hackerlık suç mudur? Hacker olmak aslında suç değildir ama günümüzde bilindiği kadarıyla suçtur. Bir kişi size izin vermemişse ona ait bilgi alıp hesap çalamazsınız. Bu kanunlar kapsamında suçtur ve bilişim suçu olarak tanımlanır.


Güç sahibi olma düşüncesi bile keyif vericidir. Bu güce sahipseniz çoğunlukla kendinizi dizginleyemez ve etik kurallara pek fazla uymazsınız. Hacker iseniz karşıdaki kişi sizin canınızı sıktığında ona ait hesapları ele geçirip ona zarar vermeyi deneyebilirsiniz. Bu sizin hayatınızın mahvolmasına yol açabilir.


Devamını Oku

GREEN SCREEN NEDİR ? , NASIL YAPILIR?

Green Screen " Tr: Yeşil Arkaplan "  olarak  adlandırılan film , sinema  vb. alanlarda yoğun olarak kullanılıyor. Günümüzde ise bilgisayarlar üzerinden yapılan film'ler de hiç bir yere gitmeden green screen sayesinde çok iyi efektler veriliyor arka planlar değiştiriliyor.

Youtube son zamanlarda ön plana çıkış yapmış bir mecradır. Youtube içerik üreticileri " Youtuber ,  Youtubcu " daha kaliteli içerikler sunmak için green screen tercih ediyor.
Günümüzde neredeyse herkesin duyduğu ama duyulduğu kadar bilinmediği bir sistemdir.



Green screen'nin kullanış amacını öğrendikten sonra nasıl kullanabilirim kısımına geliyor olay. Her gecen gün farklı yazılımlar ile ileri seviyelerde programlar yazılıyor bu programlar sayesinde sadece  iki üç tuşa basarak arka planınızı kaldırıp değiştirebilirsiniz.

Peki program olarak neleri öneriyorum;

Camtasia Studio " Amatör Ama Kullanışlı Editör Programı - Giriş Seviyesi İçin "
Sony Vegas Pro
Adobe After Effects vb.

Gibi programlar öğrenerek bu işi gittikçe profesyonel yapabilirsiniz. Kısı filmler , youtube , veya size sadece bu alanda iş kaynağı bile olabilir.

Peki neden " Yeşil " diye soran arkadaşlar olursa;

Koyu yeşil yazılımsal olarak ayırt edilebilecek bir ton yani siyah ve beyaz renklere  göre veya diğer renklere göre daha rahat ayırt edilebiliyor. İlla yeşil mi gerekiyor diye bir sorunuz var ise hayır. Koyu mavi, kırmızı vb. renklerde kullanabilirsiniz.

Devamını Oku

SSL SERTİFİKASI NEDİR? NE İŞE YARAR?

Günümüzde pek çok insan tarafından kullanılan e-ticaret sitelerinde, alış veriş sırasında yapılan, girilen tüm bilgileri korumaya yarayan bir sertifikadır.



Kullandığım sitede SSL sertifikası olduğunu nasıl anlarım?

Bazı web siteleri SSL sertifikası kullansa da yapılan hatalardan dolayı sertifikası gözükmez. 
SSL sertifikası siteye giriş sağladığınızda, sol üst kısımda bulunan adres arama çubuğunda  "https://www" ibaresi bulunur. http değil https olmasına dikkat ediniz.

Google chrome güncellenmeden önce SSL Sertifikası olan sitelerde yeşil kilit olduğunu fark edebilirsiniz. Google Chrome "2017" güncellemesi ile Yeşil Kilit ve "Güvenli" İbaresini ekledi.

Yani hiç bir bilginiz olmadan bir web sitesinde "SSL Sertifikasını olduğunu anlayabilirsiniz."

SSL Sertifikası, kullanıcı ile doğrudan sunucu arasındaki veri akışını şifrelemeye yarar.
Tarayıcınız sertifika bilgileri doğrultusunda, sertifika sağlayıcısından doğrulama talebinde bulunur.İşlemin güvenli olduğu zamanda, Yeşil Kilit veya Firma İsmi gözükür.

Olumsuz sonuçta tarayıcı, doğrulanmadı bilgisini verir ve şifreleriniz web site hakkında güvende olmadığını belli eder.

Genel olarak, kullanıcı bilgilerini en doğru ve güvenli yoldan aktarmaya çalışan bir sistemdir.
Devamını Oku

HOSTING ALIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER!

Web sunucu üzerinde çalışan işletim sistemleri (Platform) ve Donanım (Hardware)

"Platform" sunucu üzerinde kullanılan Windows, Unix, MacOS, Linux gibi işletim sistemleri için kullanılan bir terimdir. En basit anlamda, server üzerinde çalışan ve donanım ile diğer tüm servislerin yönetimini sağlayan işletim sistemidir. Sitenizde ihtiyacınız olan yazılımlara göre kullanmanız gereken işletim sistemi de değişecektir. 

Sitenizde sadece HTML dosyaları kullanacaksanız, Windows veya Unix sistemleri sizin için fazla bir fark taşımaz.
Günümüzde Windows ve yeni bir Unix formu olan Linux platformları en çok kullanılan server sistemleridir.
Eğer sitenizde ASP, FrontPage, MsSQL, Access veya Microsoft ürünleri kullanmak istiyorsanız, Windows tabanlı hosting kullanmanız gerekir.

Eğer sitenizde Php, Mysql, Cgi ve Perl kullanmak istiyorsanız Unix hostlar daha çok tercih edilmektedir. Unix sistemi Windows sistemine göre genellikle daha ucuz ve stabildir. Güvenlik açısından Unix, kullanım ve kurulum kolaylığı açısından ise Windows tercih edilir.


Sunucunun sahip olduğu donanım da oldukça önemlidir. İşlemci, disk, hafiza, ağ kartı gibi ayrıntıları gözeterek, mümkün olan en uyumlu ve hızlı donanımı hedefleyin. Eğer güvenliğe önem veriyorsanız Firewall, yani sitenize yapılacak saldırıları önlemeye yarayan donanımı da tercih etmelisiniz.



Sunucunun Türü

- Dedicated Hosting nedir: Bir sunucunun tümüyle bir kişi tarafından kiralanmasına "dedicated hosting" denir. Genelde hosting için bir sunucuyu tümüyle kiralamanız gerekmez, sunucunun bir bölümü siteniz için yeterlidir. Ancak bazı siteler performans gereksinimleri ve ziyaretçi yoğunluğu gibi nedenlerle bir serverin bir bölümü ile yetinemezler ve bir sunucu hatta birkaç sunucu üzerinde barındırılırlar. Mesela mail, dosya, arama motorları veya sayaç siteleri performansları için, müzik siteleri ise kullandıkları band genişliği için tek bir sunucuda barındırılırlar.
Dedicated hosting paketleri diğer hosting paketlerinden çok daha pahalıdır. Ayrıca fiyat konusu sadece sunucunun kendisi ile ilgili değil, sunucun kiralandığı şirket tarafından verilen hizmet ile bağlantılı olarak da değişir. Örneğin managed dedicated serverler, daha pahalıdır.

Dedicated Hosting hizmetinin “managed” olması, sunucunun kiralayan hosting şirketi tarafından yönetilip yönetilmediğidir. Eğer sunucu hosting şirketi tarafından yönetiliyor ise buna Managed Dedicated Server denir. Bu sunucuların alttaki özelliklere sahip olması tercih edilmelidir:
  • Sunucunun bakımı, işletim sisteminin güncellenmesi yapılması
  • Sunucu üzerinde bulunun dosya ve veri tabanının (database) belli aralıklarla yedeklenmesi
  • Sorun çıktığı anlarda yardımcı olacak teknik ekip yada destek hattı olması
  • Sunucu üzerinde programların sayısının çok, özelliklerinin gelişkin olması (istatistik, antivirüs, mail vb).
Eğer teknik bilginiz bir serverı dışardan yönetmeye, server sorun yaşadığında veya çöktüğünde onu kurtarmak için yeterli işlemleri yapmaya yeterli değilse managed bir server almanız daha iyi bir seçim olacaktır.



- Co-location Hosting nedir: Bir web sunucusunu yüksek hızda internet erişimi, güvenlik, yedekleme ve teknik destek gibi hizmetleri sağlayabilecek bir Network Operasyon Merkezinde barındırmaktır. Yani kendinize ait sunucuyu internet bağlantısının sürekli olduğu, elektrik kesintilerine uğramayacağı ve soğutma hizmetinin verildiği özel odalarda barındırmak üzere hazırlanmış özel yerlerde tutma işlemidir. Bu özel merkezlerde barındırmak için bir ücret vermeniz gerekir. İşletim sistemi, donanımı ve tüm diğer ayrıntıları kontrol etmek tamamiyle sunucu sahibinin yükümlülüğündedir. Genelde Co-location sunucuya erişim internet üzerinden bir kontrol paneli sayesinde sağlanır.

-  Virtual Hosting nedir: Bir web sunucusunun sahip olduğu kaynaklarının paylaştırılarak bünyesinde birden çok sunucu oluşturulması; Alan, hafıza ve bağlantının bölümlere ayrılarak, her bölümün birbirinden bağımsız çalışmasına Virtual Hosting denir. Virtual Hosting, az sayıda kişinin kullanımına açılmış olmalıdır. Ayrıca kullanıcılara tekil sunuculardaki yetkiler (root erişim) verimiş olmalıdır. Böylelikle kullanıcı sunucu üzerinde çok daha fazla kontrol imkanına sahiptir.

- Shared Hosting nedir: Shared Hosting, Virtual Hosting'e göre daha çok kullanıcı ile aynı serveri paylaşmaktır. Yani sunucuyu bir çok kullanıcı (kimi durumda 100′den fazla) birlikte kullanır, Bu da sunucu üzerinde yüzlerce site barıdırması anlamına gelir. Bu tip sunucuların hem fiyatları, hem de performansları çok daha düşüktür.

Sunucunun internet hızı

Sitenize ait sayfaların yüklenme hızı önemli bir konudur. Her bağlantı çeşidi değişik oranlarda bilgi transferi gerçekleştirmekte ve bu birim olarak megabit/saniye (Mbps) olarak ölçülmektedir. Uluslararası internet omurgalarını oluşturan OC3 bağlantılarında hız 155 Mbps'dir. Bu hız 43 Mbps'lik T3 hatlarına göre 3 kat daha fazladır. Karşılaştırma yapılacak olursa, bir T3 hattı her biri 1.544 Mbps'lik kapasiteye sahip olan 30 T1 hattı kadar bilgi transfer kapasitesine, bir T1 hattı ise 54 tane 28,800 modem toplamı kadar kapasiteye sahiptir. T1 hatları genel olarak bir Web Hosting sağlayıcısının ihtiyaçlarını karşılamaz. Dolayısıyla iyi firmalar yedekli T3 hatları üzerinden müşteri web sitelerinin ihtiyaçlarını karşılarlar. Bununla birlikte hatların doluluk oranı da önemli bir faktördür. Web sitelerinde anlık hız sınırlamalarının, kesintilerin olmaması için hatların %50 doluluk oranı altında bir kapasitede bulunmaları gerekir.
Sitenin bir ziyaretçi tarafından gezilirken yavaş olmasının iki önemli nedeni vardır:
  • Bilgisayarın yeterli aksama sahip olamaması
  • Hosting aldığınız sunucunun internete bağlanma hızı
  • Sayfalarınızın dosya olarak büyüklüğü
Hosting aldığınız Server'ın internete çıkış hızı düşük ise ya da kapasitesinin üstünde hosting hizmeti veriyorsa doğal olarak sayfalarınızın yüklenme hızı yavaş olur. Ayrıca hız konusu sayfalarınızın boyutu ve hazırlandıkları programlarla da ilgilidir. Çünkü bazı siteler flash ve animasyon programları ile hazırlanır. Bu durum HTML formatta hazırlanan sitelere oranla flash kullanan sitelerin daha yavaş açılmasına neden olur.



Disk alanı ve Bandwith (bant genişliği)

Disk alanı: Sitenizin alan boyutu (sunucunun kaç megabayt olduğu) elbette ihtiyaçlarınız ve paranız ölçüsünde değişiklik gösterir. Geniş kapsamlı ve içeriği fazla bir site düşünüyorsanız, sitenize alacağınız alanın boyutunun da büyük olması gerekir. Sitenizde bol resim, müzik, flash kullanmayı planlıyorsanız site alanının büyük olmasına özen gösteriniz. Sitenizde e-mail hizmeti verecekseniz, bu hizmetin de oldukça fazla yer anlamına geldiğini unutmayın.
Genelde kişisel sayfalar için (resim, müzik, video, e-mail hizmeti barındırmayan) 5-25 MB, küçük kurum ve kuruluşlar için 50-250 MB, Büyük kurum ve servisler içinse 250 MB üzeri bir alan almanız önerilir.

Bandwith: Bant genişliği, kısaca aylık veri transfer limitiniz anlamına gelir. Gelen ziyaretçilerin istekleri ve web sitesi üzerinde yapılan işlemler sonucunda ağ üzerinden giden ve gelen elektronik data miktarı genelde Dedicated Hosting türü dışında sınırlıdır. Okurlar adres satırına bir site adresi girdiklerinde tarayıcı sunucudan o sitenin ilgili sayfasını ister ve sunucu ile okurun tarayıcısı arasında bir veri iletişimi olur. Web sitenizin ne kadar çok ziyaretçisi olursa o kadar çok bant genişliğine ihtiyacınız olacaktır.


Her ay 20,000 kişi tarafından ziyaret edilen 50 kilobyte'lık bir web sayfası, aylık bir gigabyte'lık trafik anlamına gelir. (50,000 bytes x 20,000 hit = 1 milyar byte veya 1 gigabyte). Sunucuyu alacağınız firmanın size sunduğu aylık bant genişliği ve bunun aşılması durumunda ne olacağı konularını mutlaka öğreniniz.

Sunucunun desteklediği programlar ve genel özellikleri

Sitenize internet üzerinden giriş yapabilmek ve dosyaları göndermek, yönetmek için kullanacağız kontrol panel bu başlığın en temel unsurudur. Kontrol paneli size dosya, veritabanı, alan adı, e-mail gibi konularda yönetim imkanı verir. Bu yüzden hem yeni hem de güvenli olmalıdır.

Sunucunuzun desteklediği yazılımlar, sitenizde yapmak istediklerinizi doğrudan etkileyecektir. İnternet siteleri tanıtımın yanında, hazırlanan dinamik formlar sayesinde daha farklı işlevleri de (İş başvuru formları, talep formları, kredi kartı ile satış gibi) yerine getirmektedir. Bu tür formların hazırlanması programlama dilleri (ASP, PHP, SQL, Javascript, Perl, CGI gibi) ile yapılmaktadır. Her yazılım gibi bu yazılımların da güncellenmiş versiyonları, dolayısıyla da farklılıkları vardır. Ayrıca hazırlayacağınız site dili ile ilgili ayrıntıları da unutmamak gerekir.
 Hosting şirketleri genelde maliyetleri nedeniyle açık kaynak (open source) yazılımları tercih etmektedir. Sitenizde kullanacağınız hizmetler için önceden araştırma yapıp, hangi yazılım ve versiyonlara ihtiyaç duyduğunuzu belirlemeye çalışın.

Sunucunun sahibi şirketin özellikleri

Hazırlayacağınız web sitesinin gereksinimlerini belirleyip, bu iş için ayırmayı düşündüğünüz bütçeye karar verdikten sonra, sıra web hosting firmaları arasında tercih yapmaya gelir. Firma seçimi konusunda dikkat etmeniz gereken başlıca noktalar şunlardır:


  • Seçtiğiniz firmalar hakkında araştırma yapın: Amacınıza uygun hosting paketi sunan firmalar hakkında yazılmış yorumları, yapılmış değerlendirmeleri okuyun. Örneğin Google'da ve webmasterların yoğun olarak ziyaret ettiği forumlarda arama yaparak çeşitli yorumlara ulaşabilirsiniz. Ancak bunu yaparken her okuduğunuza da inanmayın. Bazı yorumlar firma tarafından veya rakipleri tarafından yazılmış reklam yada karalama amaçlı yorumlar olabilir.

  • Firmanın referanslarına bakın: Firmanın web sitesindeki referansların sayısına, niteliklerine, önemlerine gözatın. Eğer yapabilirseniz daha geniş yorum almak için referanslarda bulunan bir kaç sitenin yöneticisine mail atarak hosting firmalarından memnun olup olmadıklarını, teknik desteğin hızlı ve yeterli olup olmadığını sorun.

  • Firmanın müşterilerine sunduğu teknik destek: Bir firmanın teknik desteğini ölçmenin en kolay yolu, e-posta yollayarak onları test etmektir. Göndereceğiniz E-postanızda cevabı sitede yazıyor olsa bile teknik konularda sorular sorun ve uzun tutmaya özen gösterin. Gönderilen cevapta sorularınıza itinayla mı  yoksa baştan savma mı gönderilmiş inceleyin. Eğer telefon veya msn desteği veriyorlarsa o yolları da kullanarak teknik desteklerini her yoldan test edin.

  • Firmanın sipariş sırasında size onaylattığı hizmet sözleşmesi: Eğer şirketin hizmet sözleşmesi yoksa, tercih etmeyin. Çünkü Hizmet sözleşmesi, anlaşmazlık durumunda geçerli yasal belgedir. Hizmet sözleşmelerindeki maddelerde sitede yer almamış maddeler olabilir. Bu nedenle dikkatle okuyup paketlerde size vaad edilen özelliklerin hizmet sözleşmesine nasıl yansıtıldığını inceleyin. Bazen sınırsız olarak belirtilen özelliklerin okuduğunuz sözleşmede sınırlandırıldığını görebilirsiniz.

  • Firma gerçek mi - sanal mı kontrol edin: Firmanın sanal yada gerçek olduğunu, e-posta yoluyla öğrenebilirsiniz. Göndereceğiniz e-posta da ticaret odasına kayıtlı olup olmadıklarını sorun ve bu bilgileri talep edin. Bir çok amatör firma web hosting işini şirketleşmeden yapmakta, herhangi bir sorun durumunda ortadan yok olmaktadır. Şirketleşmiş firmalarda ise böyle bir sorunla kolay kolay karşılaşmazsınız.

  • Firmanın ofis adresini ve telefon numarasını isteyin: Gelişebilecek her ihtimale karşı firmadan adres ve telefon bilgilerini alın. Eğer imkanınız varsa verdikleri adrese giderek veya telefonla onlara ulaşarak doğruluğunu kontrol edin.

  • Para iade garantisi olan firmaları tercih edin: Bazı firmalar memnun kalmayan müşterileri için 15 gün veya 30 gün süreli para iade garantisi sunar. Bu garantiyi sunan firmalardan hizmet almanız, fikrinizi değiştirmeniz durumunda paranızı geri alma olanağı sağlayacağı için yararlı olacaktır. Firma para iade garantisi yerine ücretsiz deneme hesabı sunuyorsa, bu fırsatı da değerlendirebilirsiniz.
Devamını Oku

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *