zararı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zararı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ROOT NEDİR?, YARARI VE ZARARI?


Root  Nedir?

Root tüm cihazlarda tam yetki anlamına geliyor. Üreticiler haricinde cihazı kullanan kişiler tarafından da tüm yetkilere sahip olmak demektir. Root kelimesi tüm cihazlar içinde geçerlidir.Bulunan yönetim dışında kullanılan yönetim rolü root olarak adlandırılır.

Zzz



Peki root neden atmalıyız yararı nedir?

Root atmanın yararı yazılım veya ilgilendiğiniz alanda bilginiz var ise root atmanın amacı bulunun çalışma sistemi dışında farklılıklar yapma veya ana sistem yönünden istenmeyen bir şeyi root atıldıktan sonra kurmanıza yarayabilir.



Root attıktan sonra gereksiz programları kaldırabilirsiniz veya programlar içerisinde değişiklikler yapmanıza olanak verebilir. 

Neden root atmamalıyız ?

Zz z

Günümüzde çok konuşulan bir konu root atıldıktan sonra servis dışı kalır mı?

Teknoloji çok hızlı gelişiyor ve cihazımız kullanıcı tarafından sistemsel olarak zarara uğratıldığında servisi iptal olur ve kullanıcı para ödemek zorunda kalabilir. Firmalar cihazlarını satarken zararlı uygulamalar dahi  yazılım içerisinde değişiklikler kullanıcı hatası olarak kabul edildiğini belirtmiştir. Bu yüzden root atılmamasının en başlıca etmeni servis dışı kalma problemidir.

Bazı arkadaşlarımız UNROOT yaparak geri döndüre biliriz ve servis bunu fark etmez diyebilir. Servisin ilgisi ve bilgisine bağlı kalan bir konudur. Bilgisi olmayan servisler root tam ne anlama geldiğini bile bilmediğinden servis uygular. Ama büyük firmalar her türlü kar yapmak için incik cincik inceler ve fark edildiği takdirde kullanıcı hatası kabul edilir. Yani UNroot 'ta bir risktir.

Zzz

Ve atılmamasının en başlıca etmeni servis süresi bitmiş dahi olsa. Yanlış root atımları cihazınızı bozmaya yol açabilir. Bilen bir kişi tarafından veya detaylı bilgiyi aldıktan sonra root atınız. Aksi taktirde cihazınızdan  (Telefon,Tablet,Bilgisayar Vs.) mahrum kalabilirsiniz. 
Devamını Oku

SÖĞÜT YAPRAĞININ FAYDALARI NELERDİR?

Söğüt ağacının bilinen yaklaşık iki yüz elliye yakın türü bulunmaktadır. Genellikle kışın yapraklarını döker ve Nisan & Mayıs aylarında çiçek açar. Söğüt ağacının yaprakları ağrı kesici özellik taşır. Uykusuzluk, yorgunluk, sinir bozukluğu durumlarında tedavi amaçlı kullanıldığı gibi sarılık, egzama gibi hastalıkların tedavisinde de kullanılmaktadır.


Söğüt yaprağının içerisinde salisilik asit, tanenler ve madeni tuzlar yer almaktadır. Salisilik asit cilt açısından oldukça faydalı bir etken maddedir. Ayrıca ağrı kesici özelliği vardır.
Söğüt kabuğunu su ile kaynattıktan sonra bal ilave edip tatlandırılır. Bu şekilde tüketildiğinde ağrı kesici özelliği gösterir. Kulak ağrısı yaşanan durumlarda söğüt yaprağının suyunun kulağa damlatılarak ağrı kesici özellik gösterdiği de söylenmektedir.
Uykusuzluk problemine karşı iyileştirici özelliği vardır. Söğüt yaprağı oğul otu ile birlikte kaynatılıp bir çay hazırlanır. Yatmadan bir saat önce 1 su bardağı içildiğinde vücudun rahatlamasını ve uykuya geçişini sağlamaktadır. İçerisinde bal koyularak tatlandırılabilir. Aynı şekilde sinir bozukluğu yaşayan kişilerde söğüt yaprağı kaynatıldıktan sonra bal ile tatlandırılarak içilebilir.
Uzun süre ayakta çalışan kişilerde, kilolu kişilerde ya da topuklu ayakkabı kullanan kadınlarda sık sık görülen ayak yorgunluğu şikâyetlerinin giderilmesi için söğüt yaprağı kullanılarak bir ayak banyosu hazırlanabilir. Ayaklar söğüt yaprağının kaynatıldığı suda dinlendirilerek ağrı kesici özelliğinden faydalanılabilir. Dinlendirici etkisi ile ayak yorgunluğunu alacaktır.
Vücut yüzeyindeki yaralarda söğüt yaprağı kaynatılarak hazırlanan lapa yaranın üzerine sürülür ve tedavi edici özellik gösterir.
Sarılık olan kişilerde söğüt yaprağının kaynatılması ve balla tatlandırılmasıyla hazırlanan şurup  soğuk olarak tüketilebilir.
Ayrıca söğüt yaprağından demlenen çayın romatizmal ağrılara, kandaki şekeri düşürmeye, vücudu kuvvetlendirmeye ve ateş düşürmeye yardımcı olduğu söylenmektedir. İştahsızlık problemi olan kişilerde düzenli tüketildiğinde iştah açıcı etkisi olduğu da bilinmektedir.
Söğüt yaprağı kadar şifalı olan söğüt kabuğunun ise adet ağrılarını azaltıcı etkisi olduğu söylenmektedir.
Kan inceltici ilaçların etkisini arttırarak kanama riskini arttırabileceği için bu gruptaki ilaçları kullanırken söğüt yaprağı ve kabuğunun kullanılması risklidir.
Diüretik gruba giren ilaçların etkisini azaltmaktadır.
Nonsteroidal iltihap ilaçları ile birlikte kullanıldığında mide kanaması riski yaratabilir.
Tüm bitkisel tedavi yöntemlerinde olduğu gibi alerjik ve özel durumlarda temkinli olabilmek adına tedavi görülen doktora danışılmasında fayda vardır.
"UYARI"
Bu içerikler sadece bilgilendirme amaçlıdır!
"Sitemizde yazan,sağlık açısından önemi olan içerikleri doktorunuza danışmadan uygulamayınız!"
Devamını Oku

KUŞBURNU YAĞININ KULLANIMI NASILDIR?

Kuşburnu yağı ya da kuşburnu çekirdeği yağı olarak da bilinen yağ, çok zengin içerikli bir bitkisel yağdır. Açık sarı ve berrak bir renkte olan kuşburnu yağı, içeriğine göre turuncu rengine kadar değişebilir. Bu yağ çeşidi ilaç ve tıp endüstrisinde kullanıldığı kadar günümüzde kozmetik endüstrisinde de kullanım bakımından çok önemli bir yerdedir.



Kuşburnu yağı kuşburnu çekirdeğinin sertliğinden dolayı çok kolay çıkarılamayan bir yağdır ve bu sebeple fiyatı da diğer bitkisel yağlara oranla daha fazladır. Satın alırken dikkat edilmesi gereken, satın aldığınız yağın saf kuşburnu çekirdeğinden yapılmış bir yağ mı yoksa bir karışım mı olduğuna dikkat etmektir. Piyasada daha uygun fiyata satılan aroma şeklinde üretilmiş kuşburnu yağlarına rastlamak da mümkündür. Kuşburnu yağının faydalarından yararlanabilmek için saf halde üretilmiş kuşburnu yağı kullanmanız önerilmektedir. Aroma şeklinde üretilmiş yağların cilt üzerinde herhangi bir faydası yoktur. Hatta yoğun içeriği ile cildin erken yorulmasına neden olabilirler. 
Kuşburnu yağının kullanımının tarihine bakıldığında çok eski tarihlere kadar gidilebilmektedir. Bilindiği kadarı ile Mısır tanrısı Firavun’un eşleri güzelliklerini koruyabilmek için bu yağı kullanmışlardır. Yine aynı şekilde Mayalar ve Kızılderililerin bu yağı cilt güzelliklerini ve cilt sağlıklarını korumak ve ayni zamanda da ciltte oluşan yaraların tedavisinde  ilaç olarak kullandıkları bilinmektedir.
Kuşburnu yağı, kuşburnu çekirdeklerinin ve çiçeklerinin mekanik presleme yöntemi ile sıkılması ve daha sonra da rafine edilmesi sonucu elde edilir. Normal şartlar altında bu yağ oluşturulurken Toçopherol adı verilen Vitamin E ek olarak yağa eklenir. Serin ve karanlık yerlerde saklandığında bu yağ bir sene kadar dayanabilmektedir.
Kuşburnu Yağının İçeriği
Kuşburnu yağı diğer bitkisel yağlara benzer şekilde yüksek oranda omega içermektedir. Omega 3 ve 6, retinol ve A vitamini içeriği ile cilt üzerinde çok önemli olumlu etkiler gösterdiği bilinmektedir. Zengin Omega içeriğinin yanı sıra vitamin bakımından da zengindir ve A, E ve C vitaminine sahiptir.
Kuşburnu yağı koklandığında tatlı ekşi ve meyvemsi bir kokuya sahiptir. Oda sıcaklığında sıvı şekilde bulunan yağ yaklaşık % 29,3 oranında yağ asidine sahiptir ve yaklaşık olarak 100 ml kuşburnu yağının içerisinde 47 mg α- ve β-Toçopherol bulunmaktadır. Yağın yoğunluğu 15 °C  0,9270 kg/l ölçülmüştür. Ölçülen bu değer ile yoğun bir yağ olduğu söylenebilir.
İlaç ve Tıp Endüstrisinde Kullanımı
Kuşburnu yağı, ilaç ve tıp endüstrisinde en çok kuru, kepekli ve problemli ciltlere karşı kullanılmaktadır. Aynı şekilde deri yanıklarına ya da deride oluşan yaralara karşı üretilen kremlerin içerisinde bulunmaktadır. Aynı şekilde problemli dış etlerinin ve ağız içinde oluşan yaraların tedavisinde kullanılan ilaçların içerisinde de kuşburnu yağı bulunduğu görülmektedir.
Kozmetik Endüstrisinde Kullanımı
Kuşburnu yağı, kozmetik endüstrisinde diğer bitkisel yağlar gibi kremlerin içerisinde kullanılmaktadır. Özellikle cilde uygulanan gece kremlerinin çoğunluğunda kuşburnu yağına rastlanmaktadır. Kuşburnu yağının cildin kendini yenilemesini hızlandırdığı gibi aynı zamanda cildin nem oranını da korumasını sağladığı bilinmektedir. Bu özelliği ile kuşburnu yağı kozmetik sektöründe önemli bir içerik ve hammadde olarak kullanılmaya devam etmektedir.
Kuşburnu Yağının Faydaları
  • Kırışıklara Karşı: Kuşburnu yağı, ciltte yaşlanma ile oluşan çizgilerin derinleşmesini önleyerek cildi sıkılaştırır. Bu özelliği ile aynı zamanda sarkma ve kırışıklık sorunlarına karşı savaşır.
  • Kuru Ciltlere Karşı: Kuşburnunun zengin oranda E vitamini içerdiğini söylemiştik. İçeriğindeki bu E vitamini cildin nem oranının korunmasında ve kuru ciltlerin yeniden nemlendirilmesinin sağlanmasında çok önemli bir rol oynar.
  • Hücre Yenilemesi: Kuşburnu yağı hücre yenilenmesi üzerinde sunduğu aktif etkiler ciltteki cansız hücrelerin yeniden canlı hale getirilmesini sağlar ve bu sayede düzenli kullanımı sonucu cilt daha sağlıklı ve parlak görünür.
  • Mikroplara Karşı: Kuşburnu yağının cilt üzerindeki bir diğer önemli etkisi de ciltteki mikroplara karşı savaşması ve soğuk aylarda cildi soğuklara karşı korumasıdır.
  • İçeriğindeki omega yağ asitleri cildinizin bakıma girmesini sağlayarak, yorgun görünen ciltlerin canlılık kazanmasını sağlar.
  • Ciltte yağ hissini sevmeyenlerin dahi rahatça kullanabileceği bir yağdır ve ciltte ağırlık hissi yapmaz.
  • Saçlar için: Cilt üzerinde olduğu kadar saçlar üzerinde de etkisi görülmüştür. Kuru saçların yeniden canlanmasında ve kuruluğunun azalmasında kullanılmaktadır. Kremlerinizde olduğu gibi kuşburnu yağını şampuanlarınızın içerisinde de güvenle kullanabilirsiniz. Kuşburnu yağının saç diplerinde oluşan kepek problemlerinin önüne geçilmesinde de kullanıldığı bilinmektedir. Çok ileri derecede kepek problemlerine sahip olunması durumunda maske şeklinde saça uygulanması önerilmektedir. Bu durumda saç dipleri ile birlikte bütün saça sürülen kuşburnu yağının 30 dakika bekledikten sonra yıkanarak temizlenmesi gerekir.
  • Kuşburnu yağının güneşe çıkmadan önce sürüldüğünde oluşabilecek güneş yanıklarına karşı koruduğu da bilinmektedir. Yine de güneşin zararlı etkilerinden korunabilmek için ekstradan güneş kremlerinin kullanılması unutulmamalıdır.
Kuşburnu Yağının Kullanımı
Kuşburnu yağı, kullanım açısından çok kolay kullanılan bir yağdır. Cilt tarafından çok hızlı bir şekilde emilir ve artık ya da kötü kokuya neden olmaz. Aktarlardan aldığınız kuşburnu yağını düzenli şekilde kullandığınız kremlerinizin içerisine eklediğinizde hem ciltte oluşacak mikroplara karşı bir koruyucu hem de ölü hücrelerin canlandırılması için bir aktifleştirici içerik elde etmiş olursunuz. 
Aynı zamanda kuşburnu yağının sade olarak kullanılması da mümkündür. Bu durumda yağın krem şeklinde masaj yaparak cilde uygulanması gerekir. Kuşburnu yağı kullanarak hazırlayabileceğiniz cilt maskeleri de vardır. Uygulanan kuşburnu yağı deforme olmuş cildin yeniden sağlıklı hale gelmesinde çok önemli bir yardımcıdır. Bu özelliği ile göz ve ağız çevresinde yaşa bağlı olarak oluşan deformasyonları önlemek için bu bölgelerde krem şeklinde uygulayarak kullanılabilir. Aynı şekilde yapacağınız makyajın kalıcılığını arttırmak ve uzun süre kalmasını sağlamak için makyaj yapmadan önce cildinize kuşburnu yağı ile masaj yapmanız önerilmektedir.
Kuşburnu yağı sadece yüzde değil aynı zamanda el, yüz, ayak, bacak, kol ve göğüs gibi vücudunuzun bütün bölgelerinde güvenle kullanabilirsiniz. Kuşburnu yağı birçok güzellik salonunda aroma terapi yağları içerisinde kullanılmaktadır.
Kuşburnu yağı normal ve kuru ciltlerde masaj yapılarak uygulanabilir. Cildinizin bu şekilde kuru olduğu durumlarda sürdüğünüz kuşburnu yağını yeniden su ile yıkamanıza gerek kalmayacaktır. Ancak yağlı ciltlerde yapılan masajın ardından 15 dakika sonra yağın ılık su yardımı ile yıkanması önerilmektedir.
Kuşburnu Hakkında Bilinmesi Gereken Önemli Ayrıntılar
Kuşburnu yağı, diğer bütün bitkisel yağlar gibi alerji açabilecek yağlardandır. Bu nedenle kullanmadan önce küçük bir test yaparak kuşburnu yağına karşı alerjiniz olup olmadığını görebilirsiniz. Bu testi yapmadan kuşburnu yağını cildinize sürmeniz cildiniz daha hassas hale getirebilir. Alerjik bir durum olmadığı takdirde kuşburnu yağının herhangi bir başka yan etkisi yoktur ve daha önce de söylediğimiz gibi bütün vücutta güvenle kullanılabilir. Dikkat edilmesi gereken diğer bir durum ise kuşburnu yağının cilde günde sadece bir kez kullanılması gereğidir.

"UYARI"
Bu içerikler sadece bilgilendirme amaçlıdır!
"Sitemizde yazan,sağlık açısından önemi olan içerikleri doktorunuza danışmadan uygulamayınız!"


Devamını Oku

PORTAKAL YAĞI NEDİR?, FAYDALARI NELERDİR?

Yazın suyunu sıkıp içtiğimiz, kışın dilim dilim yediğimiz portakal, farklı şekillerde kullanıldığında cilt bakımından ev temizliğine, cinsellikten sindirime kadar pek çok alanda etkili olabilen bir meyve. 

Latince adı "Citrus Sinensis" olan portakal, soğuk presleme yöntemi ile kabuğundan uçucu yağ elde edilebilen bir meyvedir. Bu yağın çeşitli yöntemlerle evlerde de hazırlanması mümkündür. Bu yağ, portakal suyu üretiminde de kullanılır. Portakal özü bir kez çıkarıldıktan sonra 6 ay boyunca güvenle kullanılabilir.
Portakal yağının taze, tatlı ve keskin bir kokusu vardır. Bu yağ antiseptiktir. Ruhu canlandıran, yatıştırıcı, huzur ve mutluluk veren bir etkisi vardır. Bu etkisi sayesinde antidepresan özelliktedir. İç ve dış kaynaklı yanmaları giderip rahatlama sağlayarak kan dolaşımını hızlandırır, spazm kaynaklı şikayetleri azaltır. Karna masaj yaparak uygulandığında sindirimin düzenlenmesine yardımcı olur.
İçeriğinde C, A, E ve B vitaminlerini barındıran, fosfor, magnezyum, demir ve kalsiyum zengini bir meyve olan portakal, kabuğundan elde edilen yağ ile saç bakımında da etkilidir. 
Citrus yağı olduğu için, diğer citrus yağlarıyla karıştırılabilir. Diğer citrus yağları haricinde, tarçın, karanfil, zencefil, karabiber, vetiver (güve otu) ve sandal wood (santal) ile uyumludur.



Portakal Yağı Nasıl Yapılır ve Kullanılır?

Portakal kabuklarını soyup incecik doğrayarak 3 gün susam yağında bekletmek en basit portakal yağı elde etme yöntemidir. Bu yağ bir cam kavanozda muhafaza edilebilir. Buradaki püf noktası, kabukların hiçbir zaman güneş görmemeleridir. Her ne kadar 3 günde pratik şekilde portakal yağı elde edilebilse de, yağın en etkin haline ulaşması için 20-40 gün arası beklemek en idealidir. 
Saçlar için: 
  • 10 damla portakal yağını, biraz zeytin yağı ile karıştırın. 
  • Karışımı, saç derinize masaj yaparak sürün. 
  • 40 dakika boyunca bekledikten sonra saçınızı durulayın.
Genel cilt sağlığı için:
  • Banyo suyuna birkaç damla eklenebilir. 
  • Jojoba, tatlı badem veyahut avokado yağı ile inceltilerek cilde masaj yağı olarak uygulanabilir. Kesinlikle güneşe çıkmadan hemen önce uygulanmamalıdır. 
Vücucu nemlendirmek için: 
  • Portakal kabukları soyulur. 
  • Kabuklar ve portakalın yarısının suyu bir arada bir kaba konur. 
  • Karışım, 1-2 saat boyunca benmari usulü ile kaynatılır. Ancak kabın ağzı sıkıca kapalı olmalıdır. 
  • Kaynama bitince, karışım biraz daha karıştırılarak altı kapatılır ve 1 saat soğumaya bırakılır.
  • Soğuduktan sonra bir tülbent yardımıyla süzülür. İşte losyon hazır!
Akneyi ve siyah noktaları engellemek için:
  • 1 yemek kaşığı kili, yarım limonun suyuyla ezin.
  • 1 tatlı kaşığı nişastayı karışıma ekleyin. Nişasta cildin fazla yağını alıp parlamayı engelleyecektir.
  • Karışıma 4 damla portakal yağı ekleyin. 
  • Biraz su ile incelterek kullanın.
Eklem ağrıları ve selülit için:
Bu tarif, eklem ağrılarını, diz, omuz ve bel ağrılarını ve romatizmal ağrıları giderir. Ayrıca, kan dolaşımını hızlandırarak selülitlerin parçalanmasına da yardımcı olur. Eğer bulunabilirse, yafa portakalı ile yapıldığında kalın kabuğundan dolayı daha etkili olacaktır.
  • 3 adet portakal, beyaz kısımları hariç olacak şekilde rendelenir ve cam kavanoza yerleştirilir. 
  • Üzerine 1 litre zeytinyağı eklenir. 
  • Üzeri hava geçirecek bir bezle kapatılır.
  • 20 gün boyunca, günde birkaç kez tahta kaşıkla karıştırılarak bekletilir. 
  • 20 günün sonunda, tülbent yardımıyla süzülerek cilt üzerinde haricen kullanılır. 
  • Özellikle selülitler için, yukarıdan aşağıya doğru masaj yapılarak kullanılırsa daha etkili olur.
Karın yağlarını yakmak için:
  • 1 tatlı kaşığı portakal yağı ile 1 tatlı kaşığı biberiyeyi karıştırın.
  • Karışımı karna sürerek üzerini streç filmle kapatın.
  • Yarım saat bekledikten sonra ılık bir duş alarak karışımı vücudunuzdan temizleyin. 
  • Spordan sonra uygularsanız daha etkili olacaktır. 
Boğaz ağrısı için: 
  • Ilıtılmış tuzlu suyun içerisine birkaç damla portakal yağı eklenerek gargara yapılabilir.
Temizlik için:
Portakal son zamanlarda ev temizleyiciler ve çözücüler için alternatif olarak görülüyor. Zehirli kimyasallar kullanmak yerine antiseptik ve çevre dostu portakal yağını kullanarak temizliğinizi daha sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz. Ayrıca, portakal yağı, pek çok leke çıkarıcıdan daha iyi bir çözücüdür. Güvenli olsa da, cildin ve solunum yollarının tahriş olmasını engellemek için portakal yağı temizlik malzemesi olarak kullanılırken muhakkak eldiven kullanılmalıdır ve hava sirkülasyonu sağlanmalıdır. Temizlik malzemesi olarak portakal yağı yapımı çok basittir: 
  • Portakal kabukları soyulup kurutulur. Ardından öğütülür.
  • Öğütülmüş kabuklar, bir kavanoz içerisinde etil alkolle kaplanır. Etil alkol önceden ısıtılırsa daha etkili olur.
  • Kavanoz 3-4 gün boyunca, günde birkaç kez sıkıca çalkalanır.
  • 3-4 günün sonunda karışım tülbent yardımıyla süzülerek sığ bir kaba boşaltılır.
  • Kabın ağzı bir bezle kapatılır. Bu sayede hava alması ve alkolün uçması sağlanır.
  • Kapta kalan kısım portakal yağıdır.
  • Kullanacağınız zaman, 1 litre suyun içine yaklaşık 6 gr kadar portakal yağı koymanız yeterlidir.
  • Bu yağı yaparken muhakkak eldiven kullanmanız, karışımı ateşten ve çocuklardan uzak tutmanız gerekir. 

Portakal Yağının Faydaları 

  • Yatıştırıcı etkisi nedeniyle antidepresan olarak kullanılır. Pozitif ve yaratıcı düşünceyi tetikler. 
  • Stresi azaltır.
  • Yorgunluğu alır.
  • Lavanta yağı ile birlikte kullanılırsa uyku sorunlarının önüne geçer.
  • Kadınlarda regli söktürür.
  • İç ve dış yanmaların giderilmesini sağlar.
  • Kan dolaşımını hızlandırır.
  • İltihap gidericidir. 
  • Antiseptiktir.
  • Boğaz ağrılarını azaltır.
  • Ağız yaralarını iyileştirir. 
  • Diş etlerini korur.
  • Mikropların yayılmasını engeller. 
  • Bakteri ve patojenleri öldürür.
  • Kas sorunlarının önüne geçer.
  • Spazmı engeller. 
  • Gaz gidericidir.
  • Safra söktürür.
  • Kronik öksürüğü keser.
  • Kramplara iyi gelir.
  • İshali önler.
  • Sindirimi düzenler, hazımsızlığın ortadan kalkmasına yardımcı olur.
  • Mide rahatsızlıklarının şikayetlerini azaltır.
  • Kabızlığın giderilmesine yardımcı olur.
  • C vitamini emilimini artırır.
  • Ürik asit ve aşırı tuz gibi toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar.
  • Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. 
  • Detoks ve temizleme niteliği sayesinde selülitleri parçalar ve yenilerinin oluşumunu engeller.
  • Romatizmal ağrıların geçmesinde faydalıdır.  
  • Sertleşme sorununun tedavisinde işe yarar.
  • Afrodizyak etkisi nedeniyle cinsel isteği artırır. 
  • Düzenli ve sistematik şekilde kullanıldığında frijit tedavisinde işe yarar.
  • Yara ve yanık tedavisinde etkilidir. 
  • Cildin kolajen üretimini destekleyerek şişlikleri indirir. 
  • Cilde parlaklık verir. 
  • Cildi sıkılaştırır. 
  • Kırışıklık oluşumunu yavaşlatır ve yaşlanmayı geciktirir. 
  • Kuru ve tahriş olmuş ciltlerde etkilidir. Dengeleyici görevi görür.
  • Sivilce ve akne oluşumunu engeller. Var olanları da kurutmaya yardım eder.
  • Tahriş olmuş saç derisini yatıştırır.
  • Saçın pH dengesini düzenler. 
  • Saç derisini ve saçı nemlendirir, kuru ve zarar görmüş telleri onarır. Bu nedenle şampuanlara da katılabilir. 
  • Saç köklerini güçlendirerek saçın gürleşmesini, daha sağlıklı ve hızlı uzamasını sağlar. 
  • Alzheimer hastalarının idrak fonksiyonlarını geliştirir. 
  • İçeriğindeki d-limonen sayesinde, zararlı haşerelere karşı etkilidir. Larva oluşumunu engeller. Sprey ile, kapı ve pencerelere sıkılabilir.
Portakal Yağının Zararları
  • Fototoksisite özelliği sebebiyle güneşe çıkmadan önce kesinlikle kullanılmamalıdır. Aksi halde yanıklara sebep olur.
  • Cilde yağ veya su ile inceltilmeden sürülmesi tavsiye edilmez. 
  • Fazla miktarda kullanılırsa, fototoksisite özelliği sebebiyle mide rahatsızlıklarına ve kusmaya sebebiyet verebilir. 
  • Aşırı kullanımı iştahı da kesebilir. 
  • Epilepsi ve karaciğer hastalarının, hamilelerin, emziren annelerin, kronik rahatsızlıkları olanların doktora veya aromaterapi uzmanlarına başvurmadan kullanması tavsiye edilmez. 
"UYARI"
Bu içerikler sadece bilgilendirme amaçlıdır!
"Sitemizde yazan,sağlık açısından önemi olan içerikleri doktorunuza danışmadan uygulamayınız!"


Devamını Oku

BÖĞÜRTLEN YAĞININ FAYDALARI NELERDİR?

Kendisine özgü renk ve cezbedici aromasıyla böğürtlen, hem meyve olarak tüketilmesi hem de çeşitli kullanım şekilleriyle diğer meyvelerden ayrılır.

Böğürtlen, gülgiller familyasının Rubus cinsinden olup, insan sağlığı için çeşitli faydalara sahip olan değerli bir bitki türüdür. İçeriğinde organik asitler, minerallar ve vitaminler bulunan bitki, bütün mevsimleri aynı anda yaşayabilen ülkemizin hemen hemen her bölgesinde yetişebilmektedir. Böğürtlen; zengin, sağlıklı bir besin olmasının yanı sıra görüntüsü ve lezzetiyle de sevilir, tercih edilir.
Yöreden yöreye böğürtlen için kullanılan isimler farklılık gösterebilir; “Mormorik, Diken Çileği, Karamama, Kedi Dutu, Diken Dutu, Yabani Üzüm, Dikendudu” 


Yetiştirilme Şekli
Çalılıklarla, bahçelerde, yol kenarlarında sıkça karşılaşabildiğimiz böğürtlen, doğada kendi kendine, hiçbir müdahale olmadan yetişmesiyle bilinse de iki farklı şekilde meydana gelmektedir: Yabani olarak ve aşılı olarak. Yabani böğürtlenler, aşılı böğürtlenlere göre daha küçük ve şekerlidir. Çiçeklenmesi genel olarak Mayıs ayından Ağustos ayına kadar devam ederken, Haziran ve Eylül ayları arasında beyaz ve pembe renklerde çiçekler açan çalılık görüntüsündedir. İlkbaharda yavaş yavaş oluşumunu tamamlayan meyvenin, yaz mevsiminde çeşitli türlerini toplayıp tüketmek mümkündür. Sulak alanları sevdiği için, yağmurlu bölgelerde böğürtlene sıkça rastlanır. Eğer yetiştirildiği iklimin yağmuru yeterli değilse, fazlaca sulanmalıdır. Herhangi bir koruyucu ilaca veya gübreye ihtiyaç duymaz. Bakımı zahmetsiz olan bitki, çoğunlukla sıcak iklimlerde büyürken; soğuk havaya da dayanıklı olmasıyla bilinir. Aynı zamanda farklı çeşitlerde toprakta kolaylıkla meyve verebilir ancak yine de en ideali eski toprakta yetişmesidir.
Görünümü
Gövdesi silindir biçiminde, dalları dikenli; önce yukarıya sonra da aşağıya bir üzüm dalı gibi kıvrılarak sarkmaktadır. Yaprakları saplı, kenarları dişli ve altyüzeyleri tüylüdür. Genelde 1 ve 3 metre arasında uzar. Ayrıca çevrelediği sarmaşık dalının üzerinde çok sayıda meyvesi bulunur. Meyvesi, ufak tanelerin bir araya gelmesiyle oluşan küre biçiminde yumuşak ve hafif dikenli meyvedir. Görünüm itibariyle çileği andırmaktadır. İlk oluşmaya başladığında rengi yeşilken, kırmızıya döner ve sonra koyu mor; hatta siyaha yakın ‘olgun’ rengini alır. Böğürtleni toplaması da gayet kolaydır, olgunlaşmasından sonra dalından basitçe ayrılabilir.
Besin Değeri
Böğürtlenin içeriğinde bulunan ellagik asitin kanserle mücadelede etkin olduğu söylenmektedir. Bu madde sayesinde kanser hücrelerinin büyümesi ve hatta oluşumu önlenir. Yapılan araştırmalar, böğürtlen tüketen kişilerde meme ve rahim kanser riskinin düşük olduğunu ortaya koyuyor. Bazı kaynaklara göre böğürtlen, yaşa bağlı tüm hastalıklara; özellikle alzheimer hastalığına iyi gelir. Dolayısıyla böğürtlenin, hafızaya iyi geldiğini söylersek yanlış olmaz. Bitkilerde bulunan flavanlar açısından özellikle çok zengindir. Yapraklarında tanen, organik asitler ve şeker taşır. Bunların dışında yapısında elma asidi, limon asidi, C vitamini, flavon, flavonoidler, pigmentler ve lif barındırır. Ayrıca diğer meyvelere göre daha yoğun antioksidan özellikler taşır. Armut, elma, muz gibi meyvelere göre çok daha yüksek oranda lif içeren meyve, besin değeri bakımından oldukça büyük bir öneme sahiptir. Taze tüketiminin mümkün olmadığı durumlarda işlenmiş halde kullanıldığında bile besin değerinden çok şey kaybetmediği belirtilmiştir.
  • 100 gram taze böğürtlende; 1,2 gram protein, 58 kalori, 12,9 gram karbonhidrat, 0,9 gram yağ, 4,1 gram lif ve 0 kolestrol vardır. 

Böğürtlen Yağı

Tüm organlarının ayrı ayrı çok faydası olduğunu bildiğimiz böğürtlenin ‘yağı’, uzun yıllardır şifa niyetine kullanılmaktadır. Böğürtlen yağı, böğürtlen tohumlarından soğuk sıkım yöntemiyle elde ediliyor. Gelin sizlere kısaca böğürtlen yağının özelliklerinden bahsedelim.

Böğürtlen Yağının Faydaları ve Kullanımı

Saç ve Cilt
Böğürtlen yağının geçmişten beri bilinen en büyük özelliği, insan vücudu için temel gereksinim olan C vitaminini yüksek miktarda içermesidir. Böğürtlen yağı, cilde ihtiyacı olan esneklik ve gençliği verir. Cildin kollajen yapısının zayıflaması, ciltte kırışıklıklara ve incelmelere sebep olduğu için düzenli böğürtlen yağı kullanımı, bu sürecin yavaşlamasına etki eder. Kaşıntılı ve pullu cilt ya da egzama gibi sağlık sorunlarında da olumlu etki ettiği söylenir. İçeriğindeki antioksianlar sebebiyle, cilt rengini de düzenler. Cildin temizlenmesinde güçlü bir tonik olarak, uzmanlar tarafından tavsiye edilir. Cildi canlandırmak için yüz ve vücut maskelerinde kullanılır.
Böğürtlen yağı, yıpranmış veya tedavi gerektiren ciltler için üretilmiş ürünlerin hemen hemen çoğunda bulunmaktadır. Deri yaralanmalarında da haricen kullanılabilir. Kendine özgü yapısı sayesinde raf ömrü de oldukça uzundur.
Saçlarda, hacim ve canlılık sağlar. Saç ve saç derisine nem kazandırır, yıpranmalarda iyileştirir ve güçlendirir. Kırık uçları tamir ederek, doğal bir ışıltı kazandırır. İçeriğinde bulunan zengin bileşenlerle bu yağ, kadife saçlara sahip olmanın en doğal yoludur.
Güneşten Korunma
Böğürtlen yağı, antioksidan yönünden zengin olduğundan doğal güneş koruyucular için harika bir yardımcıdır. Güneşlenmenin sonucunda oluşan güneş lekelerini de azalttığı bilinmektedir. Bunun yanı sıra tahriş olmuş cildin tedavisine de yardımcı olur.
Boğaz Ağrıları
Daha çok boğaz ağrıları ve iltihabında yaprakları kullanılan böğürtlenin yağı da benzer etkiyi sağlamaktadır. Boğaz iltihaplarında boğazı yumuşatır, bademcik iltihaplanmalarında iyileştirmeye yardımcı olur. Ayrıca boğaz enfeksiyonlarında gargara şeklinde kullanılmaktadır. 
Yaralanmalar Üzerinde Mucizevi Etkisi
Böğürtlen, tıbbın henüz gelişmediği dönemlerden beri yaralar üzerindeki iyileştirici gücüyle bilinmektedir. Ağız içi yaralarda, dil ve diş eti rahatsızlıklarında tedavinin bir parçası olarak kullanılmaktadır. Hafif derecede yanıklara iyi geldiği bilinmektedir.
Hemoroid Tedavisi
Böğürtlen yağının içeriğindeki C vitamini sebebiyle, haricen kullanıldığında hemoroide iyi geldiği söylenmektedir. Banyo suyuna karıştırılarak ya da pamuğa damlatılarak kullanılabilir.
Böğürtlen yağının vücut için faydalı olduğu noktalar ve kullanım şekillerinden bahsettik. Bunların dışında; peeling şeklinde kullanıldığında, saç diplerine friksiyon şeklinde parmaklarla yedirildiğinde, suya damlatılıp -gereken bölgeye- haricen ya da bir bezle kullanıldığında böğürtlen yağından daha rahat faydalanabilirsiniz.
Son olarak, yapılan araştırmalar böğürtlen yağının bilinen bir yan etkisi olmadığını söylüyor.

Devamını Oku

YER FISTIĞI YAĞI NASIL KULLANILIR?

Yer fıstığı, (Latince: Arachis hypogaea) zengin protein içeriği ile düzenli günlük kullanım ile birçok hastalığa karşı bir koruyucu olarak yardımcı oluyor. Uzmanlar her gün yenen 50 gr kavrulmuş fıstığın sağlık açısından bizim için önemli bir destekçi olacağını söylüyorlar. Yer fıstığın sadece zengin protein içeriği değil aynı zamanda sahip olduğu zengin sodyum, kalsiyum, magnezyum, demir, fosfor, albümin ve Vitamin (B-1, B-2, B-8, E) içeriği ile de doğal bir doping ya da ilaç olarak karşımıza çıkıyor. Bitkisel yağ olarak en çok kullanılan yağlardan biri olan yer fıstığı yağının tohumunda ortalama %45 ile %60 arasında değişen yağ oranına rastlanmaktadır. Ülke olarak daha çok çerez  şeklinde tükettiğimiz yer fıstığı lezzetinden dolayı genellikle kavrularak tüketilmektedir.


Yer fıstığının besin ve kalori değerleri olarak içeriğine baktığımızda 100 gr yer fıstığı için karşımıza şu şekilde bir liste çıkar:
  • Karbonhidrat (g)   8.29
  • Protein (g)            25.25
  • Yağ (g)                 48.1
  • Lif (g)                   10.93
  • Kolesterol (mg)    0
  • Sodyum (mg)       11
  • Potasyum (mg)    660
  • Kalsiyum (mg)     40
  • Vitamin A (mg)    0
  • Vitamin C (mg)    0
  • Demir (mg)          1.82
Ortalama olarak bir avuç yer fıstığının ise (yaklaşık 40 gr) 225 kcal’ye sahip olduğu ölçülmüştür. Bu sebepten dolayı, her ne kadar içeriğindeki vitamin ve lifler açısından zengin olsa da aynı zamanda içerdiği yüksek kalori miktarı nedeni ile tüketilen miktara dikkat edilmesi önerilmektedir.
Konumuzun başlığı olan yer fıstığı yağını pamuk yağı ile kıyasladığımızda fosfolipidleri çok az miktarda bulundurduğunu görürüz. Bu özelliğinden dolayı ise yer fıstığı yağının rafine edilmesi pamuk yağına göre oldukça kolaydır. Yer fıstığı yağının içerik olarak zeytin yağına benzemesinin nedeni ise içerdiği yüksek orandaki oleik asit nedeniyledir. Yer fıstığı yağı yüksek sıcaklığa karşı diğer yağlara oranla çok daha dayanıklıdır.

Yer Fıstığı Yağının Kullanım Yerleri

Yer fıstığının tohumundan üretilen yer fıstığı yağı beyaz etlerle lezzeti bakımından bolca kullanılan bir yağdır ve aynı zamanda mayonez yapımında, hamur işlerinde ve margarin üretiminde kullanılmaktadır. Tohumundan yağ elde edilen yer fıstıklarının geriye kalan ve küspe ismi verilen kısmından ise zengin protein içeriği nedeni ile bebek mamaları yapılmaktadır. Hazır ve konservelenmiş yemek sektörüne baktığımızda yine aynı şekilde balık konservelerinde, kızartmalarda, hazır salatalarda ve hazır paketlenmiş Çin yemeklerinin birçoğunda yer fıstığı yağı kullanıldığı bilinmektedir. 
Yer fıstığı yağının yüksek sıcaklığa dayanıklı olması kızartmalarda bu yağın kullanılmasının tercih sebebidir. Aynı zamanda kızartıldıktan sonra uzun süre taze kalabilmesinden dolayı da saklanacak yemekler için uyumlu bir yağ olarak hazır yemek sektöründe yerini almaktadır. Bu özelliği ile paketlenecek yemeklerin antioksidan değerini korumasına yardımcı olmaktadır.
Zengin bir E vitamini içeriğine sahip olan yer fıstığı yağı bu özelliği ile kozmetik sektöründe de el ve yüz kremlerinin üretilmesinde kullanılmaktadır. İçeriğindeki E vitamini ile yer fıstığı yağı cilde parlak ve pürüzsüz bir görünüm kazandırmaktadır.

Yer Fıstığı Yağının Faydaları

Yer fıstığı yağından önce yer fıstığına baktığımızda sapının ya da kabuğunun da çeşitli yollarla tüketilmeye uygun hale getirilebildiğini görürüz. Fıstığın kuru yemiş olarak kendi tüketileceğinde zarı ile birlikte tüketilmesi önerilmektedir. Çünkü zarı lif ve protein açısından oldukça besleyici ve faydalıdır. Yer fıstığının içeriğinde tekli doymamış yağ asitleri bulunmaktadır. Tekli doymamış yağ asitlerinin genel özellikleri ise iyi kolesterol seviyesini yükseltmeleri ve kötü kolesterol seviyesinin düşürmeleridir. Kötü kolesterol seviyesinin düşmesi kalp ve damar sağlığı bakımından önemlidir. Dolaşım sisteminin düzene girmesi ve kalp sağlığının korunması ile birlikte aynı zamanda vücuda kazandırdığı enerji ile zinde kalmamızı sağlar.
Hormonları düzenler ve zihinsel olarak dinginlik sağlar. Hormonların düzenlenmesi ile kadınlarda regl dönemlerinde olumlu etkiler göstermekte erkeklerde ise cinsel gücü arttırmaktadır.
Yer fıstığı yağının diğer bir önemli yararı ise kandaki oksijen akışını düzenlemesidir. Böylelikle damarların tıkanmasına karşı savaşan yer fıstığı yağı hücrelere zarar veren molekülleri de etkisiz hale getirir. İçeriğindeki resveratol kanser hücrelerine karşı savaşarak bu hücrelerin gelişmesini engeller.
Göz sağlığında da rol oynayan yer fıstığı yağı gözde oluşan katarakta karşı etkilidir. Oluşumunu  azalttığı gibi oluşmuş kataraktın tedavisinde de etkili sonuçlar göstermiştir.
Sınır sisteminde gösterdiği etkinin yanı sıra Alzheimer hastalığının oluşmasının önüne geçmek için de iyi bir yardımcıdır. Bu etkisi ile yine osteoporoz tedavisinde de sağlıklı sonuçlar gösterdiği belirlenmiştir.
Yer fıstığı yağının ciltteki diğer bir olumlu etkisi de sedef hastalığına sahip olanlar üzerinde görülmüştür. Sedef hastalığının tedavisinde ve artmasının önlenmesinde yer fıstığı yağı güçlü bir koruma göstermektedir.
Yer fıstığı yağı içerdiği zengin magnezyum  ile kas ve kemiklerin de güçlenmesinde büyük bir rol oynamaktadır. Aynı zamanda sahip olduğu bol vitamin içeriği öğrenme çağındaki çocuklar ve yetişkinler için öğrenmeyi kolaylaştırdığı için daha çok tercih edilmektedir.
Yer fıstığı yağının aynı zamanda kansere karşı koruyucu özelliği de vardır. Bağışıklık sistemini desteklerken, meme, prostat, kalın bağırsak kanseri gibi kanser çeşitlerine karşı savaşır.
Mide üzerinde de oldukça fazla olumlu etki gösteren yer fıstığı yağı mide ekşimelerine, gastrit ve mide yanmalarına karşı kullanılabilir. Hazmı kolaylaştırırken, kabızlığı ve bağırsak tıkanıklığını ya da pasif, tembel bağırsak şikayetlerini azaltır. Aynı şekilde kandaki şeker oranını düzenleyen yer fıstığı yağı bu özelliği ile de şeker hastaları için tercih edecekleri bir bitkisel yağ olmaktadır.
Kilo vermek amacı ile kullanıldığında iştahı kontrol altına aldığı görülmüştür. Metabolizmanın çalışmasını hızlandıran yer fıstığı yağı her ne kadar yüksek kolesterol oranına sahip olsa da düzenli bir şekilde kullanıldığında kilo vermek isteyenlere yardımcı olmaktadır.
Yer Fıstığı ve Yer Fıstığı Yağı Tüketilirken Dikkat Etmemiz Gerekenler
Düzenli ve belirli sınırlar içerisinde tüketilen yer fıstığı yağı sağlık açısından önemli sonuçlar doğurabilecekken, çok fazla tüketildiği durumlarda ise yüksek kolesterol içeriği nedeni ile damar sertliğine ve kilo artışına neden olabilmektedir. 
Her ne kadar yüksek sıcaklığa dayanıklı bir yağ çeşidi olsa da çok uzun süre ısıtıldığında içeriğinde faydalı asitleri kaybeder ve olumlu etkileri yok olabilir. Bu nedenle yer fıstığı yağının daha çok pişirilmeden ya da düşük ateşte pişirilerek kullanılması önerilmektedir. Yer fıstığının en fazla üretildiği ülkeler Hindistan, Çin, Nijerya, Senegal, ABD şeklinde sıralanmaktadır.

Devamını Oku

ÇEMEN OTUNUN FAYDALARI NELERDİR?

Buyotu olarak da bilinen çemen otu Çin’den Akdeniz’e kadar yaygın bir alanda yetişmektedir. Tohumları tüketilirken bazı ülkelerde yeşil yaprakları ıspanak gibi de tüketilmektedir. Acımsı ve aromatik bir tada sahiptir. Çemen otu esasında kırk değişik çeşit madde bulunur. Kullanımı oldukça eski tarihlere dayanan çemen otunun günümüzde en yaygın kullanıldığı mutfaklar aromayı ve baharatı seven Ortadoğu ve Hint mutfaklarıdır.


Türk mutfağında bu ot çemen tozu şeklinde kullanılır. Çemen tozu çemen otunun tohumları kurutularak elde edilen acımsı ve bol aromalı bir baharattır. Tahmin edileceği üzere en çok Kayseri’de pastırma üretiminde kullanılır.
Diğer ülkelerde öğütülmüş olarak et yemeklerinde, yemek soslarında ve turşularda kullanılmaktadır. Ülkemizde de bol miktarda salça ve birkaç farklı baharatla da karıştırarak kahvaltılık sos olarak tüketilmektedir.
Çemen otunun bitkisel tedavi yöntemleri arasında da önemli bir yeri vardır. Leziz bir baharat olmasının yanı sıra çay şeklinde demlenerek tedavi amaçlı da kullanılmaktadır.

Faydaları

  • Kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur.
  • Kolesterol seviyesini düşürür.
  • Böbrek hastalıklarının tedavisinde kullanılır.
  • Menapoz belirtilerini hafifletir.
  • Adet dönemi sancıları için ağrı kesici özelliği taşır.
  • Anne sütü miktarını arttırır.
  • Tip 2 diyabet hastalarında kan şekerini düşürdüğü tespit edilmiştir.
  • Yüksek kan şekerine bağlı olarak oluşan sinir ağrıları, aşırı susama, ciltteki enfeksiyonlar, sık sık idrara çıkmak gibi sorunları hafiflettiği görülmüştür.
  • İştah açıcı etkisi vardır.
  • Sindirim sisteminin daha sağlıklı çalışmasına yardımcı olur.
  • Çayın dışında harici kullanım ile cilt yüzeyinde oluşan iltihaplı yaraların, egzamanın ve çıbanların tedavisinde kullanılır.
Çemen otu tohum ve filizlerini az miktarda bitkisel bir yağ ile karıştırdıktan sonra bir macun hazırlayabilir ve kendi göğüs dolgunlaştırıcı kreminizi yapabilirsiniz. Çemen otunun içerisinde bulunan diosgenin maddesi östrojen yani kadınlık hormonunun yarı sentetik formunu elde etmek için kullanılan bir kimyasal türüdür. Östrojenin başlıca etkilerinden biri göğüslerde yarattığı büyüme etkisidir. Göğüs hücrelerinin büyümesine yol açarak daha dolgun göğüslere sahip olmayı sağlar. Göğüs dokuları bitkisel ürünleri belli bir miktarda emebilme özelliğine sahiptir. Bu sebeple bu macun kullanılarak doğal yoldan dolgunlaşmış göğüslere sahip olunabilir. Bu elbette estetik bir müdahale ile oluşan büyümeyi sağlamayacaktır ancak Dr. James Duke yaptığı araştırmalarda bu yöntemlerin işe yaradığından bahsetmiştir. Aynı zamanda çemen otu tozu ile göğüslere masaj yapmanın da faydalı olabileceğini söylemiştir.
Çemen otu çayı çemen otunun tohumları kullanılarak hazırlanır. Çemen otu çayı hazırlanırken en önemli nokta bütün tohumların kullanılmasıdır. Kırılmış, öğütülmüş haldeki tohumlardan değil bütün haldeki tohumlardan kullanmanız gerekir.
İki farklı demleme yöntemi vardır. 
Bunlardan ilki soğuk demleme yöntemidir. 2 su bardağı suyun içerisine 1 tatlı kaşığı ( ortalama 5 gram ) çemen otu tohumunu koyduktan sonra 3 saat bekleyip tohumları süzün. Soğuk demleme yöntemi ile elde ettiğiniz bu çayı ısıtarak da tüketebilirsiniz.
İkinci yöntem ise sıcak demleme yöntemidir. 250 ml suyu kaynattıktan sonra altını kapatın ve içerisine yine 1 tatlı kaşığı ( yaklaşık 5 gram ) çemen otu tohumunu ilave edin. Yaklaşık 20 dakika demledikten sonra tohumları süzerek tüketebilirsiniz.
Çemen otunun aşırı tüketildiği durumlarda gaz problemleri yaşanabilir. Bunun beraberinde baş dönmesi ve ishal gibi yan etkiler de gösterebilmektedir.
Cerrahi operasyonlar öncesinde kullanılmaması gerekir aksi takdirde kanamayı arttırabilir.
Ayrıca çemen otu üzerinde yapılan araştırmalarda kanda bulunan potasyum seviyesini düşürdüğü yönünde tespitler bulunmaktadır. Bu sebeple potasyum düşüklüğü olan kişilerin kullanması sakıncalı olabilir.
Hamilelik ve emzirme döneminde olan kişilerin kullanmadan önce bir doktora danışmaları gerekmektedir.
Diyabetli hastaların da belirtilen faydalar sebebiyle çemen otu kullanmadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerekmektedir.

Devamını Oku

MELİSA YAĞININ FAYDALARI NELERDİR?

Melisa otu, beyaz çiçekli, boyu 1 metreye yakın uzayan, genelde çok dallı yapıda, limoni bir kokusu olan ve uzun yıllar yaşayan bir bitkidir. Yaprakları hem çay yapımında hem de tıpta kullanılır.

İngilizce'de "melissa" olarak geçen melisa, Yunanca'da bal arısı anlamına gelen "melittena" sözcüğünden gelir.
Yaprakları senede iki kez çiçeklenmeden önce toplanır. Yapraklarının çiçeklenmeden önce toplanmasının sebebi, melisa bitkisinin kendine has limoni ve nanemsi kokusunun önemli bir kısmının açtıktan hemen sonra yitirmesidir. Bu yapraklar ince ince kıyılır. Ardından da, bol hava alan, Güneş'e direkt maruz kalmayan, gölge yerlerde kurutulur ve muhafaza edilir. Kurutulmuş melisa yaprakları 12 ay süreyle saklanabilir.


Melisa bitkisinin kokusu olmayan çeşitleri de vardır. Bu çeşitler tedavi amacıyla kullanılmaz.
Melisanın bir diğer adı oğul otudur. Bu isim kimi bölgelerde "kovan otu" olarak da geçer. Bu ismin sebebi, oğul arıların kovanlarından ilk ayrılışlarının ardından kendi kovanlarını yaparken bal yapmak için tercih ettikleri ilk bitkinin melisa olmasıdır.
Çok eski çağlardan beridir sinirleri yatıştıran etkisiyle bilinen melisa bitkisi, karın ve mide ağrılarını da yatıştırır ve hatta geçirir. Oğul otu ve kovan otu isimlerinin haricinde, halk tarafından "limon nanesi" ve "limon otu" isimleriyle de bilinen melisa bitkisi, stresle ilgili rahatsızlıkların tedavisinde de oldukça etkili ve rahatlatıcıdır.
Melisadan kokusu sebebiyle kozmetik sektöründe de yaygın olarak yararlanılır. Bu yönleri özellikle Avrupa'da melisayı daha değerli bir bitki haline getirmiştir. Çok nadir de olsa, az miktarlarda kullanılmak suretiyle yemeklere katıldığı da bilinmektedir.


Melisa Yağı Nedir, Nasıl Elde Edilir?

Melisa yağı, melisa bitkisinin çiçeklerinden, yapraklarından ve saplarından su buharı damıtımı (distilasyon) yöntemiyle el de edilir. 5 kg melisa otundan yaklaşık olarak 2 gram kadar melisa yağı elde edilir.
Melisa yağı, pek çok başka bitkisel yağ gibi uçucu niteliktedir. Tadı biraz acımsıdır. Her ne kadar melisa bitkisinin kurutulmuş yapraklarıyla yapılan çayı daha çok bilinse de, melisa yağının da birçok faydası bulunur. Melisa yapraklarından elde edilen bu yağda, ayçiçeği, fındık ve mısırdaki kadar fazla yağ miktarı bulunmasa da bu yağın da önemli özellikleri vardır.
Melisa yağının içeriğinde neler vardır?
Melisa yağının içerisinde, tanen, sitral, sitronellal ve linolal isimli maddeler vardır.

Melisa Yağı Nasıl Kullanılır?(DOKTORUNUZA DANIŞINIZ!)

Melisa yağı, pek çok bitkisel yağ gibi hem harici hem de dahili olarak kullanılabilir. Gelin bu kullanımlara birlikte bakalım.
Harici kullanımı:
  • Melisa yağı daha çok haricen kullanılır. Suyla seyreltilerek ya da başka bir baz yağ ile karıştırılarak cilde masaj yapılarak sürülebilir. Seyreltilmeden direkt olarak kullanılması çok fazla tavsiye edilmez. Özellikle endüstriyel olarak üretilmiş bitkisel yağların tenle direkt olarak temas etmemesi daha doğru olur. Fesleğen, badem, bergamot, zencefil, lavanta, papatya, gül, ylang-ylang ve biberiye yağları ile gayet ahenkli bir karışım oluşturabilir. 
  • Vücut losyonları ile kremlere de katılarak kullanımı söz konusudur. 
  • Banyo suyuna katılarak rahatlatıcı etkisinden faydalanılabilir. 
  • Melisa yağının zihinsel ve ruhsal faydaları da bulunmaktadır. Bu sebeple kokusundan faydalanılabilir. Ruhsal açıdan rahatlama sağlarken, aynı zamanda içinde olunan ortamın temiz ve hoş kokmasına da katkıda bulunur. Özellikle, uykudan evvel yastığa ya da giyilen pijamaya birer damla damlatılabilir. Yoga ve meditasyon gibi aktiviteler sırasında konsantrasyonu yükseltir. Son olarak, tercihe göre başka kokularla da karıştırılıp ev ve oda parfümü olarak da yararlanılabilir.
Dahili kullanımı:
  • Melisa yağı dahili olarak da kullanılabilir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta vardır; eğer evde yapılmadıysa, dışarıdan alınan bir ürünse, şişesinin üzerinde dahili kullanımının da olduğuna dair bir not bulunmalıdır. Çünkü, endüstriyel olarak üretilen bitkisel yağlar, içeriğindeki kimyasallarla vücuda zarar verme ihtimali olan yağlardır. Bu sebeple, onların dahili olarak kullanımı tavsiye edilmez. Tamamen organik olarak üretilmiş, şişesinde de bu durumun belirtilip dahili kullanıma müsait olduğu not edilmiş olan melisa yağları tercih edilmelidir.  
  • Dahili olarak kullanılacaksa, günde 2-3 damla miktarında tüketilmesi kafi olacaktır. İçerisindeki asit miktarının vücuda zarar verme ihtimali olduğu için, günlük olarak bu dozu geçmek çok doğru değildir. Tek başına değil, bir fincan suya ya da çaya, veyahut bala damlatılarak içilmesi tavsiye edilir. Soğuk suya, limonataya ve bazı alkollü karışımlara da oldukça yakıştığı bilinmektedir. Çok yüksek miktarlarda tüketilmesi sağlığa zarar verebilir.  

Melisa Yağının Genel Faydaları

  • Antioksidandır. 
  • Antibakteriyel ve antiseptiktir; mikropları ve zararlı bakterileri öldürür. 
  • Antiviraldir. 
  • Ateş düşürücüdür. 
  • Yatıştırıcı özellik gösterir. 
  • Hücre yenilenmesini destekler.  
  • Bağışıklık sistemini destekler. Vücudu bir kalkan gibi koruyarak hastalıkların daha çabuk atlatılmasına yardımcı olur. 
  • Soğuk algınlığını geçirmeye yardım eder. 
  • Bronşitin v nezlenin daha çabuk atlatılmasına olanak verir.  
  • Astım ve nefes darlığı şikayetlerini azaltmaya yardım eder. 
  • Boğaz ağrılarını geçirmeye yardım eder. 
  • Öksürüğü kesmeye yardımcıdır. 
  • Hıçkırık tuttuğunda rahatlama sağlayarak daha rahat ve kolay nefes alımını sağlar.  
  • Kansızlığın önüne geçer. 
  • Yorgunluğu alır. 
  • Kas ve mafsal ağrıların tedavisinde etki gösterir. 
  • Krampları geçirmeye yardım eder. 
  • Baş ağrısı ve migreni geçirmek konusunda çok başarılıdır.  
  • Bayılma durumunda ayıltıcı etki gösterir. 
  • Terleticidir. Bu özelliği sayesinde vücuttaki toksik maddelerin dışarı atılmasını kolaylaştırır. 
  • Kadınların regl düzenlerini destekler, regl gecikmelerini önler. 
  • Regl sebebiyle yaşanan ağrıların önüne geçer. 
  • Menopoz sırasında yaşanan huzursuzlukları ve rahatsızlıkları engellemeye de yardımcıdır. Bu sürece oldukça kolay bir şekilde girilmesine olanak tanır. 
  • Terlendiğinde de vücudun kötü kokmasını engeller.  
  • Kokusu sayesinde karınca, sinek ve böcek gibi haşereyi bulunulan ortamdan uzaklaştırmaya yardım eder. 
  • Cin tonik ve limonataya katıldığında çok hoş bir aroma açığa çıkarır. 
Melisa yağının zihinsel ve ruhsal ve sağlığa etkisi:
Melisa yağı, ruhsal anlamda bir uyanış sağlar. Citrus içerikli yağlar gibi, melisa yağının içerisindeki limoni ve çiçeksi notalar da zihni ve enerjiyi harekete geçirir. Ruhsal anlamda da büyük bir destekçidir. Endişeli, huzursuz ve çaresiz hissedenler için melisa yağının aromatik etkisi birebirdir. Melisa yağının bu etkilerine tek tek bakacak olursak:
  • Beyni besleyen damarları açar. 
  • Merkezi sinir sistemini destekler. 
  • Hafızayı güçlendirmeye yardımcıdır. 
  • Motivasyonu artırıcı etki gösterir. 
  • Konsantrasyon gerektiren aktivitelerin daha kolay ve rahat yapılmasını sağlar.  
  • Sinir krizi geçirme riskini azaltır. 
  • Vertigo, anksiyete ve depresyon tedavisinde etkili doğal bir antidepresandır. 
  • Sinir sistemini rahatlatarak stresin ortadan kalkmasına yardım eder. 
  • Ferahlatıcı ve yatıştırıcı etki sağlar. 
  • Gerginliği ve huzursuzluğu alarak sakinleştirici bir etki gösterir. 
  • Morali düzelterek mutluluğu tetikler ve umut aşılar. 
  • Uykusuzluk sorununun aşılmasına yardımcı olur ve uyku düzenini sağlar. 
Melisa yağının kalp ve damar sağlığına etkisi:
  • Kalp ve damar sağlığını genel anlamda destekler. 
  • Kalbi korumaya ve güçlendirmeye yardımcıdır. 
  • Yüksek tansiyonu düşürmeye yardım eder. 
  • Dolaşımı kuvvetlendirerek hızlandırır. 

Melisa Yağının Cilde Faydaları

  • Cildi temizleyip arındırmaya yardımcıdır. Cilt için en önemli faydası budur. 
  • Pek çok bitkisel yağ gibi doğal bir nemlendirici niteliğindedir. 
  • Çatlamış dudakların eski sağlığına kavuşmasına yardım eder. 
  • Antiseptik özelliği sayesinde iltihaplanmaları engellemeye yardım eder. 
  • Cildi besleyip gençleştirmeye, canlandırmaya ve pürüzsüz bir görünüm kazandırmaya yardımcıdır.  
  • Ciltteki kırışıklıkların azalmasına yardım eder. Bu etkisi için kremlere katılabileceği gibi buhar banyosu da yapılabilir.  
  • Siğil, sivilce, akne ve özellikle uçukların tedavisinde etkin rol oynar. 
  • Sedef ve egzama gibi deri hastalıklarının önüne geçmek için de etkilidir. 
  • Ciltteki yaraların iyileşmesine yardım eder.  
  • Yağlı ciltlerin yağ dengesini düzenler. 
  • Tırnaktaki ojeyi çıkarırken aseton etkisi de gösterir. Bu kullanımı da dahil olmak üzere, her halükarda biraz da olsa inceltilerek kullanılmasında fayda vardır.
Melisa Yağının Saça Faydaları
  • Saç derisinin kan dolaşımını hızlandırır. 
  • Yıpranmış, cansızlaşmış ve güçsüzleşmiş saçları iyileştirip daha sağlıklı uzamasına yardım eder. 
  • Saçlardaki kuruluğu, pul pul dökülmeleri, kırılma ve kopmaları engellemeye yardımcıdır.  
Melisa yağının sindirime faydaları:
  • Sindirim sistemiyle ilgili şikayetlerin azalmasına yardım eder.  
  • Mideyi kuvvetlendirir. 
  • Mide ülserinin tedavisinde etkilidir.  
  • Hazmı kolaylaştırır. 
  • Bağırsak parazitlerini düşürür. 
  • Antispazmodiktir, spazmları çözmeye yardım eder. Spazmların neden olduğu şikayetleri ortadan kaldırır. 
  • Karminatiftir, gaz söktürücü özellik gösterir. 
  • Şişkinlikleri alır. 
ÖNEMLİ:
  • Melisa bitkisine ve benzeri bitkilere alerjiniz varsa melisa yağı kullanmayın. Hassas ciltlerde deri enfeksiyonlarına yol açabilir. Cildin kızarmasına ve kaşınmasına sebep olabilir.  
  • Harici olarak kullanımdan önce seyreltmeyi unutmayın. 
  • Harici kullanımdan önce vücudunuzun ufak bir noktasında deneme yaparak alerjik reaksiyon geliştirip geliştirmediğinizi kontrol edin.  
  • Bu yağı kullandıktan sonra cildinizde bir alerjik reaksiyonun geliştiğini fark ederseniz, melisa yağını kullanmayı ivedilikle bırakın ve bir hekime başvurun. 
  • Bir hastalık sebebiyle ilaç kullanıyorsanız veya bir cilt rahatsızlığınız söz konusuysa, melisa yağını kullanmadan önce muhakkak hekiminize danışın.  
  • Aşırı miktarda ve çok sık kullanmayın. 
  • Göz tansiyonu (glokom) hastalığınız varsa melisa yağını kullanmanız tavsiye edilmez. 
  • Tahrişe sebebiyet verebileceği için gözünüzle temas ettirmeyin.  
  • Melisa yağını hamilelik ve emzirme süreçlerinde kullanmayın. Kullanmak isterseniz de önce doktorunuza sorup görüşünü alın.  
  • Bebeklere ve çocuklara kullandırmayın.
  • Melisa yağını oda sıcaklığında ve kuru yerde muhafaza etmeye dikkat edin.  
UYARI: Bu makaledeki bilgiler çeşitli yabancı kaynaklardan derlenek oluşturulmuştur. Tedavi amaçlı kullanımlar için lütfen doktorunuza danışınız.


Devamını Oku

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Son Yorumlar