sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

KEPEK GİDERİCİLER

Sıradan bir saç derisi problemi olan kepek için evde kolaylıkla hazırlayabileceğiniz doğal bakım maskeleri ile çözüm bulabilirsiniz. Kepeğe neden olan stres, sıkıntı, kötü beslenme alışkanlıklarını çözmeden bu doğal bakım maskeleri ile kepekten tamamen kurtulamazsınız. 



Bu gibi saç derisi ile doğrudan ilgili olmayan sorunlar dışında oluşan kepek için bazı doğal çözümleri sizlere sunuyoruz.



Limon suyu ile kepekten kurtulmak

Kepeğe karşı, saç köklerinizin güçlendirmek için ve saçlarınızın doğal parlaklık kazanması için limon suyunu kullanabilirsiniz. Limon suyunu saç derinizde kullanmadan önce saçlarınızı şampuan ile yıkayın. Saçlarınız nemliyken saç derinize parmak uçlarınız ile masaj yaparak limon suyunu sürün. 30 dakika bekledikten sonra saçlarınızı yine şampuan ile yıkayın ve iyice durulayın. Saçlarınızı iyi durulamazsanız ve güneşe çıkarsanız saç dipleriniz açılır. Limon saç köklerinin güçlenmesini sağlar, saç derisini temizler ve fazla yağı alır.

 Aloe Vera ile kepekten kurtulmak
Kuru saç derinizi yumuşatmak, saç diplerinizi güçlendirerek koparak dökülmelere karşı koruma sağlamak için aloe vera jeli kullanabilirsiniz. Aloe vera jeli ile banyoya girmeden önce saç derinize masaj yapın. 10 dakika bekleyin ve ardından şampuan ile yıkayın. Kepekleriniz azalana kadar her gün bu uygulamayı tekrarlayabilirsiniz. Saçlarınızı her gün şampuan ile yıkamak kuruluğa neden olabilir bu yüzden nemlendiricili şampuan kullanın.

Hindistan Cevizi Yağı ile kepekten kurtulmak
Saç bakımında doğal yağların ne kadar önemli olduğunu artık neredeyse hepimiz biliyoruz. Hindistan cevizi yağı kepeğe karşı en etkili doğal yağlardan bir tanesidir. Hindistan cevizi yağını duşa girmeden önce saç derinize masaj yaparak sürün. Saçınıza bir havlu sarıp 30 dakika bekletin ve sonrasında fırçalayın. Son adım olarak ılık su ve şampuanla yağı saçarınızdan çıkartabilirsiniz. 

Sirke ile kepekten kurtulmak
Sirke içerdiği doğal asitler sayesinde saç diplerinde ve kafa derisi üzerinde bulunan kepekleri temizler. Kepeğe karşı pek çok kozmetik ürünü kullanıp başarısız olduysanız sirkeyi deneyin. 2 ölçü suya 1 ölçü sirke karıştırarak yapacağınız karışım ile kepeklere karşı başarı sağlayabilirsiniz. Ayrıca saçlarınızın daha parlak görünmesi, saçlarınızın daha yumuşak olması ve kafa derinizdeki sorunların giderilmesi için elma sirkesi kullanabilirsiniz. 
Kepeğe karşı doğal çözümler bunlarla sınırlı değil. Ayrıca bu önerilere de dikkat etmenizi öneririz:
Kahve, çay, kafeinli ve gazlı içeceklerin tüketimini azaltın. Bol bol sebze ve taze meyve tüketin. Günde en az 2.5-3 litre su için. Şeker ve çikolata gibi besinleri kısıtlayın. Kimyasal içeren (boya gibi) bakım ve kozmetik ürünlerinden kaçının. Saç spreyi, wax, jöle, fön makinesi, düzleştirici gibi ürünleri kullanmayın ya da olabildiğince az kullanmaya dikkat edin.
Kısa sürede kepekten kurtulmak istiyorsanız doğal ürünlerle bakım yaparak ve yukarda bahsettiğimiz önerilere kulak vererek bunu başarabilirsiniz.
"Dahası İçin Doktorunuza Danışın!"

Devamını Oku

ZAYIFLAMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?

Günümüzde bir çok insanın yaşadığı bir sorun olan fazla kilolar, sadece görüntü anlamında değil, sağlığa tehdit olarak algılanması ve gerekli önlemlerin alınması gereken ciddi bir durumdur. Fakat üç kişiden ikisi kilosu ile ilgili şikayet ederken, bu kişilerden ancak birinin gerçek kilo problemi olduğu görülmektedir.


Eğer fazlalık olarak görülen ağırlık 5-10 kilo arasındaysa, yemek alışkanlıklarında ve aktivitelerde  yapılacak ufak düzenlemelerle bu fazlalıklardan kurtulmak mümkündür. 10 kilonun üstündeki fazlalıklarda ise bir doktora başvurmak doğru olacaktır çünkü fazlalıkların sebebi obezite olabilmektedir.
Sağlıklı bir şekilde zayıflamak isteyen birinin yapması gereken ilk şey psikolojik olarak buna hazırlanmaktır. Kişinin kendine duyacağı güven ile birlikte yapacağı her şey çok daha kolay olacaktır.
Kilo vermek için uyulması gereken bir kaç kural şöyle;
  • Porsiyonları küçültün ve sayısını arttırın. Azar azar ama sık sık yemek, metobolizmanın daha hızlı çalışmasına yardımcı olacağı gibi şeker değerlerinizin de ortalama düzeyde tutulmasını sağlayacaktır. Öğünlerinizde aldığınız kalorileri kolaylıkla hesaplayarak fazlasını çıkartabilirsiniz. Ortalama bir insanın günde alması gereken maksimum kalori miktarı 2500’dür, bu rakama göre öğünlerinizi planlayabilirsiniz.
  • Ara öğünlere de yer açın. 200 kalorinin altında tutacağınız ara öğünler, tok kalmanıza ve metobolizmanızın hareketlerine yardımcı olacaktır. Bu ara öğünler abur cubur, cips, kurabiye, çikolota gibi besinler değil, elma, armut, muz, portakal gibi lifli meyveler, havuz, salatalık gibi sebzeler, tahıllı atıştırmalıklar, probiyotik yağsız yoğurtlar olmalıdır.
  • Bolca su tüketin. Defalarca duyduğunuz ama asla tam olarak başaramadığınız bir şey olabilir fazla su tüketimi. Ama vücutta mucizeler yaratan bir hayati sıvı olarak su, açlık krizlerinde yardımcınız olabilir. Böyle kriz zamanlarında yemeklere gömülmek yerine su içmeyi deneyebilirsiniz. Suyun içine doğranmış salatalık, çilek, limon ya da portakal koymak da su içme faaliyetinize renk ve tat katabilir.
  • Karbonhidratlardan uzak durun. Tabii ki tamamen değil ama özellikle geceleri karbonhidratlardan uzak durmak oldukça önemlidir. Şekerli gıdalar, ekmek, makarna gibi gıdalarda glisemik indeksi yüksektir, yani bu gıdaları ne kadar tüketirseniz tüketin tokluk hissetmez ve haliyle daha fazla yemek istersiniz. Bunlar yerine meyve, sebze, tuzsuz kuruyemiş, tahıllı ürünler gibi glisemik indeksi düşük yiyecekler tüketirseniz açlık düzeyiniz gözle görülür seviyede azalacaktır.
  • Tuzu hayatınızdan çıkarın. Tuz hem vücutta suyun tutulmasına sebep olur hem de yüksek kan basıncına yol açtığından kalbiniz için zararlıdır.
  • Alkolden uzak durun. Kilo verme k için diyet yaptığınız dönemlerde alkolden uzak durmanız önemlidir. Metobolizmanın yavaşlamasına sebep olan alkoller aynı zamanda şeker oranınızı yükseltir. Diyet dönemlerinizde illa ki alkol içmek isterseniz, en mantıklı seçim şarap olacaktır.
  • Dışarıda yemekten vaz geçin. İçine konan yağ ve tuz miktarını kontrol edebilmek açısından kendi ellerinizde hazırladığınız yemekleri tüketmeye çalışın. Çalışma hayatındaysanız da mümkünse öğle yemeklerinizi hazırlayıp yanınıza alın. Dışarıda yenmesi zorunlu hale geliyorsa da kızarmış yiyeceklerden uzak durun, ızgarada ya da fırında pişen yiyecekleri tercih edin.
  • Egzersiz yapın. Düzenli spor ya da ufak egzersizler, diyetlerinize yardımcı olacak bir faaliyettir. İlla ki spor salonunda yapılması gerekmeyen spor aktiviteleri arasında uzun yürüyüşler, karın, kol, bacak bölgelerini çalıştıracak egzersizler, mekik ve şınav yer almaktadır.
  • Kendinize arada bir iyilik yapın. Tüm bu önerilere uyarken hayatınızın şekersiz ve yağsız çok tatsız bir hale geldiğini düşünebilirsiniz. Bu yüzden sık olmamak koşuluyla kendinize tatlı ya da yağlı yiyecekler ısmarlayın. 

Devamını Oku

YAĞ YAKMANIN YOLLARI NELERDİR?

Kış boyu kalın kazakların altına saklanan bel çevresi yağları yaz gelince bir anda gözümüze batıveriyor değil mi? Beraberinde basen, göbek, kol ve diğer bölgelerdeki yağlar da gözümüze daha çok batar hale geliyor. Vitrinlerde mankenlerin üzerinden akan kıyafetleri giyip aynaya baktığınızda mutlu olan kadınlar grubuna dâhil olmak istiyorsanız bazı basit ayrıntılara dikkat ederek bunu başarabilirsiniz.



  • Günde min. 2 litre su tüketin. Yıllardır duyup bir türlü düzenli uygulamadığımız en basit kural. Bu kuralı alışkanlık haline getirin. Kendinize güzel cam bir şişe alın, içerisine birkaç dilim limon ve taze nane koyun böylelikle daha ferah içimli bir su elde edersiniz ve her gün ne olursa olsun o 2 litre suyu için.
  • Düzenli protein tüketin. Protein kaslarımızı oluşturur ve yeterli miktarda alınmazsa hem metabolizmayı yavaşlatır hem de kaslarımız zarar görür.  Dolayısıyla her öğünde protein tüketmeye çalışın. Bunu sabahları yumurta, öğlen ve akşamları et ya da mercimek türü protein içeren gıdalarla yapabilirsiniz.
  • Yeterli miktarda lif alın. Lifler hem tok tutar, kan şekerini dengeler, toksinleri vücuttan atar. Pektin lifi olan gıdaları sıklıkla tüketin, greyfurt, elma, böğürtlen gibi gıdalar bu lifi içerirler.
  • Sarımsak ve soğan tüketin. Bu iki sebzenin antibiyotik etkisi olduğu gibi aynı zamanda yağ depolarının azalmasında da etkisi vardır.
  • Metabolizmanızı hızlandırırken baharatlardan yararlanın. Köri, acı biber, zerdeçal gibi baharatlar metabolizmayı hızlandırır. Rezene vücuttaki fazla suyu atar. Kekik yağ yakıcı etki gösterir.
  • Hareket edin! Yakın mesafelerde araç yerine adımlarınızı kullanın. Asansör yerine merdivenleri tercih edin ve olabildiğince spor yapın. Bir salona kaydolacak bütçeniz yoksa ya da kapalı alanda kalmayı sevmiyorsanız yürüyün, bol bol tempolu yürüyün.
  • Akşamları 18:00’dan sonra yemek yemeyin. Bir saat oynama payı ile en kötü ihtimalle 19:00 da akşam yemeğinizi bitirmiş olun ve o dakikadan sonra yemeği aklınızdan çıkarın. Bu saatten sonra metabolizma hızı yavaşladığı için yağ depolama artar.
  • Demir alımına dikkat edin çünkü demir kaslara yağ yakımı için ihtiyaç duydukları oksijenin taşınmasını sağlar. Yumurta, et ve yeşil yapraklı sebzelerde bol miktarda demir bulunur.
  • Süt ve süt ürünlerini tüketin. Özellikle yoğurdun bel çevresindeki yağların yakımını hızlandırdığı bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Yağsız süt ve yoğurt bol bol tüketilmesi gerekenler listenizde olmalıdır.
  • Kendinize zaman tanıyın. Bir haftada incelmeyi, yağlarınızın gözle görülür oranda azalmasını ve herkesin “ne kadar da zayıflamışsın” iltifatlarıyla gelmesini beklemeyin. Birkaç ay sabredin ve düzene giren vücut ritminizin keyfini çıkarın.
  • Yağ yakmanın asıl amacı zayıflamak gibi görünse de aslolan sağlıklı ve sizi erken terk etmeyecek bir bedene sahip olmaktır. Şimdilik bilinen bir hayatınız varsa onu da sağlıklı olarak geçirmek kendinize verebileceğiniz en güzel ödüldür.

Devamını Oku

DİŞLERİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN NE YAPMALIYIZ?

21. yüzyılı yaşadığımız bu günlerde çürüğün tedavi edilmesinden çok çürük oluşumunu nasıl engelleriz sorusu üzerinde yoğunlaşılmıştır. Süt ve kalıcı dişleri güçlendirmek için yapılabilecek koruyucu uygulamalardan en önemlileri fluorid ve fissür örtücü uygulamalarıdır. 


Fluorid diş macunlarının da içinde bulunan ve dünyada birçok ülkede içme suyuna da toplumdaki çürük görülme sıklığını azaltmak amacıyla eklenen bir maddedir. Fluorid ya da fluor, dişin yapısına katılarak diş minesinin aside karşı daha dirençli olmasını sağlar. Bu asit, yediğimiz yemek sonrası ağızda kalan yiyecek artıklarının bakteriler tarafından sentezlenmesiyle ortaya çıkar ve dişlerin çürümesine yol açar. Fluorid uygulandığı zaman dişlerin yapısı bu asitlere daha dirençli hale gelir. Günlük düzenli fırçalamayla zaten dişlerimize fluorid uygulamaktayız. Ancak kullandığımız diş macunun miktarı özellikle çocuklarda kontrollü olmalıdır. Bununla birlikte diş doktorunun 6 ayda 1 uygulayacağı fluorid çocuğunuzun diş yapısını güçlendirecek ve çürüğe karşı direncini artıracaktır.
Bir diğer koruyucu uygulama ise koruyucu solgular da diyebileceğimiz Fissür Örtücülerdir. Fissür örtücüler, ağızda süt azı dişlerinin arka tarafında çıkan ilk kalıcı azı dişleri olan 6 yaş dişlerine yapılan uygulamalardır. Azı dişlerin çiğneme yüzeyindeki girinti ve çıkıntılar genellikle bakterilerin tutunarak yerleştikleri ve çürük oluşturdukları küçük olklardır. Bu küçük girintilerin bakteriler yerleşemeden koruyucu olarak doldurulmasına fissür örtücü uygulaması diyoruz. Fissür örtücüler tercihen 6 yaş azıları çıkar çıkmaz uygulanmalıdır. Özellikle süt dişlerinde çürük bulunan çocuklar bu kalıcı dişlerin çabuk çürümesi açısından risk grubundadırlar. Fissür örtücüler hem fiziksel olarak hem de içerdikleri fluorid sayesinde çürük oluşumunu %90-95'lere varan oranlarda engelleyebilirler. Fissür örtücü her diş için yaklaşık 1 dakika süren ve dişlerden madde kaldırmadan yapılan eğlenceli ve son derece pratik uygulamalardır. 

Devamını Oku

SİGARA KRİZİ?

Sonunda sigarayı bırakmaya karar verdiğimizde, aklımızdaki ilk şeylerden biri, sigara krizleriyle nasıl başa çıkacağımızdır. Bunun için iyi bir neden var ' nikotin dünyadaki en çok bağımlılık yapan maddelerden biridir. Kokain ve eroinden bile daha fazla! Kimyasal bağımlılığından da ötesinde, psikolojik bağımlılık vardır. Bunun nedeni, edindiğimiz streste sigarayı bir (sahte) rahatlatıcı olarak alma alışkanlığımızdır.


Bugün, sigarayı bırakmak için herzamankinden fazla ürün mevcut. Krizler bırakma yolundaki en büyük engeliniz olduğu için, bu ürünlerin büyük kısmının buna odaklanması da doğal. Ne yazık ki, çoğu tasarımdan kaybediyor ' bazen durumu daha da kötüleştiriyorlar. Sigara krizindeki iki anahtar içerik şunlardır:
Nikotin Bağımlılığı ve Kimyasal Bağlılık
Bıraktığımızda karşılaştığımız ilk sorun nikotin kıtlığıdır. Son sigaramızdan 15 dakika sonra kanımızdaki nikotin seviyesi düşmeye başlar ve tekrar krize doğru gideriz. 40 dakika sonra, beynimizdeki nikotin seviyesi tamamen sıfırlanır. Çoğumuzun neden sigarasız 1 saat dayandığını da açıklıyor.
Bıraktığımızda, kriz ve belirtiler 3 gün boyunca kademeli bir şekilde artar. Daha sonra 2 haftadan 1 aya kadar sabit kalır.

Nikotin yokluğunun belirtileri şunlardır:

  • Yoğun sigara isteği (açık)
  • Endişe
  • Rahatsızlık ve benzer yoğun duygular
  • Başağrısı ve mide bulantısı
  • Uyuma ve konsantrasyon güçlüğü
  • İştah artışı ( Kan şekerinin değişmesine bağlı olarak )
Psikolojik Bağımlılık
Çok daha karmaşık bir problem ve birçok sigarayı bırakma yardımlarının yaklaşımlarında başarısız olduğu nokta. Bu, 10 yıldan uzun süredir sigara içmeyen birinin bir sigara yakıp ardarda içmesinin nedenidir. Sorun, stresi azaltmak için birşeye duygusal bağlılıktır.
Gençliğimizde, bir çoğumuz bir çeşit baskı altındayken sigaraya başlamışızdır. Havalıydı, yakışıyordu, olgun gösteriyordu. Zaman geçtikçe ve hayat devam ettikçe, stresle ve sorunlarımızla bir sigara yakarak başetmeyi 'öğrendik'. Sigaradan bir nefes çektiğimizdeki ani rahatlama hissi, hiçbirşey yapamayacağımız sorunlarımızla ilgili bizi daha iyi hissettirdiğini düşünmemiz için beynimizi kandırdı. Yılların alışkanlığı, nörolojik ağımızda çok güçlü duygusal ve fiziksel anılar oluşturur. Bunları hiçbir zaman unutamayız ama zaman geçtikçe silikleşirler.
Birçoğumuz psikolojik bağımlılığı nikotinden daha güçlü buluruz. Kimyasal bağımlılıkla kendimizi bir şekilde kısıtlayarak başa çıkabiliriz. Ama kendimizi daha iyi hissetmek istediğimizde bir sigara yakmayı unutmak çok daha zordur ' özellikle ağır depresyon ve yaşam stresi geçiriyorsak.
Bu yüzden sigarayı başarılı bir şekilde bırakmak için, sigara içmedeki bütün faktörleri hesaba katmak gerekir.

Devamını Oku

KİLO VERMEK İÇİN NASIL YÜRÜMELİYİZ?

Yürümek ve koşmak kilo vermek için yapılabilecek egzersizler arasında her zaman en iyisi ve tabii ki en popüleridir. Pahalı spor salonlarına, haftanın neredeyse yarısını kaplayan egzersiz programlarına gerek kalmadan rahatça kilo vermek için, haftada düzenli olarak yapılacak 4 saatlik yürüyüşler, kişinin sağlıklı ve formda kalmasına yardımcı olmaya yetiyor.

Yapılan araştırmalara göre 18-30 yaş arasında, haftada en az 4 saat yürüyüş yapan kadınların, yapmayanlara oranla ilerideki 15 yılda kilo vermelerinin daha kolay olduğu tespit edilmiştir. Yürümek, sadece ana konsantre bir egzersiz olmakla kalmayıp, kişinin ileriki yaşlarında da kilosuna rahatlıkla hükmedebilmesine yardımcı olmaktadır. 

Sağlıklı bir hayat için sihirli bir hale gelebilecek bu 240 dakikanın yürüyüşe nasıl ayırılacağı ise tabii ki kişiye bağlı. Ama bu süreden başarılı sonuçlar alınabilmesinin en önemli koşulu bunu düzenli yapmak. Düzenli yapılmadığı sürece, yürüyüşün pek bir faydası olmuyor. Düzenli yürüyüşe alışan vücudun kilo vermeye daha yatkın olduğu bilinen bir gerçek.


Yürüyüşün faydalı olabilmesi için dikkat edilecekler;

Düzenli yapın: Haftada, yürümek için belirlenen süre 4 saat ise, bu her güne eşit olarak bölünebilir ya da belirlenen 4-5 günde aynı saatte ve aynı uzunlukta tutulabilir. Hafta içi günler müsait ise, Pazartesi ve Pazar günleri boş bırakılıp, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri ortalama 50’şer dakikalık yürüyüşler yapılabilir.
Tempoya dikkat edin: yürüyüşün düzenli olması kadar temposu da çok önemlidir. Uzun zamandır yürüyüş ya da koşu yapılmamışsa kasların bir anda yoğun tempoya ayak uydurması beklenemez. Bu beklenti kasların tamamen çökmesine bile neden olabilir. Bu yüzden başlangıç olarak yavaş tempoda yürüyüş yapılmalıdır. Yürüyüşten önce de kasların ısıtılması, yürüyüş yapılacağı haberinin vücuda aktarılması gerekmektedir. Yaklaşık 10-15 dakika yavaş tempoda yapılan yürüyüşten sonra daha hızlı bir tempoda yürünebilir. 
Dengeli koşun: Koşarken fazla ileri ya da geri eğilmeyin. Düzgün ve rahat adımlarla tempo tutturmaya çalışın. Dengenizi bozabilecek dış etmenlerden kendinizi soyutlayın.
Ağırlık ekleyin: Yürüyüş sırasında üstünüzde bulunacak fazladan kilolar da kalorilerin daha hızlı yakılmasına yardımcı olur. Sırt çantasına ya da bel bölgesine konulacak ağırlıklar faydalı olabilir. Kol ve bacak bölgelerine ağırlık konulması tavsiye edilmez çünkü yürüyüş sırasında duruşunuzun bozulmasına neden olabilirler.
Kararlı olun: İster açık havada, ister koşu bandında olsun, kararlı olmak önemlidir. Siz kararlı olursanız, vücudunuz da zamanla size uyum sağlayıp kilolara veda etmeye hazırlanacaktır.
Uzatmayı deneyin: Günde koşulacak süreyi doldurduğunuzda kendinizi devam etmek için enerjik hissediyorsanız devam etmekten çekinmeyin.  
Hedef koyun: Yürüyüş yaptığınız günler arttıkça enerjinizin de arttığınızı hissedersiniz. Bu yüzden her seferinde kendinize daha büyük bir hedef koyun ve onu başarmaya çalışın.
Midenize hâkim olun: Tabii ki sadece yürümek kilo vermek için yeterli değildir. Yapılan egzersizlerden sonra yenilen gıdalar da egzersizin kalitesine etki eder. Bir şeyi yemeden önce onu yakmak için ne kadar yürüyeceğinizi düşünmek faydalı olabilir. Mesela bir jelibon şekerini eritmek için bir futbol sahasını tamamen yürümek gerekir….
Devamını Oku

KRAMP NEDİR?

Hiç beklenmedik zamanlarda canımızın fazlasıyla yanmasına sebep olan kramplar, bir çok insanın şikayetçi olduğu bir durumdur. Uykuda, yüzerken ve hatta yürürken bile meydana gelebilen kramplar, kaslarda şiddetli bir ağrı ile birlikte meydana gelen istemdışı kasılmalardır. 

Kramplar genelde, bacaklarda, kollarda ve sırt bölgelerinde oluşur. Bunun sebepleri arasında, aşırı egzersiz, adele zorlanması, kasların zorlanması, zedelenmesi, dehidrolize olması, aynı pozisyonda çok uzun süreyle hareketsiz kalmak vardır. Ayrıca şeker, böbrek, kalp damar rahatsızlıklarında da sıklıkla kramplar görülebilmektedir. Kalsiyum, magnezyum, potasyum gibi mineral eksiklikleri de kramplara davetiye çıkarabilir. Hastalık ve mineral eksikliği kaynaklı kramplarda bir hekime başvurmak gerekir.



Krampların Sık Görüldüğü Durumlar
  • Yoğun egzersiz sebebiyle hücrelerindeki depo glikojeni tükenen kişilerde,
  • Hipertansiyon veya hamilelik gibi sebeplerle tuz ve potasyum kaybı yaşayanlarda,
  • Egzersiz öncesi ısınma hareketleri yapmayan kişilerde,
  • Beslenmesinde potasyum ve kalsiyum açısından zengin gıdaları tercih etmeyenlerde.
Krampları önlemek için yapılabilecekler;
  • Önce ısınma hareketleri ile birlikte düzenli ve dengeli egzersiz yapın. Düzenli yapılan egzersizler kasların kuvvetlenmesine yardımcı olur. Egzersiz sonrası bol su tüketin.
  • Yeşil sebzeler, kurutulmuş meyveler, avokado, muz, domates gibi potasyum bakımından zengin gıdaları sıkça tüketin. 
  • Kahve, kola, gibi kafeinli ve asitli gıdaları azaltın, aşırı sigara ve alkol tüketiminden kaçının.
  • B grubu vitaminlerinin zengin olduğu tahıllı gıdalardan tüketin.
  • Vücuttaki sağlıklı dolaşımı dengede tutmak için bolca su tüketin. Düzenli su içme alışkanlığı kazanmaya ve günde en az 2,5 litre su içmeye çalışın.
  • Enerji verecek gıdalar tüketin.
  • Kas çekilmeleri için az yağlı süt ve doğal yoğurt tüketin. 
  • Yemeklerdeki pişirme suyunu, vitamin ve minerallerini de tüketmek amacıyla atmayın ve diğer yemeklerinizde de kullanmaya çalışın.
Kramp anlarında uygulanması gerekenler;
  • Kramp bölgesini nazik hareketlerle ovuşturun.
  • Kramptan etkilenen bölgeyi germeye çalışın, bu kasın rahatlamasına yardımcı olacaktır.
  • Kaslara yapılacak hafif masaj ve sıcak uygulaması kasların gevşemesine yardımcı olur.
  • Krampa sebep olan şey sıvı kaybıysa derhal bu eksiklik giderilmelidir.
  • Soğuk kompres ya da buz tedavisi kasılmaları azaltabilir. 
  • Uykuda meydana gelen kramplardan şikayetçiyseniz bir çay kaşığı elma sirkesi, iki çay kaşığı bal, sıcak suda karıştırılıp içilebilir. 
Devamını Oku

TONİK LOSYON NEDİR?

Sağlıklı bir cilde sahip olabilmek için cilt temizliğinin tam ve düzenli olarak yapılması gerekir. Cilt yapısı kişiden kişiye değişiklik gösterdiği için her cilde uygun bir üründen bahsedilemez.  Çeşitli hassasiyete sahip ciltler için çeşitli ürünler geliştirilmiştir. Ancak cilt temizleyicisi olarak üretilen ürünlerin çoğu cildi tam olarak temizleyemezler. Bu eksiklik, ciltte tam temizleme sağlayan tonik losyon gibi malzemeler kullanılarak yapılır. Daha açık bir ifadeyle, günlük yüz temizliği yapıldıktan sonra ciltte kalan son makyaj ve ölü deri kalıntıları tonik yardımıyla tam olarak temizlenir.



Tonik, genelde su ve alkolle hazırlanan özel bir solüsyondur.  Genç ve yağlı ciltler ile akneli ciltlerde, fazla yağları tam olarak temizlemek ve gözeneklerin kapanmasını önlemek için alkollü toniklerin kullanılması gerekir. Ancak hassas olan ciltler ile kuru veya yaşlı ciltlerde fazla yağ bir sorun oluşturmadığı için alkolsüz toniklerin kullanılması yeterlidir.


Losyonlar duruma göre temizlik sonrası cildi nemlendirir veya besleyici maddeler içerir. İdeal bir temizlik için cilt, önce temizleyiciler yardımıyla temizlenir. Daha sonra bir miktar pamuk,  tonik ile ıslatılarak, bastırılmadan temizlenen bölgeye sürülür. Pamukta makyaj kalıntıları görünmez olana kadar bu işleme devam edilir. En sonunda temizlenen bölge bolca suyla yıkanır.
Devamını Oku

ERKEK CİLT BAKIMI

En az kadınlar kadar, erkeklerin de ciltleri dış etkenlerden etkilenir. Fabrikalarda, tarlalarda, güneş altında, çok soğuk ve rüzgarlı havalarda çalışan erkeklerin ciltleri çok fazla zarar görür. 



Bu atmosfer etkileriyle oluşan hasarlar, çeşitli hastalıklara sebebiyet verebileceği gibi kötü bir estetik görüntü de oluşturur. Bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak, oluşan hasarları tedavi edebilmek amacıyla, bayanlar için olduğu kadar erkekler için de erkek bakımı ürünleri geliştirilmiştir.


Önceki zamanlarda cilt bakımı dendiğinde sadece kadınlar anlaşılır, erkekler pek akla gelmezdi. Sadece tıbbi müdahale gerektiren durumlarda kullanılmak üzere, tedavi amacıyla üretilen ilaçlar vardı. Günümüz kadını artık, erkeklerde estetik ve bakımlı bir cildi tercih etmektedir. Bu sebeple erkek bakımı ürünleri talep edilir olmuş, bu talep doğrultusunda çeşitli erkek bakımı ürünleri üretilmeye başlanmıştır. 
Devamını Oku

KAŞ, KİRPİK BAKIMI

Bakımlı ve yüz yapısıyla uygun olan kaşlar ve kirpikler, nerede ise tüm zamanlarda, yüz güzelliğinin ayrılmaz bir parçası olarak görülmüş, zaman zaman şarkılara, türkülere bile konu olmuştur. Değişik zamanlarda, çeşitli moda akımlarının tesiriyle gelişen güzellik anlayışına paralel olarak, değişik şekiller tercih edilmiş ancak, yüz güzelliğindeki önemi hiçbir zaman eksilmemiştir.



Kadınlar için son derece önemli olan kaş kirpik bakımı, erkekler için de aynı önemdedir.  Şekli, kişisel güzellik anlayışına, estetik duygusuna göre değişiklik gösterebilir ancak sağlıklı kaş ve kirpikler için bakım mutlaka gereklidir.


Yüz yapısına uygun kaşların, dolgun ve uzun kirpiklerin, yüz güzelliğinize ne kadar olumlu katkı sağladığını söylemeye bile gerek yoktur. Ancak doğuştan gelen saç renginin kaş ve kirpiklerin rengini de belirlediği, esmer kişilerde kaşlar ve kirpikler belirgin olurken, sarışınlarda ve kumrallarda bu belirginlik yeterli olmayabilmektedir. Bunun yanı sıra şekil olarak da, yüz yapısının estetiği ile uyumsuz durumlar oluşabilmektedir. Bu olumsuzlukları bertaraf etmek için çeşitli kaş kirpik bakımı ürünleri geliştirilmiştir.
Devamını Oku

GÖZ ÇEVRESİ BAKIMI

Göz çevresindeki deri dokusu çok incedir ve bu sebeple, çeşitli çevre şartlarından kolayca etkilenip tahriş olur. Yaklaşık otuzlu yaşlardan sonra göz çevresinde çeşitli problemler baş göstermeye başlar. İlerleyen yaş, deri dokusundaki elastikiyetin zamanla azalması, hayat şartlarının getirdiği sıkıntılar ve stres gibi çeşitli nedenlerle, göz altlarında torbalar oluşmaya ve renk değişiklikleri gözlenmeye başlar. Ayrıca gözlerin yan taraflarında kazayağı denilen kırışıklıklar oluşur.



İlerleyen yaşlarda, bahsettiğimiz göz çevresi problemleri daha da yoğun olarak yaşanmaya başlar. Herkesin cilt yapısı ve özellikleri farklı olduğu için, göz çevresi bakımı için kullanılacak ürünlerin de çok dikkatli seçilmeleri gerekir. Göz çevresindeki deri dokusunun ince ve narin olduğu da dikkate alındığında, göz çevresi bakımı ürünlerinin imalatında kullanılan maddelerin de ne derece önemli olduğu ortaya çıkar. Bu açıdan bakınca, göz çevresi bakımı için kullanılacak ürünlerin, bilinçsizce kullanılmaması gerektiği anlaşılmaktadır.


Günümüz çalışma hayatının ve çevre şartlarının ne derece yıpratıcı olduğu, bu şartlar nedeniyle de göz çevresi problemlerinin gittikçe daha erken yaşlarda görünmeye başladıkları hepimizce bilinmektedir.

Devamını Oku

EL BAKIMI

Belki de dış etkilere en açık olan organlarımız, ellerimizdir. Üstelik bakımsız ve kötü görünüme sahip eller, diğer insanlar, özellikle de karşı cins üzerinde olumsuz bir imaj oluştururlar. El bakımı konusunun sadece kadınlara özgü olduğu düşünülür ancak erkekler için de aynı önemi haizdir. El bakımının tamamlayıcı bir unsuru olarak tırnak bakımını da ihmal etmemek gerekir. Sararmış, kırık veya kirli tırnaklara sahip ellerin bakımlı ve güzel olması beklenemez.



Hayatımızın neredeyse her anında ellerimiz kullanırız. Ellerimizi olumsuz etkileyen etkenler kişiden kişiye farklılık gösterir. Bu sebeple kullanılacak el bakımı ürünleri de kişiden kişiye hatta cinsiyete göre farklı olacaktır. Aşırı sıcağa veya soğuğa maruz kalan ellerin bakımı, kuru ellerin bakımı, çatlamış ellerin bakımı gibi çeşitli durumlar için, çok çeşitli ürünler geliştirilmiştir.



Mevsimlere göre de el bakımı yöntemleri farklıdır. Kış aylarında uygulanacak el bakımı yöntemleri ile yaz aylarında veya sonbaharda uygulananlar haliyle çok farklı olacaktır. Sosyal statümüzün tamamlayıcı bir öğesi olarak el ve tırnak bakımımızı, ellerimizin doğal yapısına uygun el bakımı ürünleri ile her mevsim yapmamız gerekir. 
Devamını Oku

DUDAK BAKIMI

Hem çok hassas olup, hem de dış etkilere en açık olan organlarımızdan biridir dudaklarımız. Sıcak ve soğuk hava, rüzgar, güneş gibi etkenlerden çok kısa sürede olumsuz olarak etkilenebilirler. Üstelik dudaklarımız etkileyici bir yüz güzelliğinin tamamlayıcısıdır. Bu sebeple dudak bakımı, cilt bakım alanında olmazsa olmaz bir öneme sahiptir.



Dış etkiler nedeniyle zarar görmesi çok kolay olan dudaklarımızın korunması ve bakımı için kullanılacak dudak bakımı ürünlerinin seçimi de bir o kadar önemlidir. Ayrıca kullanılacak makyaj malzemeleri de özenle seçilmelidir.


İyi bir dudak bakımı için önce dudaklarımıza zarar verecek ortamlardan ve durumlardan uzak durmak gerekir. Aşırı rüzgarlı ortamlar, çok güneşli veya çok soğuk ortamlar dudaklarımıza zarar verir. Bir de vücudumuzun susuz kalması dudaklarda çatlak oluşmasına yol açar. Bu olumsuz etkiler nedeniyle dudak üzerinde ölü deri tabakası oluşur.

 Tüm bu olumsuz durumlardan kurtulmak için, çok çeşitli dudak bakımı ürünleri geliştirilmiştir. Harika ve etkileyici bir görünüme sahip olmanın yolu, sağlıklı dudaklara sahip olmaktan geçer. 
Devamını Oku

BB KREMİ NEDİR? , BB KREMİ AÇILIMI NEDİR?

Son yıllarda hayatımıza giren BB kremler, pratik ve kolay kullanımları, etkisini çok kısa sürede göstermeleri gibi nedenlerle çok kısa sürede tüm dünyada aranan cilt bakım ürünü haline geldi. Piyasada birçok markanın ürettiği ve çeşitli etkilere sahip BB kremler bulunmaktadır. Bunlardan bazıları ağırlıklı olarak nemlendirici özelliği de içermekte, bazıları da fondöten etkisi göstermektedir. Kısaca ifade etmek gerekirse BB kremler çok fonksiyonlu ve yaşlanma karşıtı kremlerdir.



BB Kemler ilk olarak Almanya’da hastaların ameliyat izlerinin iyileştirilmesi için geliştirilmiş, daha sonra Kore’de herkes tarafından kullanılabilecek bir cilt bakım ürünü haline getirilmiştir. BB kremin açılımı Blemish Balm’dır.

 Bu kremler cildi kısa sürede pürüzsüz bir hale getirip nemlendirirler. Ayrıca değişik renklerde üretildiklerinden fondöten etkisi de oluştururlar. Tüm bunların yanında, yaşlandırıcı etkiye sahip zararlı güneş ışınlarını da etkileyici özelliği vardır. Bu sebeple yaşlanma karşıtı ürünler kategorisinde yer alırlar. Görüldüğü gibi BB Kremler çok fonksiyonlu cilt bakım ürünleridir.


Günümüzde çok sayıda marka, farklı etkilere sahip BB Kremler üretiyor. Bize düşen öncelikle cildimizin ihtiyacını karşılayacak en uygun ürün türünü belirleyip, daha sonra zevkimize ve bize uygun maliyetli BB Kremler arasından tercihimizi yapmak. 
Devamını Oku

ANTİ AGE

Kelime anlamı olarak, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan yaşlanma belirtilerini yavaşlatma ve ortadan kaldırmaya yönelik, önleyici tedavi ve bakım süreci demektir. Hayatın doğal akışı içerisinde yaşlanma kaçınılmaz bir olgudur. Beraberinde, yüzde kırışıklık, kemik yoğunluğunda azalma, ciltte lekelenmeler, güneşe karşı artan hassasiyet gibi bir çok ruhsal ve fiziksel değişikliği de beraberinde getirir.



Yaşlanma belirtileri ile savaşmak için, bu belirtilere sebep olan faktörleri iyi analiz etmemiz gerekir. İlerleyen yaşlarda anti-oksidan eksikliği nedeniyle hücrelerin hasara uğraması, kromozomlardaki DNA’nın hasara uğraması, vücuttaki yağların hasara uğraması, hormonal ve beslenme bozuklukları yaşlanma sebeplerinden birkaçıdır. Bu sebepleri ortadan kaldıracak çalışmalar, doğal olarak yaşlanma etkilerini de ortadan kaldıracak veya yavaşlatacaktır.


Sadece anti age ürünleri kullanarak yaşlılık etkilerini ortadan kaldırmaya çalışmak, sağlıklı ve uzun süreli bir tedavi için yeterli değildir. Yaşlanmaya sebep olan etkenlerin, kişiden kişiye değişiklik göstermesi nedeniyle, anti age tedavisinin de kişiye özel olması gerekmektedir. Bu sebeple kişiye özel bir anti aging diyetle işe başlanmalıdır. Beraberinde  amaca uygun bir egzersiz programı uygulanmalı ve bu durum, kişiye özel olarak belirlenecek anti age ürünleri ile desteklenmelidir.

"Doktorunuza Mutlaka Danışın!" 
Devamını Oku

AKNE VE SİVİLCE

Yaygın inanışın aksine sivilce ve akneler sadece ergenlik dönemine özgü değildir. Çok genç yaşlarda görülebileceği gibi ileri yaşlarda da görülebilir. Çoğunlukla akne ile sivilcenin aynı şey olduğu düşünülür ancak çok benzemekle beraber ikisi de tamamen farklıdır. Burada önemli olan her ikisini de genellikle genç yaşlarda oluşması ve yüz estetiğini önemli ölçüde olumsuz olarak etkilemesidir.




Cildimizde bulunan yağ bezleri, salgıladıkları yağla hem derimizin bakımını sağlar hem de kayganlık sağlar. Ergenlik döneminde, hormonların daha fazla çalışmasına bağlı olarak daha fazla yağ üretilir. Yağ bezlerinin ürettiği bu yağlar, ciltteki gözeneklerden dış deri yüzeyine ulaşır. 

Bu gözeneklerde oluşan bakteriler, çeşitli sebeplerle kapanan gözeneklere hapsolurlar ve aşırı üreme nedeniyle sivilceleri ve akneleri oluştururlar. Görüldüğü üzere akne ve sivilce ürünleri kullanılarak yapılacak düzenli bir cilt bakımı, akne ve sivilce oluşumunu engelleyecektir.
Devamını Oku

SÜT SAKLAMA POŞETLERİ VE KAPLARI "ANNE VE BEBEK"

Başta teknolojik gelişmeler olmak üzere bir çok sebep, yaşam tarzımızda önemli değişikliklere yol açmaktadır. Önceden kadınlar çalışma hayatında çok az yer alıyordu. Şimdi ise bir çok kadın çalışmak durumunda kalmakta bu da kadınlar için önemli problemleri beraberinde getirmektedir. Toplum sağlığının bozulmaması için anne ve bebek sağlığının korunması mecburiyeti vardır. Bebeklerin sağlıklı büyümesi için mutlaka yeterli süre anne sütü almaları gereklidir.



Bebeğin beslenmesinde anne sütüne alternatif olacak bir gıda henüz bulunamamıştır. Anne sütünden mahrum büyüyen bebeklerde, anne sütü eksikliğine bağlı çeşitli problemler yaşanması muhtemeldir. Sütü az gelen veya çalışmak zorunda olup da emzirmeye vakit bulamayan anneler için, sütün sağılarak süt saklama kapları ve poşetleri ile muhafaza edildikten sonra gerektiği zamanlarda bebeğe verilmesi bir çözüm olarak uygulanmaktadır.


Süt sağıldıktan sonra içerdiği vitaminlerin ve proteinlerin kaybolmaması için, özel olarak üretilmiş süt saklama poşetleri ve kapları kullanılması gerekir. Anne sütü olma özelliğini kaybetmiş bir sütün, bebeğe hiçbir yarar sağlamayacağı açıktır. Ayrıca sütün muhafaza edileceği kapların da sağlıklı malzemelerden üretilmiş kaliteli ürünler olması gerekmektedir. 
Devamını Oku

GÖĞÜS PEDLERİ "ANNE VE BEBEK SAĞLIĞI"

Uzun ve zorlu bir hamilelik süreci sonunda nihayet bebeğinizi kucağınıza aldınız. O en kıymetli varlığınıza, canınızdan can kattığınız bebeğinize, yaşaması için ilk gıdasını veriyorsunuz. Mikroplara karşı çok dayanıksız olan bebeğinizin beslenmesinde hijyen elbette çok önemli. Bu sebeple göğsünüzün çok temiz olması gerekiyor. Önceleri bu temizlik çok değişik yöntemlerle sağlanıyordu.Sağladığı pratiklik ve faydalar nedeniyle göğüs pedleri kullanımı günden güne artmaktadır.



Elbette göğüs pedleri sadece bebek sağlığını korumak amaçlı kullanılan bir ürün değildir. Aynı zamanda annenin göğüs sağlığı ve estetiği için de gereklidir. Meme ucundan sızabilecek süt, hem hijyen açısından sakıncalı olacaktır hem de mikropların üremesi için uygun ortamlar oluşturabilecektir. Ayrıca sızan süt elbise üzerinden de görülebilecek, bu da estetik olarak istenmeyen sonuçlara yol açacaktır.



Son dönemlerde üretilen göğüs pedleri, annelerde oluşabilecek estetik kaygılarını da dikkate alarak, oldukça kullanışlı hale getirilmiştir. Hijyen sağlamak için tek tek paketlenirler ve doğal görünümlerini muhafaza ederler. Anne olmakla yaşadığınız mutluluğu, daha da huzurlu ve sağlıklı olarak devam ettirmek elbette en doğal hakkınız.
Devamını Oku

BEBEK BAKIM ÜRÜNLERİ "BURUN POMPASI,TIRNAK MAKASI VB."


Bebeklerin bakımı ve sağlıklı büyümeleri için, son dönemlerde çok çeşitli yeni ürünler geliştirilmiştir. Burun pompaları, tırnak makasları, sıcak su torbaları bunlardan birkaçıdır. Bebeklerde sıkça görülen rahatsızlıklardan biri de burun tıkanıklığıdır. Bilindiği gibi bebekler burunlarını kendileri temizleyemezler. Bu amaçla üretilen burun pompaları, pratik kullanımlarıyla, bebeğin rahat nefes almasını ve uyku düzenine kavuşmasını sağlarlar.



Bebeklerde yaşanan diğer bir sorun da, tırnaklarının uzaması sebebiyle kendilerine zarar verme ihtimalidir. Her ne kadar kullanılan eldivenler bu sorunu çözer gibi görünse de en nihayetinde tırnaklarının sağlıklı bir şekilde kesilmeleri gerekecektir. Tırnakların bebeğe zarar vermeden, hijyenik ve güvenli bir şekilde kesilebilmesi için geliştirilen tırnak makasları mevcuttur

Ortam sıcaklığında oluşabilecek ani değişiklikler, bizleri ve elbette bebekleri de hasta eder. Bu soruna çözüm olarak, bebeği ani ısı değişimlerinden koruyan sıcak su torbaları üretilmiştir. Bu torbalar, bebeğin yanına konularak kullanılır ve sağlıklı malzemelerden üretilirler. Estetik bir görünümleri vardır ve yıkanabilirler. Ancak bu torbalara asla kaynar su konulmamalı ve bebeğe direkt temas ettirilmemelidir.



Devamını Oku

BEBEK BAKIM KREMLERİ HAKKINDA "GÜNEŞ KREMLERİ"


Bebeklerin dış dünya ile temasları doğumun hemen ardından başlar. Hassas ciltleri, belki ilk anlarda değil ama ilerleyen günlerde korunmaya ve bakıma ihtiyaç duyarlar. Bebekleri olumsuz dış etkilerden korumak için elimizden gelen tüm dikkati göstermemize rağmen pişiklerin önüne geçemeyiz. İlerleyen yıllarda güneşin de olumsuz etkileri kendini göstermeye başlar.



Peki bu pişikler önlenemez mi ? Bu soruya cevap verebilmek için pişiklerin neden oluştuğunu iyi anlamamız gerekir. Pişik oluşumunun en önemli sebeplerinden biri, bebeğin altının uzun süre ıslak kalmasıdır. Ayrıca terleme sebebiyle bebeğin boyun bölgesinde isilik adını verdiğimiz kırmızı noktalar da oluşur. Her ikisi de bebeğe acı verir. İhtiyacınız olabilecek ve bebeğinizin hassas cildinde güvenle kullanabileceğiniz bebek bakım kremleri.

Bebeğimizin sağlığı bizler için her şeyden daha önemlidir elbette. Özellikle ciltlerinin çok hassas olması, kullanmayı düşündüğümüz bebek bakım kremleri ve güneş kremleri hakkında iyi bir araştırma yapmamızı zorunlu hale getirir. Çünkü yapılacak yanlış bir tercih, ileri yaşlarda ciltte kalıcı izlerin oluşmasına bile sebep olabilir.


Devamını Oku

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *