kimdir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kimdir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

JAMES HELTIBRIDLE KİMDİR?

The Walking Dead 7. Sezon 9. Bölüm yayınlandığı gibi sürekli izleyicisi ve bağımlısı olan kitlesi dizi sonunda "James Heltibridle Anısına"  yazısını görünce birden şaşırdı ve arama motorlarında "James Heltibridle Kimdir?" aranmaya başladı.



James Heltibridle 

10 Kasım 2016 de vefat eden Heltibridle  Walking Dead'in oyuncusu ve ekibi tarafından sevilen bir film yapımcısıydı. Altı sezondan bu yana AMC serisinin sahne bölümünde çalıştı ve karanlık bir şekilde evine  giderken yolda geçirdiği kazada hayatını kaybetti.


James Heltibridle  geçirdiği kazada 28 yaşında geç bir yapım tasarımcısı idi. 29 Kasım 1988 'li olan Heltibridle 10 Kasım 2016 'da dünyaya gözlerini yumdu.

Twitter Hesabı


Devamını Oku

BERNİE WRİGHTSON KİMDİR?

The Walking Dead 7. Sezon efsane bir son bölüm ile , sezon arasına girdi. 8. sezon ne zaman gelir bilinmez ama 7. sezon çok iyi bitti. Sezon bölümü bitiminden hemen sonra "Bernie Wrighton Anısına" yazısını gördükten sonra direk arayışa girdik.


Bernie Wrightson Kimdir?

Wrighton 27 Ekim 1948'de Dundalk, Maryland'de doğdu. Amerikalı sanatçı, çizgi roman ve illustratör dü.Profesyonel çizgi roman yazarıydı. Bernie Wrightson 18 Mart 2017 yılında Teksas , ABD'de hayatını yitirdi.



Devamını Oku

İRFAN SAYAR KİMDİR?

İrfan Sayar, (Doğum: 1951 Manisa) ürettiği  Porof. Zihni Sinir karakteriyle tanınan teknoloji tutkunu bir karikatürist ve tasarımcıdır.

Manisa`da doğmuş İrfan Sayar, çocukken, çiftçi olan anne ve babasıyla köye gittiğinde, şehirden götüremediği oyuncaklarının yerine köyde çamur, ahşap şeklinde malzemeler kullanarak kendi oyuncaklarını üretmeye başladı. Bir süre sonrasında gerçek oyuncaklardan kendi yaptıklarından aldığı hazzı almadığını fark etti. İşte bir yaratıcılık öyküsü bu şekilde başladı.
Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Dekoratif Sanatlar Bölümü, Sahne ve Görüntü Sanatları İhtisas atölyesinden mezun oldu.



Akademinin ikinci dersliğindeyken  Oğuz Aral’la tanıştı. Gırgır dergisinde ustalaşmış olarak karikatür çizmeye başladı. (5 Ocak 1975) ayrıca Porof Zihni Sinir tipini buldu.(30 Ocak 1977) 5 arkadaşı ile beraber Mikrop dergisini çıkardı.

Daha sonrasında Hıbır dergisi yönetiminde bulunmuş oldu.
Sarkis Paçacı ve Ergün Gündüz ‘le beraber Hayal Mahsulleri Ofisi adıyla bir şirket kurup RR Resimli Roman dergisini çıkardı.

Karikatür-heykel çalışmalarında bulunmuş oldu.
Sonra gene arkadaşlarıyla beraber çıkardığı HBR Maymun dergisi kurucu ve yöneticisi olarak çalıştı.
100 orijinal karikatürden oluşan bir sergi açtı.

Arnavutköy’deki atölyesinde procelerin 3 boyutlularını üretmeye başladı. Www.Zihnisinir.Com sitesini yayına açtı. Vizontele filminin baş karakterinin bisikleti, atölyesi ve çeşitli elektronik ve mekanik aletlerini hazırladı.

Çeşitli reklam flimlerine özel efektler ve çizgi filimler yaptı.

"Porof. Zihni Sinir - Proceler" kitabı TÜBİTAK Popüler Bilim kitapları serisinden yayınlandı.
Arnavutköy’deki atölyesini taksim'de Lamartin caddesine taşıdı. 2008'in sonlarına doğru ise Cihangir'e taşıdı.  Imalathane, ofis ve showroom’u olan yeni yerinde çalışmalarına devam ediyor.
Uzun seneler boyunca TÜBİTAK Bilim ve Teknik dergisinde Porof. Zihni Sinir köşesinde çizdi.
Son olarak mezun olduğu okul: Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Dekoratif Sanatlar Bölümü, Sahne ve Görüntü Sanatları İhtisas atölyesi. İrfan Sayar psikiyatrist Dr. Gökben Hızlı Sayar ile evlidir, iki çocuk babasıdır.

Kitapları:

Porof. Zihni Sinir - Proceler,

TÜBİTAK Yayınları,

Porof. Zihni Sinir Proceler Külliyatı (İletişim Yayınları):


Taşıtlar ve Trafik sorunları ile İlgili Proceler, Ocak 2007, Ev Eşyaları ve Giyim Kuşam ile İlgili Proceler, Ocak 2007 Yazlık ve Kışlık Proceler, Ocak 2007, Eğitim, Kültür, Sanat ve İletişim Proceleri, Ocak 2008 Alet, Edevat, Askerlik ve tabanca Proceler, Mart 2009, Spor, sıhhat, yiyecek, İçmek Proceleri, Şubat 2010
Devamını Oku

HAKAN GÜRSU KİMDİR?

Doğumu: 1959, İstanbul Endüstriyel Tasarımcı, doktoralı öğretim üyesi 1959 yılında İstanbul'da doğmuş Hakan Gürsu, 1984 senesinde Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), sanayi Ürünleri Tasarımı Bölümü'nü birincilikle tamamladı. 1987 yılında Mimarlık Fakültesi, Bina Bilgisi Ana Bilim branşında Master derecesini aldı. 1988 senesinde başladığı Doktara çalışmasına; 1991 senesinde Japonya'da proje çalışmaları ile devam etmiş ve 1996 yılında Doktora derecesini tamamlamıştır.



Mucize Tekne - Volitan Nokta dönüşü yapabilen ilk deniz aracı olan Volitan'ı da tasarlayan Designnobis ekibinin kurucusu olan Dr. Hakan Gürsu, halen ODTÜ'de öğretim üyesidir. 2007 yılında, Volitan Tekne Tasarımıyla, hem deniz ulaşımı kategorisinde bununla beraber tüm ulaşım çalgıları kategorisinde Tasarım Oscarları olarak biri olan International Design Awards Ödüllü (IDA 2007) Yarışmasında birincilik elde etmiştir. Volitan Tekne, yakıtsız, yelkenli, ama rüzgarsız da yüzen başarılı bir tasarımdır. Volitan adı ve özellikleri için Hakan Gürsu diyor ki: “Volitan” Latince “hızlı yol alan” demek. Bir de bizim Akdeniz sahillerinde görülen bir ucan balığın adı. Bu balığın çok saygılı duyulacak bir performansı var. 200 metre falan suyun üzerinde gidiyor. Balığı da, kelimenin anlamını da çok sevdik. “Xmr21″ gibi bir isim yerine “Volitan” dedik. Ek olarak uluslararası yarışmalarda menşeinizi belirtecek her şeyden de kaçınıyorsunuz. Bunu hem etik açıdan yapıyorsunuz bununla beraber stratejik.

Volitan nasıl bir tekne?

Volitan’ın en üstün özelliği çok çevreci olması. Asla bir petrol ürünü yakıt kullanmıyor, asla karbondioksit atığı üretmiyor. - Herhangi bir limana girip yakıt almasına gerek olmadığı için Volitan’la hiç durmadan dünya turu yapabilirsiniz. - İçme suyu almanıza gerek yok çünkü tekne bir taraftan giderken bir yandan deniz suyunu tatlı suya çeviriyor. - Volitan neticeta bir yelkenli ama rüzgar esmediğinde de gidiyor. Çünkü üzerindeki o iki katı yelken aynı anda iki işe yarıyor: Rüzgar varsa yelken vazifesi görüp tekneyi yüzdürüyor. Rüzgar yoksa da tekneyi güneş ile dolaşabiliyor.

 Güneşle tekne gider mi? Volitan gidiyor. Çünkü teknede güneş enerjisiyle çalışan iki adet elektrikli motor var. Güneş varken o tepedeki iki panel sayesinde şarj oluyor ve rüzgar çıkmasa da, güneş batsa da tekneyi götürüyor. 

Hemen belirtelim motorun aküsü de öyle kurşun pil falan değil; o da çevreci, şu demek oluyor ki jel akü.  Volitan’ın hareket kabiliyeti inanılmaz. Olduğu yerde nokta dönüşü yapabilen ilk deniz aracı.  Volitan bir de kapanabiliyor… Üstte paneller, altta kanatları falan görünce “Ben geldim, boşaltın bu limanı” havasına hiç bakmayın çünkü sudaki kanatlarını teknenin altına toplayıp, yukarıdaki panellerini de tek parça yapabiliyor. - Çevreciliğin kurallarından biri de dayanıklı tüketim malı yapmak: Volitan’ın ömrü 80 yıl.  Volitan keyfine düşkün. 12 kişinin çok rahat yaşayabileceği, lüks yat kıvamında konfora sahip.  Volitan’ın tek eksiği pek duygusal bir havasının olmaması… “Mehtaplı bir gecede Burgaz açıklarında demirleme” hissi vermiyor. Ama aslına bakarsanız ABD’liler de “2040′ın teknesi” diyorlar Volitan için.
Devamını Oku

PİRİ REİS KİMDİR?

Piri Reis kimdir? Piri Reis’in hayatı ( 1465 – 1554 )

Piri Reis, (1465-70, Gelibolu - 1554, Kahire), Türk-Osmanlı denizci ve kartografı. Asıl adı Muhyiddin Piri Bey'dir. Künyesi Ahmet ibn-i el-Hac Mehmet El Karamani'dir.  ABD'yı gösteren Dünya haritaları ve Kitab-ı Bahriye adlı denizcilik kitabıyla tanınmıştır.

Karamanlı bir ailenin çocuğu olan Ahmet Muhyiddin Piri'nin ailesi II. Mehmed devrinde padişahın emri ile Karaman'dan İstanbul'a göç ettirilen ailelerdendir. Aile bir süre İstanbul'da yaşamış, sonrasında Gelibolu'ya göç etmiştir. Piri Reis'in babası Karamanlı Hacı Mehmet, amcası ise ünlü denizci Kemal Reis'tir.



Piri denizciliğe amcası Kemal Reis'in yanında başladı; 1487-1493 yılları arasında birlikte Akdeniz'de korsanlık yaptılar; Sicilya, Korsika, Sardunya ve Fransa kıyılarına meydana getirilen akınlara katıldılar. 1486'da Endülüs'te Müslümanların hakimiyetindeki son şehir olan Gırnata'da katliama uğrayan Müslümanlar Osmanlı Devleti'nden yardım isteyince o yıllarda deniz aşırı sefere çıkacak donanması bulunmayan Osmanlı Devleti, Kemal Reis'i Osmanlı Bayrağı altında İspanya'ya gönderdi. Bu sefere katılan Piri Reis, amcası ile beraber Müslümanları İspanya'dan şimal Afrika'ya taşıdı.

Venedik üzerine sefer hazırlığına girişen II. Beyazid'in Akdeniz'de korsanlık icra eden denizcileri Osmanlı birliğine katılmaya çağırması üzerine 1494'te amcası ile beraber İstanbul'da padişahın huzuruna çıktı ve birlikte donanmanın resmi hizmetine girdiler.

Piri Reis, Osmanlı Donanması'nın Venedik Donanması'na karşı sağlamaya çalıştığı deniz denetimi mücadelesinde Osmanlı birliğinde vapur komutanı olarak yer aldı, böylece ilk defa savaş kaptanı oldu. Yaptığı başarılı cenklerin sonucunda Venedikliler barış istediler ve iki devlet içinde bir barış anlaşması yapıldı. Piri Reis, 1495-1510 senelerinde İnebahtı, Moton, Koron, Navarin, Midilli, Rodos gibi deniz seferlerinde vazife aldı. Akdeniz'de yaptığı seyirler sırasında gördüğü bölgeleri ve yaşadığı vakaları, daha sonrasında Kitab-ı Bahriye adıyla dünya denizciliğinin de ilk kılavuz kitabı olma özelliğini taşıyacak olan kitabının taslağı olarak kaydetti.

“Piri Reis'in Kitabı Bahriye'sinde Rodos adası”

Piri Reis, 1511'de amcasının bir deniz kazasında ölümünden sonrasında Gelibolu'ya yerleşti. Barbaros Kardeşlerin idaresi altındaki donanmada halaoğlu Muhiddin Reis ile Akdeniz'de bazı seferlere çıktıysa da daha çok Gelibolu'da kalıp haritaları ve kitabı üzerinde çalıştı. Bu haritalardan ve kendi gözlemlerinden yararlanarak 1513 tarihli ilk dünya haritasını çizdi. Atlas Okyanusu, İber Yarımadası, Afrika'nın batısı ile yeni dünya ABD'nın doğu kıyılarını kapsayan üçte birlik parça, bu haritanın günümüzde elde bulunan bölümüdür. Bu haritayı dünya ölçeğinde önemli kılan, günümüze kalmamış olan[kaynak belirtilmeli], Kristof Kolomb'un ABD haritasındaki detayları içeriyor olması rivayetidir.

Barbaros Kardeşler, 1515 senesinde dünyanın en büyük deniz güçlerinden birisini oluşturmuş ve şimal Afrika'da fetihler yapmışlardı. Piri Reis, Oruç Reis'in kaptanlarından birisi olarak hediye sunmak üzere yardımını bekledikleri Yavuz Sultan Selim'e gönderildiğinde Yavuz'un yardım olarak verdiği iki savaş gemisi ile geri döndü. Piri Reis, 1516-1517 yıllarında İstanbul'a vardığında yine Osmanlı birliğinin hizmetine girdi; Derya Beyi (Deniz Albayı) rütbesini aldı ve Mısır seferine gemi komutanı olarak katıldı. Donanmanın bir kısmı ile Kahire'ye geçip Nil ırmağını çizme fırsatı buldu.

Pîrî Reis, İskenderiye'nin ele atlatılmasında gösterdiği başarılar ile padişahın övgüsünü kazandı ve sefer esnasında haritasını padişaha sundu. Günümüzde bu haritanın bir parçası mevcuttur, diğer parçası kayıptır. Bazı tarihçilere gore, Osmanlı padişahı dünya haritasına bakmış ve "Dünya ne kadar ufak..." demiştir. Sonra da, haritayı ikiye bölmüş ve "hepimiz doğu tarafını elimizde tutacağız.." demiştir.. Padişah, daha sonra 1929'da bulunacak olan öteki yarıyı atmıştır. Bazı kaynaklarca, günümüzde bulunamamış olan doğu yarısını, Hint Okyanusu'nun ve onun Baharat yolunun denetimünü ele geçirmek için Padişahın yapacağı olası bir sefer için kullanmak istediği bile iddia edilmektedir.
Devamını Oku

PLATON KİMDİR?

Platon kimdir? Platon’un Hayatı (M.Ö. 427 – 347)

Platon felsefe tarihinin ilk sistemli filozoflarından olup bilimden sanata, matematiğe kadar bir çok konu hakkında düşünceleri olan önemli bir filozoftur. Platon(Eflatun) Platon Arapçada P harfinin olmamasından dolayı Arap dünyasında Eflatun olarak anılmaktadır.



Platon ya da Eflatun  Antik klasik Yunan filozofu, matematikçi ve batı dünyasındaki ilk yüksek öğretim kurumu olan Atina Akademisinin kurucusu. Bu akademi aynı zamandan günümüzdeki çağıl üniversite oluşumunun başlangıcı olarak da kabul edilir. Platon, akıl hocası Sokrates ve öğrencisi Aristoteles ile beraber bilim ve Batı felsefesinin temellerini attı. Platon, Sokrates'in öğrencisiydi. Sokrates'e ilişkin bilgilerin çoğu Platon'un diyaloglarından edinilmiştir. Asıl adı Aristokles olan düşünür, geniş omuzları ve atletik yapısı sebebiyle, Yunanca Platon (geniş) lakabı ile anıldı ve tanındı.

Soylu bir aileye mensup olan Platon, M.Ö. 428 yılında Atina'da doğmuş ve iyi bir eğitim görmüştür. 20 yaşlarında Sokrates'le karşılaşınca felsefeye yönelmiş ve hocasının ölümüne kadar (M.Ö. 399) sekiz yıl boyunca öğrencisi olmuştur; hocası ölünce, öteki öğrencilerle beraber Megara'ya gitmiş fakat burada uzun süre kalmayarak önce Mısır'a, oradan da Pythagorasçıların etkili oldukları Sicilya ve güney İtalya'ya geçmiştir.

Platon'a göre, insanlar bir mağaranın içinde yaşarlar ve yüzleri mağara girişinin karşısında bulunan duvara dönük olduğu için bir tek ve bir tek buraya düşen gölgeleri görebilirler; duyumlarımız yoluyla varlığından haberdar olduğumuz bu görünümler, gerçek değil, gerçeğin iyiden iyiye bozulmuş gölgeleridir; gerçeği görmek isteyen bir kimsenin, akıl yoluyla duyusal zincirlerden kurtularak başını mağaranın girişine çevirmesi ve orada geçit töreni yapmakta olan ideaları, doğrusu görüntülerin oluşumunu sağlayan gerçek biçimleri seyretmesi gerekir.

 Bu yüzden bu alem de duyumsadığımız varlıklar birer gölgedir ve asıl var olan şeyler, bu gölgeler ve bu yanılsamalar değil, onların ardındaki ölümsüz idealardır. örneğin bir at ne kadar olağanüstü olursa olsun, zaman içinde bozulur ve kaybolur; oysa at ideası ezelî ve ebedîdir, değişmez.
Eflatun, eserlerini diyaloglar biçiminde yazmıştır. Diyaloglardaki baş erkek oyuncu çoğunlukla Sokrates’tir. Sokrates insanlarla görüşlerini tartışır ve onların görüşlerindeki tutarsızlıkları ortaya koyar. Eflatun çoğunlukla görüşlerini Sokrates’in ağzından açıklamıştır.



Eflatun’un felsefesini, beş önemli kuram içinde toplamak mümkündür. Bunlar, “data”, “idealar”, “ruhun ölümsüzlüğü”, “evrendoğum” ve “devlet” ile ilgili kuramlarıdır. Eflatun, tüm yaşamı süresince hocası Sokrates’den edindiği esin ile gerçek bir terbiyeci olarak kalmış, tüm bu kuramları, etik ağırlıklı görüşlerle irdeleyerek geliştirmiştir. Sokrates ve Eflatun’a nazaran felsefenin ana ereği, insanın mutluluğu ve yetkin yaşamcığının sağlanmasıdır. Yetkin bir yaşam, ancak erdemli bir yaşam sürmekle elde edilebilir. Erdemin temeli “informasyon”, özü “idealar kavramı”, öne sürülen nedeni “evrendoğum”, güvencesi “ölümsüzlük”, yaşamsal sığınağı “devlet”tir.



Eflatun, elli senelik uzun bir süre süresince bu kuramsal yapıyı düşünmüş, ilintili felsefi meselelerle didişmiş ve ayrıca görüşlerini düzeltip olgunlaştırmıştır. Bundan dolayı Eflatun felsefesinin incelenmesi açısından en akılcı yol, bu değişiklik ve gelişmeyi takip ederek, öğretinin geçirdiği evreleri anlamaya çalışmaktır.
Devamını Oku

SOKRATES KİMDİR?

Sokrates M.Ö. 469-399 yılları içinde Atina' da doğmuş  yaşamış olan ünlü Antik Yunanlı düşünür, filozoftur. Babası heykeltıraştır. Kendisi ve halkının ahlakça olgunlaşması için yaşamını adamıştır. Tüm insanlık tarihinde saygın sofist olarak kabul edilmektedir. Matematik, geometri, astronomi ve siyaset bilgisi ile felsefe konularında eğitimler vermiştir.  Yunan Felsefesinin kurucularındandır. Platon´un hocası olan Sokrates, görüşleri, tartışmaları yeni iktidarın temsilcileri tarafınca beğenilmediği için, yeni tanrılar icat etmiş olduğu, görüş ve tartışmalarıyla, gençleri baştan çıkardığı nedeni öne sürülerek ölüme mahkum edilmiştir.



Yaşamı ve düşünceleri ile ilgili bilgiler Aristophanes benzer biçimde çağdaş yazarlar, Platon ve Ksenophon şeklinde ardıllarının yazdıkları ve Sokrates’in ölümünden on beş yıl sonra dünyaya gelen Aristoteles’in dolaylı anlatımlarıyla günümüze ulaşmıştır.

Sokaklarda ve caddelerde eğitim yapmış, öğrencilerinden para almamıştır. Evreni anlamadan önce bizler kimiz? Bu sorunun cevabını bulmak lazım derdi. Ona nazaran, ergonomik terbiye kurallarını öğrenmek isabetli olmaktadır. Sokrates, bu yönü ile kuramsal bilim ve uygulamalı bilim tartışmasını da açmış olacaktı. Ek olarak bir anlambilimcidir. Anlamı olmayan kavramların ve terimlerin kullanılmasını hep sakıncalı bulmuştur. Her bilgide anlamların ve kavramların, açıkça anlatılması gerektiğine inanmış ve önemli katkılar sunmuştur.  Basık burunlu, patlak gözlü ve göbekli bir adamdır. Alçakgönüllü alışkanlıkları ile Yunan gençleri üzerinde yüksek bir etkiye sahip olmuştur. Onun gibi yalınayak gezerler, uzun saçlı ve aç olmaları nedeni ile Sokrateslik taslamak deyimi yerleşmiştir. Sokrates, yazılı bir kaynak bırakmamıştır.

Ahlak felsefesinin kurucusu olarak biri olan Sokrates, M.Ö. 399 yılında açılan dava ile Yunanistan’a yeni tanrılar getirmeye çalışmakla suçlanmıştır. Bu suçlamalar yüzünden ölüme mahkum edilir. Zehir içerek ölmüştür. Yunan felsefesinin en büyük filozofu Sokrates’in ölümünden sonrasında, onun anısını canlı tutmak için, eserler kaleme alınmış ve bazı okullar kurulmuştur. Bu okulların içinde Megara, Kinikler, Kirene ve Elis-Eteria okulunu sayabiliriz. Bu okullarda, Sokrates’in düşünceleri geniş bir şekilde anlatılmıştır. Terbiye felsefesinin baş tacı edildiği okullardan Megara, Platon’un Sokrates’den sonra devam etmiş olduğu okuldur. Bütün bu okullar, Sokrates’in soylu yaşamını, bu yaşamdan alınacak dersleri ve insan yaşamında felsefenin yerini vurgulamaktadır.

Eski Atina devletinde davalara sayıları davanın önemine göre klanlardan seçilmiş yargıçlar bakardı.
Sokrates’in davasına 500 yöresinde yargıç baktı. Suçlular genel anlamda hitabet kabiliyetleri ile yargıçları etkileyip beraat ederdi. Bu nedenle ağzı iyi söz yapanlar para karşılığı davalılara müdafa yazardı. Sokrates hitabet yerine en iyi bilmiş olduğu diyalektiği sorgulama yöntemini kullandı. Kendini savunmayı ve yargıçlardan af dilemeyi değil fikirlerini savundu. Ölüm cezasının değiştirilmesini dilemedi. İdamı Atina’nın kutsal günü olduğu için ertelendi. Kendisi zindana atıldı.

Zindanda asla bir koruma bırakılmamıştı. Öğrencileriyle birlikte sohbet etti. Kaçması teklifini geri çevirdi. Kaçsaydı kabahatlı ve hain kabul edilecekti. Kaçmadı, ve nebat zehri içirilerek idam edildi. Öldükten hemen sonrasında Atinalılar yapmış oldukları hatanın farkına vardılar. Kendisini dava edenlerden birisini yargılayıp idam ettiler ötekini sürgüne gönderdiler. Sokrates’in büstünü yapmış olup Atina Tapınağına koydular. Davayı izleyen öğrencisi Platon, savunmasını Sokrates’in Savunması adı altında kitaplaştırdı ve bu yapıt günümüze kadar geldi.
Devamını Oku

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Son Yorumlar